Ayet: 21
(Allah’ın ayetleri inkar edenler) Yani Kuran’ı yalanlayanlar ki onlar yahudi ve hristiyanlardır. (Nebileri haksız yere öldürenler,
insanlardan adaletle emredenleri öldürenler..... O işte onları elim bir azapla müjdele).
Hamza, ikinci “öldürenler; ve yektulüne” kısmı “savaşanlar; ve yukatilüne” şeklinde okumuştur. İbni Cüreyc der ki: Beni İsrail
(nebilerine)1 kitap gelmiyor, vahiy geliyordu. Onlar da kavimlere bunları bildirip hatırlatınca onları öldürüyorlardı. Yine, bu
peygamberlere uyan onları tasdikleyen bazı kişler kavimlerine hatırlatma işlemini yapyorlar ve onlar tarafından öldürüyorlardı. İşte
bu ikinci kişiler de Kuran’da ifade edilen “insanlardan adaletle emredenler”dir.
(1) Parantez içi 1. nüsha yazmada yoktur.
Bize Ebu Said eş-ğürayhi, O’na Ebu İshak es-Salebi, O’na Abdullah el-Huseyn bin Muhammed bin Muhammed bin Fenceveyh
ed-Deynuri, O’na Ebu Nasr Mansur bin Cafer en-Nehavendi. O’na Ahmed bin Yahya bin el-Carud, O’na Muhammed bin Amr
Hayyan, O’na Muhammed bin (Humeyr)2 Ona beni Esed’in kölesi Ebu’l-Hasin nakletti. O’da Mehlul, O Kabise bin Züeyb el-
Huzai, O Ebu Ubeyde bin Cerrah’dan (r.a.) O’nun şöyle söylediğni nakleder: Allah Resul’üne (s.a.v.):
“Kıyamet günü hangi insanlar daha çetin azaba düçar olacaklar? diye sordum, buyurdu ki:
“Bir nebiyi veya iyiliği emredip kötülükten akıyan bir kişiyi3 öldürendir”, buyurdu ve ardından; “ve nebiler haksız yere
öldürüler....” ayetini “onlara hiçbiri yardımcı bulunmayacaktır” ifadesine kadar okudu. Sonra şöyle buyurdu: “Ey Ebu Ubeyde!
İsrail oğulları bir günün başında bir saatte kırküç nebiyi öldürdüler. Bunlara iyiliği emreden kötülükten alıkoyan İsrail oğullarında
yüzoniki Allah’ın sevgili kulunu da o günün akşamına doğru öldürdüler. İşte Allah’ın kitabında söylediği ve onlar hakkında ayet
indirdiği kimseler bunlardır.”1
(2) Bu 1. nüsha yazmada Numeyr şeklindedir, ancak hatalıdır.
(3) Bir kişiyi; Reculen” kelimesi mansuptur. Yani; nebiyi ve bu kişiyi öldüren kişi. Taberinin rivayeti; “reculun emere bil münkeri
ve neha anil- maruf” şeklindedir. Buna göre anlamı: En çetin azaba düçar olacak kişi nebi öldüren ve kötülüğü emredip iyilikten
alıkoyan kişidir, şeklinde olur.
(1) Bunu Taberi tefsirinde; (6/ 285-286) zikretti, Suyuti ibni Ebi Hatim’e nisbet etti. (Ed-Dürrül mensur; 2/168) İbni Hacer el- Kafi
eş-ğaf da şöyle der: Bunu Bezzar, Taberani, İbni ebi Hatim ve Es-Salebi bu yolla rivyet ettiler. Senette Esed oğullarının azatlı
kölelerinden ebu’ l-Hasen vardır. O ise durumu meçhul olan, güvenilir olup olunmadığı bilinmeyen bir ravidir. Bkz.: el-Kafi eş-ğaf
s.25.
(İşte onları elim) acı verici (bir azapla müjdele) yani haber ver. “Febeşşirhüm; işte onları müjdele” cümlesinin başındaki “F”
“İnne”nin cevabı olarak gelen “beşşirhüm” cümlesinin başına gelmiştir. Bu sadece inne’nin haberi bir cümle olduğunda olur.
Yoksa örneğin; “İnne Zeyden fekaimun” denilmez. Çünkü burada “F”den sonrası cümle değil kelimedir.
Ayet: 22
(Onlar öyle kimselerdir ki, onların yaptıkları dünyadaki ve ahirette yanmıştır) yani batıl olmuş, yok olmuştur. (Onların yardımcları
da yoktur). Amelin dünyada yok olması onun kabul edilmeyişi, ahirette yok oluşu ise mükafaatının verilmeyişi şeklindedir.
Ayet: 23
(Kitaptan bir nasip verilenleri) Yani: Yahudileri (görmedinmi ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağrılıyorlar da,
sonra onlardan bir grup yüz çevirir. Onlar zaten hakikatten yüz çevirmeyi adet edinmiş kişilerdir).
Kitaptan ne kastedildiği hususunda farklı görüşler vardır. Katade:Kitap Kur’an, yüz çevirenler de ona çağrılan ve ondan yüz
çeviren yahudilerdir. Dahhak ibni Abbas’tan (r.a.)bu ayet hakkında şu sözünü nakleder:Allah (c.c.)Kuran’ı onlarla Peygamber
(s.a.v.) arasında hakem tayin etti. Kuran yahudi ve hristiyanlar hakkında, onların doğru yol üzere olmadıkları şeklinde hükmetti.
Onlar da bundan yüz çevirdiler. Bazıları da Kitaptan kastedilenin Tevrat olduğunu söylemişlerdir. Nitekim Said bin Cübeyr ve
İkrime ibni Abbas’tan (r.a.), O’nun şöyle söylediğini naklederler:Allah Resul’ü (s.a.v.) Yahudilerden bir grubun bulunduğu
Midris’in evine girdi ve onları Allah’a davet etti. Nuaym bin Amr ve el-Haris bin Zeyd;
“Sen hangi din üzeresin ey Muhammed?” dediler. O da:
“İbrahim’in dini üzere”, buyurdu. Onlar:
“İbrahim yahudiydi”, dediler. Allah Resulü (s.a.v.):
“Öyleyse Tevrat’a gelin. O bu konuda sizinle benim aramda hakemdir”, buyurdu. Onlar bundan kaçındılar. Allah da (c.c.) bu ayeti
indirdi.1
(1) Hadisi, Taberi tefsirinde; (6/228,229) ibni Abbas’tan, ibni Hişam Siret’inde; (2/201) zikretti. Suyuti bunu aynı zamanda ibni
Münzir ve ibni ebi Hatim’e nisbet etti. Bkz.: ed-Dürrül’Mansur: 2/170, Esbab en-Nüzul: s. 131.
El-Kelbi’nin Ebi Salih’ten O’nunda ibni Abbas’tan (r.a.) rivayetine göre hayberlilerden bir erkekle bir kadın zina yaptılar.
Yahudilerin kitabında bunun cezası olarak taşla öldürmek (recm) vardı. İkisinin de soylulardan olmaları nedeniyle onları recm
etmek istemediler. Durumu Allah Resul’üne (s.a.v.)intikal ettirdiler. O’nun cezasının daha hafif olacağını umuyorlardı. O ise recm
cezasıyla hükmetti. Nu’man bin Evfa ve Buhra bin Amr:
“Onlara zulmettin ey Muhammed, cezaları recm değildir”, dediler. Allah Resul’ü de (s.a.v.):
“Sizinle aramızda Tevrat hakemdir” dedi. Onlar:
“O durumda insaf etmiş, adaletle davranmış olursun”, dediler. Allah Resul’ü (s.a.v.):
“Tevrat’ı en çok bileniniz kimdir?” diye sordu. Onlar:
“İbni Süriya denilen fedekte oturan kör bir adam”, dediler. Ona haber gönderdiler. O da Medine’ye geldi. Cebrail (a.s.)
Peygamber’e (s.a.v.) onun niteliklerini bildirmişti. Allah Resul’ü (s.a.v.):
“Sen ibni Suriya mısın?” diye sordu. O:
“Evet”, diye cevap verdi. O (s.a.v.):
“Sen Yahudilerin en alimi misin?” diye sordu. O: