Genel Türk Tarihi - İlk Türk Devletleri

Fatih’in ölüm haberi üzerine Papalık makamının emriyle bütün Avrupa kiliselerinde Allaha şükür duaları yapılmıştı. Fatih’in nazarında
olgun bir meyve haline gelen bu (Rim-Papa Kızılelma sı) ile olgunlaşmalarını beklediği (Engerus) ve Alaman (Kızılelma larından başka
Paris bile artık bir nevi (Fransa Kızılelma sı) demekti. Hatta Yıldırım’ın İtalyan elçilerine söylediği söze adeta nazire olmak üzere kendisi
de Papalık makamından elçilikle gelen bir Fransız kardinaline Paris’in 13. asırda ikmal edilmiş olan meşhur katedralinden kinaye olarak:
“... Koma’nın kurtulması şöyle dursun, senin kendi büyük kilisenin kulesine bile Türk bayrakları dikeceğim!”demişti.
Eski Türk halkının "Turan Budununun" Kızılelma dediği ve görkemli dönemlerde Türk Milletinin maneviyatını idare eden
Bilgelerindesulh zamanlarında bile (Darü’l-harp) ve Darü’l-Cihad) isimleriyle andığı uzak, yakın Doğu ve Batı ülkelerinin milli ideal
sınırlarına girmesi gelişi güzel bir istila siyasetiyle değil, milletleri mahalli idarenin üstünde umumi ve müşterek bir nizam altına almak
fikriyle izah edilebilir.
Yavuz’a izafe edilen ve bütün dünya arazisini tek bir devlete kafi gelmeyecek kadar küçük ve dar gösteren Büyük Turanı çağrıştırır sözün
Kanuni devrinde kan dökülmesine sebep olmuş bir harici siyaset düsturu şekline inkılap etmesi bütün insanlığı alakadar eden o geniş ve
yüksek telakkinin en açık delilidir. (... Yer yüzünde bir tek imparator vardır, o da (Sultan-ı Alem=Turan Hükümdarı) olan Türk
padişahıdır) şeklinde ifade edebileceğimiz bu harici siyaset düsturunun diploması sahasındaki ilk neticesi, Avrupa’nın en mühim
kısımlarından başka Amerika’da bile arazisi bulunan İspanya kralı ve Almanya İmparatoru Charles-Quint beşinci Karlos’un (İmparator)
unvanını Türk hükümetinin kabul etmemesinde gösterilebilir.
Charles Quint’in o sırada Avusturya hükümdarlığında bulunan kardeşi Ferdinand, Türklerin fethetmiş oldukları Macaristan üzerinde bir
takım haklar iddia ederek İstanbul’a elçiler göndermiş ve bu elçiler 1530 senesi Vezir-i Azam İbrahim Paşa’nın huzuruna kabule
edildikleri zaman kendilerine sulh şartı olarak dünyada Osmanlı padişahından başka bir kimsenin (İmparator) unvanını taşımasına
müsaade edilmeyeceği için (Vilayet-i İspanya kralı olan Karlos’un) Almanya’dan çekilmesi ve (onun valisi olarak karındaşı Ferendus)’un
da her türlü iddiadan vazgeçerek Türk hakimiyetine girmesi şartından bahsedilmiştir.
Kanuni’nin 23 sene Nişancılığında yani o zamanki teşkilata göre Hariciye Nazırlığında bulunmuş olan meşhur tarih yazarı Celalzade
Mustafa Çelebi’nin “Tamakatü’l-Memalik”’inde Charles Quint’ten bahsederken:
“Çevresindeki bir takım yalaka adamlarının nitelemesi ile imparator geçinir!” demesi işte bu milli siyaset düsturundan dolayıdır.
Kanuni’nin 938-1532’deki (Alman seferi)’nin en mühim sebeplerinden biri de işte budur. Bu “Beşinci sefer, sefer-i hümayun”da takip
edilen maksat Avrupa’yı fethedip doğrudan doğruya Türk idaresine almak değil, Türk üstünlüğüne karşı gelebilecek hiçbir kuvvet
bırakmayarak tekmil Avrupa üzerinde umumi bir hegemonya kurmaktır.
Seferden sonra 1533 senesinin 22 Haziran Pazar günü akdedilen İstanbul analaşmasıbu maksadı kısmen temin etmiş ve Kral Ferdinand
Osmanlı padişahını “Baba ve metbu” tanıdıktan başka kardeş diye hitab ettiği vezir-i azamla da eşit sayılmayı kabul etmiştir. Charles
Quint’in idaresinde bulunan bütün devletler namına Türk hegemonyasına resmen boyun eğmesi kardeşi Ferdinand’dan 14 sene sonra 1547
tarihinde akdetmek mecburiyetinde kaldığı muahede üzerinedir. Bu ağır muahede mucebince her sene “ Mart ayının evvelinde” Türk
hazinesine otuz bin altın haraç verilmesi Kararlaştırılmıştı.
Charles Quint’in Almanya İmparatorluğu tasdik edilmediği için “Vilayet-i İspanya kralı Karlo” unvanıyla iktifa mecbur olmuş bu
muahede ahkamı Papalık makamıyla Venedik cumhuriyetine ve Fransa ile Avusturya Kralları da bu anlaşmanın içine dahil edilmiş ve
Avrupa üzerinde bir Türk hegemonyası kuran böyle bir anlaşmayı bile karşı tarafın dilek ve ricası üzerine “kemal-i inayet-i Padişahane
”sinden dolayı kabul buyurduğundan bahseden Kanuni bu şerefli vesikayı o senenin 23 Şaban Cumartesi günü tasdik etmiştir.
Kendisini yeryüzünün yegane imparatoru ilan eden Sultan Süleyman’ı bu büyük dava uğrunda giriştiği hegemonya seferleri esnasında
Protestan mezhebini neşre çalışan Luther’in vaizlerinde Türklere mukavemeti Allah’ın kuvvetlerine karşı gelmekle bir tuttuğu ve bir
taraftan da Avusturya topraklarından birçok ailelerin muntazam ve adil bir idare altında insanca yaşayabilmek için Türk illerine=Turana
hicret ettikleri ve hatta bu muhaceretler bir asır kadar devam ettiği için daha sonraları 1631 tarihinde Budin beylerbeyi Hasan Paşa
tarafından Payatin Eszterhazy’ye zulümden vazgeçilip bu muhaceret cereyanına bir nihayet verilmesi hakkında ihtarnameler bile
gösterildiği muhtelif vesikalarla sabittir.
Tabii artık hükümdarlar hükümdarı ve insanlık haklarının muhafızı vaziyetine geçen Kanuni ile dünyada ondan başka imparator
olamayacağını ilan eden hükümeti nazarında bütün yer yuvarlağı bir tek Kızıl-Elmave onun bulunduğu coğrafyada Turan haline gelmiş
demektir.
Bu büyük fikir Kanuni’nin ölümü ile sönmüş değildir Ondan sonra da devam ettiği için, onun torununun torununun oğlu olan ve on
yedinci asrın başlarında dört sene saltanat süren Genç Osman’ın Lehistan seferinde bile bu eski Türk ülküsünün başlıca etken olduğu
çağdaş belgelere dayanarak yazılmış önemlibir eserle ortaya konmuştur.
Birinci Ahmet, Birinci Mustafa ve İkinci Osman devirlerinde İstanbul’da bulunmuş üç Fransız elçisinin evrakına dayanan (Madame de
Gomez)’in 1734’te ikinci cilt olarak çıkan (Histire d’Osman) ismindeki eserine göre, “Genç Osman” denilen dahi çocuğun Lehistan seferi
Baltık denizine çıkmak, orada donanma kurup hem Akdeniz’den hem Baltık Denizinden Avrupa’yı abluka altına alarak İtalya üzerinden
kıtanın ortalarına doğru yürümek imkanlarını temin için açılmıştır!
Her halde bu heybetli proje, “sultan-ı alem”in yer yuvarlağına hala bir Kızıl-Elma nazarıyla baktığını gösterir.
Eski Türk nesillerinin bir gün mutlaka varılacağından bahsettikleri Kızıl-Elma, Osmanlı çöküşünün başlarında artık unutulmaya
başlamasından itibaren çürümeye yüz tutmuştur. Bilhassa azamet devrinde elde edilen Kızılelmaların çöküş devrinde birer birer elden
çıkması, milli ideal sınırlarının nihayet devlet hududuyla birleştirmiş ve işte o iki hudut birleştiği anda Kızıl-Elma büsbütün çürüyüp
gitmiştir! Artık Osmanlı İmparatorluğu’nun son gününe kadar yegane endişesi mevcudun muhafazasından ibarettir.
İnsanlığın hayvanlıktan en büyük fakrı, ideal ihtiyacında gösterilebilir. İnsanın karnı gibi kafası da açıkır ve bu manevi açlığı ancak bir
ideal doyurabilir. Memleketlerinde milli bir ülküden mahrum kalan bir çok insanların tıpkı ithalat eşyası gibi hariçten gelen ecnebi
ideallerine sarılmaları işte bu tabiat kanununun en tabii neticesidir. Osmanlı idaresinin çöküş asırlarında ve bilhassa Tanzimat’tan itibaren
hiç takdir edemediği gerçek hakikatbudur.
Bazen, Turancılık hareketi olarak da adlandırılan Türkçülük hareketinin gelişmesini tayin etmiş bulunan amilleri şunlardır:
- XIX. Asırdaki çok çeşitli milli hareketlerin ortaya çıkışı (Rum, Alman, İtalyan, Islav, Ermeni, Arap): Bunların birçoğu doğrudando
ğruya Osmanlı İmparatorluğuna yönlendirilmiş bulunmakta idi.
- Osmanlı İmparatorluğunun uğradığı hezimetler ve bunların neticesi olarak Balkanların, Afrika’nın ve nihayet Asya’da Suriye, Arabistan,
Irak ve Musul’un kaybolması. İmparatorluğun toprak parçaları birer birer elden çıktıkça, Anadolu’daki Türk unsuru, yalnız nüfus

aradığm konular yok

aradığm konular yok

güzel ama biraz daha

güzel ama biraz daha kartalla bahsetseniz niye diye sorarsanız bunun kartalla ilgisi neeeeeeeeeeeeeeee

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <b> <center> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Use <!--pagebreak--> to create page breaks.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Güvenlik kodunu yazıp yorumunuzu gönderin.
Not: Yorumlarınız yönetici onayından sonra eklenecektir.
Image CAPTCHA
Copy the characters (respecting upper/lower case) from the image.

Gözde içerik