İslami Yazılar - 2

TERSYÜZ EDİLEN NAZAMAR
Bir Ramazan daha geldi. Hayat veren bu aylara şâhit olmamızın artan sayısı, aynı zamanda ölümün yaklaştığının da habercisi.
Önemli olan Ramazan'a güzellik veren temel özellik Kur'an'la şuurlanıp dirilerek ölümden sonrasına her an hazır olmak... Bu
Ramazan biraz farklı olacak; halk geçim derdini de unutup seçim derdinin yorgunluklarıyla, mecliste sahnelenecek oyunları takip
edecek, kim bilir kaçıncı defa ümitlerinin balık olup demokrasi kavağına çıktığına şâhitlik edecek. "Ver oyunu, gör oyunu!" diyen
oyunun kurallarını belirleyenler, figüran olarak kullandıkları halkın tercihine karşı da ne tür hile ve dayatmalar sergileyecekler
Ramazanda ortaya çıkacak. Meydanlardaki cambazlar, yerlerini Ramazan çadırlarındaki cambazlarla medya sihirbazlarına
bırakacaklar. Halkı cambaza baktırıp oyalayan kukla oynatıcıları, yakında ve Irak'ta müslümanlara daha büyük darbeler vurmak,
ceplerini ve gönüllerini boşalttıkları yetmiyor gibi damarlarını da boşaltmak için vampir dişlerini gösterecekler.
Destekçileri olan hâinlerin yardımıyla İsrail sömürgesi süper cüce bunları planlarken, ABD'nin abdleri durumundaki medya da,
Ramazanı müslümanlara zehir etmenin yolunu bulacak. Her Ramazanda biraz sansasyon, biraz iftira, biraz istismar ve biraz da
irticâ adıyla İslâm düşmanlığının tezgâhlandığı medya pazarında, yutanlar yutsun, yutmayanların da boğazına dizilsin diye bakalım
bu Ramazanda iftarlık olarak ne eşantiyonlar verilecek? Ramazan geldiğinde, din ticareti de dine hakaret piyasası da hayli iş yapar,
müslüman mahallesindeki medya adlı salyangoz pazarında. Hipnotize edilmişçesine kendinden geçmiş ve etkilenmeye hazır, ağzı
açık müşterilere sihirli kutunun yalancı aynasından geçirilen bayat ve kokmuş dolmalar yanında, taze avlar da menüye konulup
yutturulur. Ramazandan yararlanarak müslümanların dine yönelişlerini frenlemek için, temcit pilavı olarak medya tarafından bu yıl
da ne çirkinlikler sunulacak, hep birlikte göreceğiz. İnsanları diriltmeye gelen Ramazanı öldürmek, en azından yaralamaya
kalkacaklar çıkacak. Bozulan insanı tamir etmeye gelen Ramazan'ı tahrif edip bozmaya yeltenenler olacak. Kâfirler görevini
yapacağı gibi, Ramazan münâfıkları da iş başında olacak.
Bütün bunlar, gâyet doğal. Herkes inancının/dâvâsının gereğini yapıyor. Esas problem müslümanlarda. Ramazan'ı aslî çizgisinden
saptırmak isteyenler, sadece fıtratları bozulmuş İslâm ve Ramazan düşmanları değil; iyi niyetli ama câhil, samimi ama âdetleri
ibâdetleştiren, ibâdetleri de âdetleştiren müslümanların çoğunluğu da bu durumda. Zâten lâyık olduğumuz şekilde yönetiliyor, hak
ettiğimiz şekilde muâmele görüyoruz. "Ey iman edenler! Siz kendinize (kendi görevlerinize) bakın. Siz hidâyette/doğru yolda
olunca dalâletteki/sapık kimse size zarar veremez..." (5/Mâide, 105). Biz bu yazımızda dışımızdaki güçlerin doğal tavırlarını değil;
müslüman halkın Ramazan'la ilgili doğal olmayan tavırlarına değinmek istiyoruz. Hakk'ın dinindeki Ramazanın özellikleriyle
halkın dinindeki Ramazanın özelliklerini örneklerle karşılaştırmak, böylece Ramazan aynasında kendimize çeki düzen vermenin
gereğini hatırlatmak bu yazının amacı olacaktır.
Hakk'ın dininde Ramazanın en önemli özelliği, bu ayın Kur’ân-ı Kerim ayı olmasıdır. Ramazan gücünü, şerefini ve güzelliğini
Kur'an'dan almaktadır (2/Bakara, 185). Kur'an bu ayda indirildiğinden, müslümanların Kur'an'la bağlarını sağlamlaştırması
Ramazan'daki ilk görevleridir. Okumayı bilmeyenlerin hemen öğrenmesi, bilenlerin Kur'an'ı çokça okuması ve anlamlarını
öğrenmeye ve yaşamaya gayret etmesi, Kur'an'ı meal ve tefsiriyle okumaya çalışması, Allah'ın emir ve yasaklarını ilk elden
öğrenmesi gerekmektedir. Kur’ân-ı Kerim’in Allah’ın Kitabı olduğuna iman eden insanlar, Kur’an âyetlerini bu Ramazan ayında
nâzil oluyormuş gibi imanî bir heyecanla okumalı, dinlemeli ve üzerinde tefekkür etmelidir. Bireysel, sosyal, siyasal, ekonomik
tüm problemlerin Kur'an'ı terk etmenin, onu tatbik etmemenin ürünü olduğunu, çözümün de Kur'an'ın tüm hükümleriyle hayata
geçirilmesiyle mümkün olacağını unutmamalıyız. Ramazan, mü’minler için bir eğitim ayı olduğu gibi bir öğretim ayı da olmalıdır.
Böyle olduğu halde, evlerimiz Kur'an kursuna dönüşmemekte, vaktimizi Kur'an ilimleri doldurmamaktadır. Halkın en dindarları,
formalite icabı ve âdet olarak mukabele ile yetinmekte, düşünmeden, anlamadan, hayatına geçirme endişesi duymadan sadece
lafzını hızlı bir şekilde okumakta ve Kur'an'a karşı görevin en fazla hatim etmekten ibâret olduğunu zannetmektedir.
Ramazan, oruç ve az yeme ayıdır. Tıka basa yeme ayı, oburluk ayı değil; açlık ve mideyi dinlendirme, ruhu gıdalandırma ayıdır.
Ramazan, zenginle fakiri en azından gündüzleri eşit yapar. Oruç, hayatın yalnız yeme-içme, bencil duyguları ve hayvanî arzuları
tatmin etme anlayışına dayanmadığını öğreten bir ibâdettir. Oruç, fiil olarak fakirlik halini yaşamaktır. Sosyal adâlet fikrini,
yardımlaşma duygusunu; açlık halini yaşatarak öğreten bir ibâdettir. Oruç sâyesinde zengin mü'minler de beden ve ruh yönünden
fakirliğin sınırları içinde yaşarlar. Tok insanın açın halinden anlamasını kolaylaştırır oruç.
Açlık ve sabır ayı olan Ramazan, halk açısından tıkınma ayıdır. Günler öncesinde piyasa canlanır, koşturmacalar başlar, gıdalar
Ramazanda midelere havâle edilmek için evlere yığılır, depolanır. Kadınlar, Kur'an okumaya ve nâfile ibâdete, kültürlerini
arttırmaya vakit ayıramasınlar diye mutfaklara hapsedilir; yağlılar, börekler, çörekler, Ramazan yemekleri adı altında bitmeyen
uğraşlarla meşgul edilir. Medya "Ramazan Yemekleri" ve "Yemek Târifleri" programları yapar.
Ramazan, nefisle cihad ayıdır, olgunluk ve sabır ayıdır. "... Oruç sabrın yarısıdır..." (Tirmizî, Deavât, 86, 87), “Oruç bir kalkandır.”
(Buhârî, Savm 9; Tirmizî, İman 8). Oruç, irâdelerimizi güçlendirir. Sabır ve sebâtımızı arttırır. Allah için iş yapmayı, zorluklara
göğüs germeyi öğretir. Zorluklara dayanabilme, nefsin isteklerini geri çevirebilme ayıdır bu ay. Ruhumuzu eğittiğimiz bir aydır
Ramazan. Dilimizin okumaya, beynimizin bilgiye yöneldiği, gönlümüzün İlâhî huzurla coştuğu, benliğimizin her çeşit ibâdete
koştuğu bir aydır, öyle olması gerekir.