Bize Abdulvahhab b. el-Hatib, O’na Abdulaziz b. Ahmed el-Hılal, O’na Ebu’l-Abbas el-Esamm, O’na Rebi, O’na ğafii, O’na ibni
Uleyye (veya başkası), O’na Yunus, O’na Hasan-ı Basri, O’na Cabir (ra) şöyle anlattı: “Peygamber (s.a.v.) bir defa öğle namazını
insanlarla, düşmandan korku durumunda hurma ağaçları arasında kıldı. Bir grupla iki rekat kıldı ve eslam verdi. Sonra diğer grup
geldi ve onlarla da iki rekat kılıp selam verdi.”2
(2) Bunu ğafii Müsned’de: 1/176, 177; Nesei korku namazında: (3/178). Darekutni Namaz’da, korku namazı babında: (2/61)
rivayet etti. Bunda Hasan-ı Basri’nin “filandan” ifadesi vardır.
Ancak Huzeyfe’den (ra), Peygamber’in (s.a.v.) korku namazını, bir grupla bir rekat diğer grupla bir rekat şeklinde kıldığı ve
onların bunun dışında birşey kılmadıkları rivayet edilmiştir.3 Bunu ayrıca Zeyd bin Sabit rivayet etmiş ve: Onlar birer rekat kılmış,
Resulullah (s.a.v.) ise iki rekat kılmış oldu demiştir.1
(3) Bunu Ebu Davud Korku namazında, imam her bir grupla birer rekat kılar ve onlar başka birşey kılmazlar babında: 2/70. Nesei
korku namazı kitabının başında: 3/168. Tahavi: (1/183); Taberi; (no: 10331) 9/135. Hakim: 1/335 (Hakim bunun sahih olduğunu
belirtti. Zehebi de bu görüşüne muvafakat etti); Ahmed Müsned’de: (5/385, 399) rivayet etti. Suyuti bunu ibni Ebi ğeybe Abd b.
Humeyd ve ibni Hibban’a nisbet etti. Bkz:ed-Dürrül-Mensur: 2/661. ğerhu’s-Sünne: (4/284).
(1) Bunu Ebu Davud; Korku namazında, herbir grupla birer rekat kılar diyen babında: 2/71. Nesei korku namazında: (3/168)
rivayet etti. Ayrıca bkz: ğerhu’s-Sünne: 4/285.
Bazıları bu rivayetleri “korkunun şiddetli olması durumu” ile tevil ettiler ve:Bu durumda farz olan bir rekattır, dediler.
Çoğu ilim ehli ise korkunun, rekatların sayısını düşüremeyeceği görüşündedirler.
Düşman kıble istikametinde ise ve müslümanlara saldıracak olsalar onları görebileceklerse imam namazı hepsiyle birlikte kılar ve
secdedebir kısmı bekçi olarak ayakta bekler. ğu rivayet bunu açıklamakadır: Bize imam Ebu Ali el-Hüseyin bin M. el-Kadi, O’na
Ebu Nuaym el-İsferayini, O’na Ebu Avane el-Hafız, O’na Ammar, O’na Yezid b. Harun, O’na Abdulmelik b. Ebi Süleyman, O’na
Ata, O’na Cabir (ra) şöyle anlattı: “Resulullah (s.a.v.) korku namazı için kalktı. Biz de arkasında iki saf olduk. Düşman bizimle
kıble arasındaydı. Resulullah (s.a.v.) tekbir getirdi. Biz de hep birlikte tekbir getirdik. Sonra ruku etti.Biz de hep birlikte ruku etti.
Sonra başını rukudan kaldırdı. Biz de hep birlikte kalktık. Sonra o ve önceden arkada olup da sonra öne geçen saf secdeye gitti.
Son saf ise düşmanla savaşa hazır bir şekilde ayakta bekledi. Resulullah (s.a.v.) secdelerini bitirip kalktıktan ve ilk saf da kaltıktan
sonra son saf secdeye gitti. (Sonra kalktılar sonra)2 arka saf öne, ön saf ise arkaya geçti. Sonra Peygamber (s.a.v.) ruku etti. Biz de
hep birlikte ruku ettik. Sonra başını rukudan kaldırdı. Biz de hep birlikte kalktık. Sonra o ve önceden arkada olup da sonra öne
geçen saf secdeye gitti. Son saf ise düşmanla savaşa hazır bir şekilde ayakta kaldı. Resulullah (s.a.v.) ve ilk saf secdelerini bitirince
arka saf secdelerini etti. Sonra Resulullah (s.a.v.) selam verdi. Biz de hep birlikte selam verdik. Cabir (ra) der ki:“İşte şu
bekçilerinizin yöneticilerinize yaptıkları3 gibi.”
(2)Parantez içi 1. yazma nüshada şu şekilde geçmektedir: “Sonra kalktı ve tamamladı”.
(3) Bunu Müslim; Yolcu namazında, korku namazı babında (no: 840) 1/574. Müellif ğerhu’s-Sünne’de: (4/291) rivayet etti.
Bil ki; korku namazı çoğu ilim ehline göre Peygamber’den (s.a.v.) sonra da caizdir. Bazılarından bunun caiz olmadığı rivayet
edilmiş olsa da, bunun hiçbir gerekçesi yoktur.
İmam Ahmed b. Hanbel (ra) der ki:Korku namazı bablarında rivayet edilen her hadisle amel etmek caizdir. Bunun altı veya yedi
şekli rivayet edilmiştir.
Mücahid,4 bu ayetin nüzul sebebi hakkında ibni Ayyaş ez-Zurki’nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir:Resulullah’la (s.a.v.) birlikte
Asefan’da idik. Kafirlerin başında Halid b. Velid bulunuyordu. Öğle namazını kıldık. Müşrikler: “Onlar namazda iken saldırırsak
çok iyi bir kazanç elde edeceğiz”, dediler. Bunun üzerine öğle ile ikindi arasında bu ayet indi.
(4) Bunu Ebu Davud; Korku namazında: 2/64; Nesei korku namazında: 3/177. Müellif ğerhu’s-Sünne’de: (4/290) rivayet etti.
(Sen içlerinde bulunup da) yani; onlarla birlikte (savaşa) katılıp da (onlara namaz kıldırdığın vakit) (Onlardan bir grup seninle
birlikte kalksın) yani; dursun. Bu Bakara: 2/20’deki şu ifade gibidir:“O ışık onları -münafıkları- aydınlatınca kalkarlar” yani;
dururlar. (ve silahlarını alsınlar) silahlarını alanların kim olduğu hususunda ihtilaf edilmiştir. Bazılarına göre bunlar, Resulullah
(s.a.v.) ile birlikte namaza duranlardır. Onlar, silahlarını tuttukları halde namaz kılarlar. Bu durumda, silah alması o kişiyi meşgul
etmemesi, yanındakini rahatsız etmemesi gerekir. (ğayet bu silah tüfek ve büyük kalkan gibi o kişiyi meşgul edecek veya mızrak
gibi yanındakine zarar verecek türden ise)1 almaz.
(1) Parantez içi kısım 1. yazma nüshada yoktur.
Denildi ki:Silahlarını alması emredilenler namazda olmayıp düşmana karşı hazır bulunan gruptur. (Onlar secde ettiklerinde) yani;
namaz kıldıklarında (sizin arkanızda bulunsunlar) yani; düşmana karşı duranlar arkada kendi yerlerinde bulunsunlar. (Namaz
kılmayan diğer grup) yani; düşmana karşı duran grup (gelsin ve seninle namaz kılsınlar, tedbirlerini ve silahlarını alsınlar) Denildi
ki: Bunlar namazda olan kimselerdir. Denildi ki:Bunlar düşmana karşı hazır bekleme durumuna geçmiş kimselerdir. (O küfür
edenler arzu eder ki) yani; kafirler temenni ederler ki (keşke siz silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil olsanız da) yani; sizi
bunlardan gafil bulsalar da (üzerinize bir baskın ile baskında bulunuversinler) yani; Size yönelerek bir hücumla hücum
ediversinler.
(ğayet size yağmurdan bir eziyet olursa veya hasta bulunursanız silahlarınızı koymanızda size bir vebal yoktur.) Yağmur ve
hastalık durumunda silahı bırakmaya izin verilmiştir. Çünkü bu iki durumunda da silahı taşımak kişiye ağır gelir. (-Fakat- ihtiyat
tedbirinizi alın) yani sizi gafil avlamamaları için düşmanı iyi gözetleyin. “Hazr” onunla düşmandan korunulan şeye denilir.
“Vebal” şeklinde tercüme ettiğimiz “cünah” kelimesi günah anlamına gelir. “Cenahtü” cümlesi itidalden saptım” anlamındadır.
Kelbi Ebi Salih’ten, O da ibni Abbas’tan (ra) şöyle aktarır: Bu ayet Resulullah (s.a.v.) hakkında inmiştir. Kendisi Beni Anmar
kabilesine karşı savaşmak üzere sahabeyle Medine’den çıkmıştı. Bir yerde konakladılar. Düşmandan hiçbirini göremiyorlardı.
İnsanlar silahlarını bıraktılar. Peygamber de (s.a.v.) silahını bıraktı ve ihtiyacı için oradan uzaklaştı. Vadiyi aştı. O esnada serpinti
Tefsir - 8
- 12498 okuma
Gözde içerik
Bugün:
- Bulmaca Sözlüğü
- Kürtçe - Türkçe Sözlük
- Türkçe - Kürtçe Sözlük
- 20’İnci Yüzyıl Siyasi Tarihi (1/3)
- Dünya Siyasi Tarihi (1 . bölüm)
- Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (1. Bölüm)
- Dünya Siyasi Tarihi (2 . bölüm)
- Dünya Siyasi Tarihi (4 . bölüm)
- UYUŞTURUCU HAKKINDA HERŞEY
- Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (2. Bölüm)
Tüm zamanlar:
Son görüntülenme:
- Bulmaca Sözlüğü
- İlişki Sonrası Kanama Neden Görülür ? - Adet Görme
- Oryantalizm
- Gizli Dünya Devleti ve Siyonizm
- STRES VE BAŞETME / BAŞAÇIKMA YOLLARI
- Genel Kültür
- iletişim - Özgeçmişte Dikkat Edilecek Noktalar
- Excel Kullanımı ( Elektronik Tablo) ve Formüller
- Türkçe - Kürtçe Sözlük
- Fatih Sultan Mehmed Kimdir?
- DOST KAZANMA VE İNSANLARI ETKİLEME SANATI
- Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (1. Bölüm)
- Bilgisayar - Yazılım - Access
- Kürtçe - Türkçe Sözlük
- BİLGİSAYARIN TARİHÇESİ
- UYUŞTURUCU HAKKINDA HERŞEY
- ISA Server Kurulumu ve Genel Bilgiler
- EVLİLİK İLE İLGİLİ BİLGİLER
- İletişim Sorunları
- DOLAŞIM SİSTEMİ
Yeni yorum gönder