kağıtsız ofis (Alm. , Fra. bureau automatisé, İng. paperless office) Kağıt belgelerin gerekmeyeceği şekilde otomasyonu tamamlanmış ofis.
kalabalık spektrum (Alm. , Fra. spectre encombré, İng. congested spectrum)
kalan (Alm. Restglied, Fra. terme résiduel, İng. remainder) 1) Bir tamsayı başka bir tamsayıya bölündüğünde arta kalan tamsayı, 2) Bir çokterimli başka bir çokterimliye bölündüğünde arta kalan çokterimli, 3) Bir yakınsak serinin ilk n terimi atıldığında arta kalan terimlerin toplamı.
kalem huzmeli anten (Alm. , Fra. antenne à faisceau crayon, İng. pencil-beam antenna).
kalem ışın (Alm. , Fra. faisceau-crayon, İng. pencil-beam) Hemen hemen dairesel kesite sahip olan dar ışın.
kalem yolalımı (Alm. Stiftweg, Fra. chemin de plume, İng. pen travel) Kalemin kayıt kağıdının bir ucundan diğer ucuna ulaşırken gittiği yolun uzunluğu.
kalemli kaydedici (Alm. Schreibregistrierer, Fra. enregistreur à plume, İng. pen recorder) Kayıdın mürekkepli bir kalemle yapıldığı kayıt aleti.
kalıcı aksama (Alm. , Fra. panne franche, İng. determinate fault) Bir sistemde tüm eylemler için aksamanın aynı biçimde ortaya çıkması.
kalıcı bağlantı (Alm. permanente Verbindung, Fra. connexion permanente, İng. permanent connection) Çağrı başlatma ve sonlandırma yordamlarının uygulanmadığı, dolayısıyla bir anahtarlama işlemine tabi olmayan, ve ilgili abonelere abone süresi boyunca her an hizmet verebilen teleiletişim bağlantısı.
kalıcı durum sapması (Alm. bleibende Regelabweichung, Fra. écart de statisme, İng. steady-state deviation) Tüm giriş değişkenleri sabit tutulurken çıktının sapmasının değeri.
kalıcı hız hata katsayısı (Alm. statischer Geschwindigkeitsfehlerkoeffizient, Fra. coefficient d'erreur statique de vitesse, İng. static velocity error coefficient) s ile çarpılmış açık döngü aktarım işlevinin karmaşık değişkeninin sıfır limitindeki değeri.
kalıcı hız hatası (Alm. statischer Geschwindigkeitsfehler, Fra. erreur statique de vitesse, İng. static or steady-state velocity error) Birim yokuş girdi için kalıcı yanılgı.
kalıcı ivme hata katsayısı (Alm. statischer Beschleunigungs-fehlerkoeffizient, Fra. coefficient d'erreur statique d'accélération, İng. static acceleration error coefficient) s2 ile çarpılmış açık döngü aktarım işlevinin karmaşık değişkeninin sıfır limitindeki değeri.
kalıcı ivme hatası (Alm. statischer Beschleunigungsfehler, Fra. erreur statique d'accélération, İng. static or steady-state acceleration error) Girdinin zamanın parabolik bir işlevi olduğunda kalıcı durum yanılgısı.
kalıcı konum hata katsayısı (Alm. statischer Positionsfehlerkoeffizient, Fra. coefficient d'erreur statique de position, İng. static position error coefficient) Açık döngü aktarım işlevinin karmaşık değişkeninin sıfır limitindeki değeri.
kalıcı konum hatası (Alm. statischer Positionsfehler, Fra. erreur de position statique, İng. static or steady-state position error) Birim basamak girdi için dizgenin kalıcı durum yanılgısı.
kalıcı mıknatıslık (Alm. magnetische Remanenz, Fra. rémanence magnétique, İng. magnetic remanence) Bir maddedeki uygulanan alan şiddetinin tekdüze olarak değiştirilmesiyle doyma durumundan sıfıra getirildiğinde, kalıcı manyetik akı yoğunluğunun değeri.
kalımlı (Alm. überlebenfähig, Fra. survecable, İng. survivable) Kalımlılık özelliklerini taşıyan bir ağa ya da dizgeye ilişkin.
kalımlılık (Alm. Überlebenfähigkeit, Fra. survecabilité, İng. survivability) Bir iletişim ağının doğal afetler, nükleer patlamalar, düşman saldırıları gibi uzamsal bağımlılık gösteren çeşitli örseleyici etkenlerin altında belirli bir düzeye kadar işlevini sürdürebilmesi olasılığı.
kalın Ethernet (Alm. , Fra. , İng. thick Ethernet) Çapı 13 mm civarındaki bir Ethernet kablosu kullanan yerel alan ağı tipi.
kalıntı (Alm. Residue, Fra. résidu, İng. residue) 1) Bir parçasının alınmasından, çıkarılmasından sonra arta kalan, 2) Bir sayıdan, başka bir tamsayının katları çıkarıldıktan sonra kalan sayı, örn. 2 ve 7, 12 sayısının 5 modülüne göre kalıntılarıdır, 3) Karmaşık iki çokterimlinin oranından oluşan bir işlevde (rasyonel işlev) bir kökün zaman bölgesindeki etkisini gösteren sayı.
kalıntı hata oranı (Alm. Restfehlerrate, Fra. taux d'erreurs résiduelles, İng. residual error rate) Sezilemeyen ya da düzeltilemeyen hatalı bit sayısının, iletilen toplam bit sayısına oranı.
kalıntı mıknatıslık (Alm. , Fra. aimantation résiduelle, İng. residual magnetism) Mıknatıslayan kuvvetin geri çekilmesinden sonra bile bir miktar mıknatıslığı üzerinde tutan ferromanyetik malzemelerin özelliği.
kalıp deyim (Alm. Literal, Fra. littéral, İng. literal) Kaynak programında belirlenen, ve daha sonraki herhangi bir çeviri işleminde değerinin değişmemesi gereken bir öğenin değeri; örneğin "x=0 ise ARIZA bildir" deyimindeki ARIZA sözcüğü.
kalıtsal hata (Alm. mitgeschleppter Fehler, Fra. erreur héritée, İng. inherited error) Ardışık bir hesaplama işleminde bir önceki adımdan devralınan hata.
kalibrasyon (Alm. Kalibrieren, Fra. étalonnage, İng. calibration) Belirlenmiş koşullar altında, ölçme aygıtı veya ölçme sisteminin gösterdiği değerler veya maddi ölçüt ile gösterilen değerler ile ölçülen büyüklüğün bunlara karşılık geldiği bilinen değerleri arasındaki ilişkiyi belirleyen işlemler dizisi.
kalite güvencesi (Alm. , Fra. assurance qualité, İng. quality assurance) Bir yazılım ürünün teknik isterleri karşılayabilme garantisini sağlamak amacıyla planlı ve sistematik kararların tümü.
Kalman süzgeci (Alm. Kalman-Filtering, Fra. filtrage Kalman, İng. Kalman filtering) Bir parametrenin dizge dinamiğini de göstererek en olasıl değerinin seçimine yol açan matematiksel yordam.
kama tanım bölgeli (Alm. , Fra. , İng. wedge support) İki boyutlu bir alanda bir sinyalin tanım bölgesinin dar açı oluşturacak bir yörede olması.
kamaştırma yansıtıcısı (Alm. , Fra. réflecteur-brouilleur, İng. confusion reflector) Elektronik savaşta köşeli yansıtıcılar, metalik şeritler, metalik toz bulutu vb. aracılığı ile kamaşma yansımaları yaratan düzen.
kamera tübü (Alm. , Fra. tube analyseur, İng. camera tube, image pick-up tube) Çoğunlukla bir tarama işleviyle optik bir imgenin elektriksel bir imgeye dönüşmesini sağlayan elektron demetli tüp.
kamuflaj (Alm. , Fra. camouflage, İng. concealment system) Korunması istenen verilerin başka bir ilgisiz veri içine gömülerek saklandığı gizlilik sistemi.
kamusal (Alm. , Fra. public, İng. public) Büyük bir müşteri topluluğu tarafından kullanılabilen bir teleiletişim hizmetine ilişkin.
kamusal ağ (Alm. , Fra. réseau public de commutation de données, İng. public network) Kamusal devre anahtarlamalı, paket anahtarlamalı ve kiralık hat hizmetlerini vermek üzere bir teleiletişim yönetimi tarafından kurulmuş ağ.
kamusal anahtar (Alm. , Fra. clè publique, İng. public key) Bir kamusal şifreleme sisteminde sadece kriptolama kısmı için kullanılan, kripto çözmekte kullanılamayan anahtar.
kamusal anahtarlamalı ağ (Alm. öffentliches Wählnetz, Fra. réseau public commuté, İng. public switched network) Devlet iletişim örgütleri ya da kamusal telefon şirketlerinin iyeliğindeki döngüler, gövdeyollar, santrallar tarafından oluşturulan telefon iletişim ağı.
kamusal anahtarlı şifreleme sistemi (Alm. , Fra. , İng. Public Key System Data Encryption) Herkesçe bilinen bir anahtarla şifresiz bir metni şifreli bir metne dönüştüren, şifre çözme işleminin ise kişilere özel anahtarlarla yapıldığı iki-yönlü ve bakışımsız şifreleme algoritması.
kamusal kara gezgin şebekesi (Alm. , Fra. réseau mobile terrestre public, İng. public land mobile network) Ortak bir yol atama planı ve ortak bir numaralama planından oluşan gezgin anahtarlama alanları topluluğu.