İslami Yazılar - 1

BİR KUR’AN KAVRAMI OLARAK “DÜNYA” VE “DÜNYEVÎLEŞMEK”
Son aylarda “ekonomik kriz” sebebiyle toplum, üzerindeki ölü topraİını atmaya başladı. Halk, özellikle esnaf
kesiminde dedikodumsu şikâyetler, (hedefi belirsiz ve bilinçsiz de olsa) muhâlefete ve tepkiye dönüştü. Bu dinamik tepki,
dâvâ adamlarının dışındaki kuru kalabalık ve ortalama halk için, sessiz kitle ve edilgenlik kimliİinden sıyrılma yönüyle bir
gelişme kabul edilmelidir. Haksızlıİa karşı dilsiz şeytan rolünden, en azından kendi dünyevî menfaatini ilgilendiren
konularda bile olsa, mazlumluİu kabul etmeyen, kendi cebine uzanan elleri sorgulayan, az da olsa direnen bir çizgi, halkın
kolay güdülen kuru kalabalık olmaktan çıkıyor olması yönüyle sevindiricidir.
Bu tepki, bilinçli dâvâ adamları, şuurlu müslümanlar açısından yeterli olmadıİı gibi, çıkış noktası açısından
doİruluİu da tartışılabilir. Onlar, kendisine deİmediİi müddetçe bin yıl yaşamasından rahatsız olunmayan yılanın kendi
midesini ısırınca etrafı vâveylâya veren, zulmün sadece ekonomik problemler ve geçim sıkıntısı yönünü gören tek dünyalı,
tek gözlü ve benmerkezci insanlar olamazlar. Onların tavrı ve tepkileri; sebep, metot, niyet ve eylem yönleriyle daha farklı,
daha bütüncül ve daha diİergâm karakter arzetmelidir. Onlar, düşmanlıİın sadece zâlimlere yönelik olması gerektiİini
(2/Bakara, 193) bildiİi gibi, zulmün de çok boyutlu ve en büyüİünün de şirk (31/Lokman, 13) olduİunu ve Allah’ın
indirdiİiyle hükmetmeyenlerin “zâlimlerin ta kendileri” (5/Mâide, 45) hükmünün verildiİini ve fitneden eser kalmayıncaya
ve din sadece Allah’ın oluncaya kadar mücâdele (2/Bakara, 193; 8/Enfâl, 39) etmekle mükellef olduklarını bilir ve ona göre
davranır.
Mü’minler ve müslüman olduİunu iddia edenler açısından Sünnetullah (Allah’ın yeryüzündeki deİişmez yasaları),
diİer insanlarla ilgili sebep sonuç ilişkisinden farklıdır. Allah, mü’minlere merhametinden dolayı, onlar kendilerini kontrol
edip tekrar Hakka yönelsinler diye zaman zaman onlara şefkat tokatları atar. Rab ve Rahman isimlerinin tecellîsi, sevgisinin
tezâhürü olarak onları uyarmak ve bazı cezalarını âhirete bırakmamak için ve ibret alsınlar diye dünyevî belâlar ve sıkıntılar
verir. “Baİınıza gelen her musîbet, kendi ellerinizle iİledikleriniz (günahlar) yüzündendir. (Bununla beraber) Allah, çoşunu
da affeder.” (42/Şûrâ, 30) “Kim Benim zikrimden (Kur’an’dan, namazdan, Allah’ı hatırlayıp anmaktan) yüzçevirirse,
İüphesiz onun için dar bir hayat, geçim sıkıntısı vardır.” (20/Tâhâ, 110)
Midelerin açlıİı önemli olsa da, gönüllerin gıdasızlıİı çok daha mühimdir. Esas tehlike, âhiret azâbıdır. Dünyadaki
sıkıntıların bir kısmı, zaten imtihan gereİidir. “Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden
biraz azalma (fakirlik) ile imtihan eder, deneriz. Sen sabırlı davrananları müjdele.”(2/Bakara, 155). Esas kriz, iman ve
ahlâk krizidir. Bunun da günümüz müslümanları açısından temel sebebi, âhiretten fazla dünyaya önem vermek, dünya-âhiret
dengesini bozmak, yani dünyevîleşmektir. Bu girişten sonra, dünya ve dünyevîleşme konusunu Kur’ân-ı Kerim açısından
deİerlendirmeye çalışalım:
Dünya; Anlam ve Mâhiyeti
“Dünyâ” kelimesi, bizzat ve hükmen yaklaşmak, zaman ve yer açısından yakına gelmek, aşaİı çekmek anlamına
gelen ‘ednâ’ fiil kökünden türemiştir. Dünya sözcüİü, daha yakın, daha uygun manasındaki ‘ednâ’ kipinin dişil (müennes)
şeklidir. Dünya kelimesinin “denâet” kökünden geldiİini söyleyenler de olmuştur. Buna göre dünya; basit, iİreti, âdi, alçak
anlamlarına gelir.
Dünya Hayatı: “Dünya” kavramı, âhiret veya âhiret hayatı’nın karşılıİı olarak, “hayâtü’d-dünyâ: Yakın hayat”
anlamındadır. Bu kelime Kur’an’da çok sık ve âhiretten veya ölümden önceki hayatın sıfatı olarak geçmektedir.
Kur’ân-ı Kerim’de Dünya Hayatı
“Dünyâ” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de 115 yerde geçer. Dünyâ kelimesinin kökü olan “ednâ ve türevleriyle birlikte
bu sayı, 133’e yükselir. “Dünya hayatı” anlamındaki “hayâtü’d-dünyâ” terkibi ise, 67 âyette kullanılır. “Ednâ” kelimesi
Kur’an’da küçük, az veya eksik (58/Mücâdele, 7; 73/Müzemmil, 20), daha uygun, daha münasip, daha yakın (2/Bakara,
282; 5/Mâide, 108; 33/Ahzâb, 51), daha deİersiz, âdi, hayır yönünden daha az (2/Bakara, 61; 32/Secde, 21), yakın mekân,
yer olarak daha yakın (30/Rûm, 3) gibi anlamlarda kullanılmaktadır.
Kur’an dünya ile âhiret arasında bir tercih olursa, elbette âhiretin tercih edilmesini emrediyor. Çünkü âhiret hayatı
daha hayırlı ve daha kalıcıdır (93/Duhâ, 4). Dünya hayatını âhirete tercih edenler, uzak bir sapıklıİa düşerler (14/İbrahim,
3). Allah’ın hükümlerine kulak vermeyip âhireti unutanlar, dünyaya karşılık âhireti satanlardır. Böyle bir alış-veriş hiç de
kârlı deİildir (2/Bakara, 86). Müslümanlardan bazıları da âhiretlerini kazanmak için dünyalarını satarlar. Kur’an, Allah
yolunda cihad etmenin bu anlama geldiİini ve böylelerinin büyük bir sevaba kavuşacaklarını haber veriyor. Allah yolunun
şehitleri bu çok kârlı alış-verişin canlı örneİidir (4/Nisâ, 74).
Kur’ân-ı Kerim’e göre dünya hayatı, bir oyun (oyalanma) ve bir eİlencedir (6/En’âm, 32; 47/Muhammed, 36, vd.),
aldatıcı bir metâ (fayda, alınıp satılan şey) (3/Âl-i İmrân, 14, 185; 9/ Tevbe, 38, vd.), geçici ve önemsizdir (4/Nisâ, 77).