Kim Kimdir? 1. Bölüm

Gaffar Okkan Kimdir? (1952 - 2001)
1952 yılında Sakarya'nın Hendek İlçesi'nde doğdu. İlk ve ortaokulu orada tamamladıktan sonra Ankara Polis Enstitüsü'ne girdi ve
1970 yılında görevine başladı. Ege Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Okkan, İzmir, Eskişehir, Urfa ve 1993'de
Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde Kars'ta görev yaptıktan sonra Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne atandı.
Bu dönemde terör örgütü Hizbullah'a yönelik başarılı operasyonlarıyla sık sık gündeme gelen Okkan, Diyarbakır'da terörün
gerilemesinde önemli rol oynadı. Güneydoğu'da Hizbullah'a ait hücre evleri, silahları, örgütün şehir ve dağ kadrolarını ortaya
çıkaran Okkan, Diyarbakır'da sayıları hızla artış gösteren sokak çocuklarıyla da ilgilendi. Okkan, Diyarbakırspor'un yönetim
kurulunda yer aldı.
Evli ve iki çocuk babası olan Gaffar Okkan, 49 yaşında uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu.

Genç Osman Kimdir? (1604 - 1622)
Sultan Genç Osman, 3 Kasım 1604 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Birinci Ahmed, annesi Mahfiruz Haseki Sultandır.
Mahfiruz Haseki Sultan Rum'dur. Sultan Genç Osman 14 yaşında iken, amcası Sultan Birinci Mustafa'nın tahttan indirilmesi
üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. Sultan Genç Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü.
Arapça, Farşça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini klasiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel öğrendi.
Çok güzel bir yüzü olan Genç Osman, zeki, enerjik, atılgan, cesur ve gözü pek bir padişahtı.
Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es'ad Efendinin ve Pertev
Paşa'nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir
değişiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı.
Tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahtan indirilerek, Yedikule zindanlarında boğularak şehit edilen Sultan Genç Osman, babası
Sultan Birinci Ahmed'in Sultanahmed Camii'nin yanındaki türbesine defnedildi. Tahta çıkar çıkmaz devlet erkanı içindeki üst
düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini şeyhülislamdan alan Sultan Genç Osman çok yenilikçi bir
padişahtı.
İRAN İLİŞKİLERİ
Sultan Genç Osman tahta çıktığı sırada Sadrazam Halil Paşa, İran seferindeydi. Osmanlı ordusu Pul-i Şikeste'de yenilmesine
rağmen, İranlılar, mukaddes saydıkları Erdebil şehrinin Osmanlılar'ın eline geçme ihtimali üzerine barış istediler. Serav sahrasında,
daha önce iki devlet arasında imzalanan Nasuhpaşa antlaşması baz alınarak imzalanan Serav antlaşmasıyla barış tekrar sağlandı.
(26 Eylül 1618).
İTALYA VE AKDENİZ SEFERİ
Halil Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 1620 yazında Akdeniz seferine çıktı. İstanbul'dan ayrıldıktan sonra Navarin'e gelen
donanma, buradan da kuzeye, Adriyatik'e doğru yöneldi. Dıraç'da iki İtalyan gemisini ele geçirdikten sonra İtalya'ya asker çıkardı
ve İspanyollara ait olan liman şehri Manfredonia'yı işgal etti.
LEHİSTAN SEFERİ
Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında bir dostluk mevcuttu. Dinyester Irmağı iki ülke arasında sınır oluşturuyordu. Osmanlı-
Avusturya Savaşlarında Lehistan ilişkileri gerginleştiyse de barış bozulmamıştı. Fakat askeri birliklerin geçimini Lehistan'a yaptığı
akınlarla sağlayan Kırım Hanı, barışa aykırı hareket ediyordu. Bunun yanı sıra Lehliler Boğdan işlerine müdahaleden geri
kalmadıkları gibi, Boğdan'a ait Hotin kalesini işgal etmişlerdi Kimdir? (1617). Ayrıca Eflak ve Erdel'in iç işlerine müdahale etmeye devam
ediyorlardı. Bu olaylar üzerine Sultan Genç Osman, kendisine yapılan muhalefetlere rağmen Lehistan seferine karar verdi. Bu
arada Özi Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki birlikler, Purut kıyısında bulunan Yaş'ta, Lehlileri bozguna uğratmıştı (20 Eylül
1620).
Sultan Genç Osman, 1621 yılının Nisan ayında Lehistan Seferine çıktı. Lehler yeni ve daha büyük bir ordu meydana getirme
çabasındaydılar. Avusturya'dan yardım alarak ordularını takviye ettiler. Osmanlı Ordusu 2 Eylül 1620'de Hotin önlerine geldi.
Kale kuşatıldı ve Hotin kalesi önlerinde yapılan meydan savaşında, düşman siperlerinin ele geçirilememesi, askerlerin şevk ve
heyecanını oldukça yıprattı. Yeniçerilerin de kendilerini tam olarak savaşa vermemeleri, bu savaşın kesin bir netice ile
sonuçlanmamasına yol açtı. Lehistan elçilerinin savaşa kendilerinin neden olduklarını bildirmesi üzerine Hotin Antlaşması
yapılarak sefere son verildi (29 Eylül 1621). Antlaşmaya göre Lehler ve Osmanlılar birbirlerinin topraklarına saldırmayacak
Lehistan eskiden olduğu gibi Kırım Hanına 40.000 düka altın verecekti.