Resmi adı: Afganistan İslâm Cumhuriyeti
Baİkenti: Kâbil (Nüfusu: 1.500.000)
Dişer önemli İehirleri: Kandehar (300.000), Herat (200.000), Kunduz, Celalabad, Pencap, Bedahşan, Belh, Mezarı Şerif,
Gazne, Çarikar, Farah ve Bamiyan.
Yüzölçümü: 652.225 km2.
Nüfusu: 27.000.000 (Yaklaşık) Halkın % 16'sı şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 44 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı
binde 164'tür. Nüfusun % 44'ünü 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.
Km2 baİına düİen insan sayısı: 41
Nüfus artıİ hızı: % 5 (İç savaşta nüfus çok fazla artmamıştır.)
Etnik yapı: Nüfusun % 42'sini Afganlar, % 24'ünü Tacikler, % 12.5'ini Türkler, % 8'ini Moğolca konuşan Hazaralar, % 4.2'sini
Farisiler (İranlılar), % 3.4'ünü Aymaklar, % 1.7'sini Beluciler, kalanını da Paşayiler, Kızılbaşlar, Nuristanlılar, Brahuiler, Hintliler,
Ariler ve bunların dışında kalan küçük etnik unsurlar oluşturur. Afganların kuzeydeki kabilelerine Pehtun, güneydekilerine de
Peştun denmektedir. Tacikler Fars lehçelerinden olan Dari (Tacik) lehçesini konuşurlar. Türkler içinde en kalabalık kitle
Özbeklerdir. Özbeklerin genel nüfusa oranları % 9.2'dir. İkinci sırada Türkmenler gelir. Diğer Türk boyları ise Kırgızlar, Kazaklar,
Kıpçaklar, Karluklar, Karakalpaklar, Çağataylar, Uygurlar ve bunların dışındaki küçük gruplardır.
Dil: Resmi dil Peştuca ve Tacikçedir. Nüfusun yarıdan çoğu Peştuca, dörtte bire yakın bir kısmı da Tacikçe konuşur. Bunun
yanı sıra azınlıkların dilleri de konuşulmaktadır. Özbekçe, Türkmence, Belucice, Paşice ve Nuristanice milli dil olarak kabul
edilmiştir. Bu diller ilk öğretimde kullanıldığı gibi, bu dillerle yayın da yapılabilmektedir.
Din: Afganistan'ın resmi dini İslâm ve halkın % 99'u Müslümandır. Müslümanların yanı sıra az sayıda hindu, sih ve yahudi
yaşamaktadır. Müslümanların büyük çoğunluğu sünni hanefidir. Ayrıca % 9 oranında Caferiye şiası ve % 2 oranında İsmailiyye
şiası mevcuttur.
Coşrafi durumu: Bir Ön Asya ülkesi olan Afganistan, kuzeyden Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan, kuzey doğudan Çin,
doğu ve güneyden Pakistan, batıdan İran'la çevrilidir. En yüksek yeri Tinç Mir (7699 m.)'dir. En önemli akarsuyu Hilmend'dir.
Yine Amuderya, Kokça, Kunduz ve Kâbil adlı akarsuları bulunmaktadır. Bunların dışında küçüklü büyüklü çok sayıda akarsuyu
mevcuttur. En önemli gölleri Sarıgöl, Cakmaktın, Sıva gölü, Bendi Emir gölü, Abı İstade ve Namus gölü adlı gölleridir.
Afganistan topraklarının önemli bir kısmı dağlıktır. Kuzey doğusunu Hindukuş dağları kaplar. Bu dağların ülkenin değişik
bölgelerine doğru uzanan kolları bulunmaktadır. Ayrıca güneyde Süleyman, kuzeyde Bendi Türkistan dağları mevcuttur. Güney
batı bölgeleri geniş çöllerle kaplıdır ve buralarda çöl iklimi hâkimdir. Topraklarının % 12'si tarım alanı, % 46'sı otlak, % 3'ü
ormanlık, kalanı dağlık ve bozkırdır. Ülke genelinde sert bir bozkır iklimi hâkimdir. Başkent Kâbil'de yıllık sıcaklık ortalaması
12.5 derece, yıllık yağış ortalaması 317 mm'dir. Kandahar'da bu oran 17.9 derece/178 mm'dir.
Şdari bölünüİ: 31 ile ayrılır.
Tarihi: İslâm, Afganistan'a Hz. Osman (r.a.) veya Muaviye (r. a.)'nin Basra valisi Abdurrahman ibnu Semure'nin bu ülkeye
gönderilmesiyle ulaşmıştır. Afgan halkının İslâm'la tanışmasından sonra bu din onların arasında hızla yayılmaya başladı. Daha
sonra ülke kabile başkanlarınca yönetildi. 9. yüzyılın ikinci yarısında büyük bir kısmı Sâmâniler'in eline geçen Afganistan'da daha
sonra Gazneli Devleti kuruldu. Gazneliler'in ardından Selçuklular'ın hâkimiyetine girdi. Sonra sırasıyla Gurlular'ın,
Harezmşahlar'ın, Moğollar'ın, Bâbürlülerin, Abdâliler'in, Safeviler'in ve daha başka küçük hanlıkların hâkimiyetinde kaldı.
Bunların bazıları bugünkü Afganistan topraklarının sadece bir kısmına hâkim olabildiler.
Afgan kabilelerini birleştirerek ilk milli Afgan devletini kuran kişi Ahmed Şah Durrani'dir. Ahmed Şah Durrani, o zaman
Afganistan'ı elinde tutan İran şahı Nâdir'in 1747'de öldürülmesinden sonra Kandehar'ı ele geçirdi ve zamanla hâkimiyet sınırlarını
genişletti.
1839'da İngilizler Sihlerle işbirliği yaparak Afganistan'ı işgal ettiler. Ancak o zamanki Afgan hükümdarı Dost Muhammed,
İngilizleri ülkeden çıkardı. Bununla birlikte İngiliz işgali ülkedeki birliğin bozulmasına ve dağınıklığa yol açtı. Bunu sonraki
yıllarda iç karışıklıklar izledi. İngilizler Ruslar'la işbirliği yaparak 1878'de ülkeyi ikinci kez işgal ettiler. Bu ikinci işgal 1880'de
sona erdi. Bu tarihte Abdurrahman Han, Afgan tahtına geçti. Abdurrahman Han sağlığının bozulması sebebiyle tahtını 1901'de
oğlu Habibullah'a bıraktı. Habibullah'ın 19 Şubat 1919'da öldürülmesi üzerine yerine yenilik yanlısı oğlu Emanullah geçti.
Emanullah Han'ın Ruslar'a yaklaşması İngilizlerle arasında savaş çıkmasına yol açtı ve bu savaş 8 Ağustos 1919'da Ravalpindi
Anlaşması'yla sona erdirildi. Emanullah Han'ın reformları ülkede isyanlara yol açtı ve bu isyanlar onu ülkesini terk etmeye zorladı.
Onun ülkesini terk ettiği sırada Afganistan'ı İnayetullah Han yönetti. Bunun üzerine daha önce Emanullah Han'ın Fransa'ya sürgün
ettiği eski ordu kumandanı Nadir Han Afganistan'a dönerek isyanı bastırdı ve ülkede yeniden birlik sağladı. Bu başarısıyla halkın
desteğini kazanan Nadir Han 16 Ekim 1929'da Afganistan tahtına geçirildi. Nadir Han, halkın karşı çıktığı reformlardan uzak
kalarak İslâm alimlerine de danışmak suretiyle ülkede İslâmi bir düzen kurmaya çalıştı. Onun 31 Ekim 1931'de yürürlüğe koyduğu
anayasa bazı küçük ilavelerle 1964'e kadar yürürlükte kalmıştır. Nadir Şah 1933 Kasım'ında öldürülünce yerine oğlu Zahir Şah
geçti. Zahir Şah, 1947'de kurulan ve kendisi için bir tehlike olarak gördüğü Pakistan'ın İngilizlerce desteklenmesi üzerine
Sovyetler Birliği'ne yaklaştı. Sovyet yönetimi bunu çok iyi değerlendirerek Afganistan ordusu içinde kendine taraftar yetiştirdi.
Bundan rahatsız olan Zahir Şah, Sovyet nüfuzunun daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla başbakanı Davud Han'ı görevden