Araştırma - Bilim - Dergi - Genel Kültür - 8

İÇİNDEKİLER
1) Bilim uğruna en belalı 18 iş
2) Her Avrupalıda biraz Neandertallik var
3) 4 kanatlı kuş bilim dünyasına bomba gibi düştü
4) Samanyolumuz galaksi oburu
5) Tıp Nobel ödülü MR’ı bulanlara verildi
6) Yataklarını ıslatanlar rahat nefes alamıyor
7) Mikroplar elektrik üretecek
8) Erkek için yeni doğum kontrolü ne kadar pratik?
9) Karanlık maddenin gizi çözüldü mü?
10) Otizm cıvayla ilintili mi?
Doğa
Araştırma Dünyasından

1) Bilim uğruna en belalı 18 iş
Bilim dergisi Popular Science, bilim adamlarının çalışmalarını sürdürürken yapmak zorunda kaldıkları en pis 18 işi seçti. Bazı fedakar ve cesur insanlar bilim adına, bağırsak gazlarını koklamaktan dışkı analizine, boğalardan sperm örneği almaktan bir uzay kapsülünde aylarca kapalı kalmaya dek pek çok mide bulandırıcı, tehlikeli ve eziyetli işi yapma yürekliliğini gösteriyor. Bilim, bu insanlara çok şey borçlu.
1- Bağırsak gazı ve ağız kokusu uzmanlığı zor zenaat

2- Dışkıları günlerce inceler misiniz?

3- Çiftlik hayvanlarından sperm nasıl alırsınız?

4- Sivsineklere kendini yem olarak sunanlar

5- Ölümcül mikroplar arasında hayat

6- Bir tecrit odasında aylarca süren hapisliğin zorluğu

7- Elini ineğin işkembesine sokanlar var

8- Hapishanelerde tecavüz vakalarının korkunçluğu

9- Müzelerde leş temizleyici bilim insanları

10- Sıçanlar arasında geçen bilim hayatı

11- 28 yıldır boşa giden çaba

12- Pis kokulu ceset bitkisi ile süren yaşam

13- Yıllarca olmayan kuşu arayanlar

14- Uzayda sıçan dışkılarıyla yaşam

15- Okyanusta balık saymak da bir meslek

16- Kök hücre araştırmacıları çıkmazda

17- Gezegenlere mikrop bulaştırmama görevi

18- 50 yıldır atom çekirdeklerini kaynaştırmaya çalışıyor

1- Bağırsak gazı ve ağız kokusu uzmanlığı zor zenaat

Ağız dezenfektanı üreten şirketlerin laboratuvarlarında görevli koku uzmanları, ürünlerin ne denli etkili olduğunu test etmek için suratlarına doğru üflenen ağız kokularını koklamakla yükümlüdür. ABD, Minneapolisli gastroenterolog Michael Levitt, bu sevimsiz işlemi bir adım daha ileri götürerek, bağırsak gazlarının içindeki koku bileşimlerini koklayarak tespit etmeye çalışıyor. Bu kokuları koklama işini oldukça dolgun bir ücret karşılığında iki cesur kişi üstlendi.

Önce 16 sağlıklı kişiye bir tabak kurufasuyle yedirildi ve anüslerine küçük bir tüp yerleştirildi. Deneklerin çıkarttığı gazlar, dışarı kaçak yapmayan kapların içine hapsoldu. Koku uzmanları daha sonra örneklerin saklandığı kapların kapaklarını tek tek açarak kokuları kokladı. Kokuların yoğunluk derecesine göre kaplar işaretlendi. Daha sonra kokuların kimyasal içeriği incelendi. Bütün bunların sonucunda Levitt, bağırsak kokusunun içindeki en pis kokulu bileşimi buldu. Bu bileşim hidrojen sülfid idi.

Doktorların hiçbir zaman bağırsak gazlarına yeterince ilgi göstermediklerinden yakınan Levitt, oysa bu gazların tıbbı açıdan çok önemli bir gösterge olduğunu savunuyor. ‘‘Dışkı, bağırsak gazları ve ağız kokusunun gastroentestinal sağlık açısından çok önemli bir rolü var'' diye konuşan Levitt, ‘‘Sözgelimi hidrojen sülfid ülseratif kolit gibi hastalıklarda çok önemli bir rol oynar'' diyor. Tıp dünyası ne yazık ki Levitt'in bütün bu çabalarına hak ettiği ilgiyi göstermiyor.

2- Dışkıları günlerce inceler misiniz?

1980'li yıllarda Virginia tech'den Tracy Wilkins ve David Lyerly isimli iki profesör, hastalarının dışkılarını tek tek inceleyerek ishale yol açan ‘‘Clostridium difficile'' adı verilen mikrobu tespit etti.

Dizanteri doktoru olarak isim yapan bu iki bilim adamı daha sonra ‘‘Techlab'' adını verdikleri şirketi kurdular. Dışkı analizlerinde kullanılan malzemeleri üreten bu şirket bugün 40 kişi istihdam ediyor. Bunların 19'unun görevi, içinde dışkı bulunan kutuları açıp, şirketin ürettiği malzemelerin kalitesini test etmek için tek tek dışkı analizi yapmak.

3- Çiftlik hayvanlarından sperm nasıl alırsınız?

Suni döllenme ve doğurganlık konularındaki araştırmalarda kullanılmak üzere hayvanlardan sperm örneği almak isteyen bilim adamları, bu işlem için özel olarak tasarlanmış bazı araçlardan yararlanır.

Bunlardan biri hayvanın rektumuna uygulanan elektrikli bir çubuk; bir diğeri ise hayvanın penisine uygun yapay bir vajinadır. Elektro-ejakülasyon (fıştırma-atım) adı verilen ilk seçenekte hayvanın cinsel organlarına elektrik gönderilerek uyarılır. Bu işlem hayvanat bahçelerindeki hayvanlara genel anestezi altında uygulanır.

İkinci seçenek olan yapay vajina uygulaması cesaret isteyen bir iştir. Geniş bir lateks tüpten oluşan vajina, büyükbaş hayvanların en tehlikelisi olan boğalardan sperm örneği almakta kullanılır. Çiftleşmek amacıyla dişiye yaklaşan boğaya yapay vajinayı uygulamak her babayiğidin karı olmadığı için üç yardımcı teknisyen, gerektiğinde arkadaşlarının yardımına koşmak üzere hazır bekler.

Daha güvenilir bir yöntem olan dijital basınç (dijital burada parmak anlamında kullanılıyor) genellikle domuzlara uygulanır. Bu yöntemde domuzlar erken yaşta bir platformun üzerine çıkmak üzere eğitilir. Hayvan platformun üzerindeyken araştırmacı eldivenli eliyle basınç uygulayarak domuzu uyarır. Araştırmacının yaptığı işten pek keyif aldığı söylenemezse de, domuzların şikayetçi olduğu görülmemiştir.

4- Sivsineklere kendini yem olarak sunanlar

Sıtma konusunu araştıran bilim adamları, hastalığı yayan sivrisineğin ısırma alışkanlığını da incelemek zorundadır. Brezilya'da yaşayan ‘‘Anopheles darlingi'' türü sivrisinek, Afrika'da ışık veya rüzgar tuzağına düşen cinslerinden farklıdır.

Bu sivrisinekleri avlamaları için tek çare, bilim adamlarının kendilerini yem olarak sunmasıdır. Sivrisineklerin akşam yemeği saatinde kendilerini sivsineklere kurban eden bilim adamları, ısırılmasına razı olduğu vücut bölgesini açıkta bırakır. Sinekler yemeklerini yerken bilim adamı bunları tek tek avlar. Bazı durumlarda araştırmacının sıtmaya yakalanması işten bile değildir.

İğnedenlik görevini üstlenen bilim adamının işi saha çalışması sona erdiğinde de bitmez. Normal olarak tutsak sivsinekler laboratuvar hayvanlarıyla beslenir. Ancak kobayların kanlarının bu şekilde emilmesi bazı ülkelerde hayvan haklarına ters düştüğü için bilim adamları sivrisinekleri kendi kanlarıyla beslemeyi tercih ederler.

5- Ölümcül mikroplar arasında hayat

Ebola ve şarbon salgınları sırasında en büyük yükü, yüksek teknoloji ürünü giysileri içinde ‘‘Bio-Safety Level 4 -BSL4-'' laboratuvarlarında çalışan bilim adamları üstlendi. Bu laboratuvarlarda tedavisi henüz bilinmeyen ölümcül hastalıkları yayan patojenler incelenir.

Bu ölümcül patojenler havada asılı kaldıkları için solunum yoluyla bulaşmaları an meselesidir. Bu patojenler üzerinde çalışan bilim adamları BSL4 olarak bilinen bu sıcak bölgelere arada sırada girerler.

Oysa yönetici konumundaki kişiler bu tehlikeli bölgeye düzenli olarak girmek zorundadır, çünkü laboratuvar araç-gereçlerini onarmak, temizlemek, hava kaçağı olup olmadığını kontrol etmek, patojenle yüklü hava filtrelerini temizlemek, kanalizyon filtrelerini değiştirmek bunların yükümlülüğündedir. Kısaca dünyada hiç kimse ölümcül mikroplara BSL4 sorumluları kadar yaklaşmak zorunda kalmaz.

6- Bir tecrit odasında aylarca süren hapisliğin zorluğu

‘‘Ailenizle birlikte uzun bir otomobil yolculuğunuza çıktığınızı düşünün. Bu yolculuk aylarca sürsün. Bu arada pencereleri açamadığınızı ve dışarı hiç çıkamadığınızı varsayın.''