KPSS - Eğitim Bilimleri - 2. Bölüm

4. ÜLKEMİZDE ÖZEL EĞİTİMDEN SORUMLU OLAN ANA KURUM
HANGİSİDİR?
Halen ülkemizde 30.000’e yakın özel eğitime muhtaç çocuk eğitim almakta bunların yaklaşık olarak yarısı devlet okullarında
bulunmaktadır.
Ülkemizde 4-18 yaş grubundaki özel eğitime muhtaç çocukların sayısı Milli Eğitim Bakanlığı 1996 raporlarına göre 2.900.000
olarak belirtilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünyadaki 1-18 yaş arasındaki özürlü çocukların oranının % 10 - % 14 arasında
olduğu rapor etmektedir. Dünyada özel eğitime muhtaç çocuk oranları ülkemiz için uyarlanırsa ülkemizde 0-18 yaş arası özel
eğitime muhtaç çocuk % 14 oranına göre yaklaşık olarak 3.690.000 olarak tahmin edilmektedir. Bu tahminlere göre ülkemizdeki
özel eğitime muhtaç çocukların yaklaşık olarak henüz onda birinin bile eğitim hizmetlerinden tam olarak yararlanamadığı
görülmektedir.
Engelli çocuklar bazen ilköğretim okullarında diğer çocuklarla birlikte eğitilmekte, bazen yatılı ya da gündüzlü-yatılı özel eğitim
okullarında, bazen de ilköğretim okullarında oluşturulan özel sınıflarda eğitim görmektedirler. Eripek, son yirmi yıldır özürlü
çocukların normal sınıflara kabul edilmesinde büyük bir gelişme olduğunu belirtmektedir. Eripek bu gelişimin hızlı olduğunu
söylerken bir başka problem Yetişmiş Özel Eğitim Elamanı eksikliği kendini göstermektedir. Bu durumda özel eğitim öğretmeni
eksikliğini tamamlayacak tedbirler alınırken – ki sonuç alınması birkaç on yılı bulabilir- sınıf öğretmeni ve/veya branş
öğretmenine çok önemli görevler düşmektedir.
Her öğretmenin yada branş öğretmeninin özel eğitim konusunda en az 3 kredilik zorunlu bir ders alması gerekirken çoğu
programlarda bu dersin hiç alınmadığı bilinmektedir. Sarı, bu konuda gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara benzer bir şekilde
öğretmenlerin en az altı tane 3 kredilik özel eğitim dersi alması gerektiğini, bunun ülkemiz gerçeklerine yönelik en uygun geçici
çözüm olacağını belirtmektedir. Daha öncede değinildiği gibi, bu bölümün temel amacı sınıf öğretmeni yada branş öğretmeninin
özel eğitim konusunda bilgilendirilmesinin çocukların gelişimi açısında ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.
(Can.2002.s,202)
5. ENGELLİ ÇOCUKLAR VE ENGELLİLERİN SINIFLANDIRILMASI
5.1. Özürlü Çocuk Kimdir; Zihinsel özellikleri duyusal yetenekleri nörolojik ve fiziksel özellikleri sosyal davranışları ve iletişim
becerileri yönünden ortalama ya da normal bir çocuktan farklı olan bunun için profesyonel yardım alması gereken çocuk engelli
çocuk olarak tanımlanabilir.(kirk,S.,A.J. Educating Exceptional children)
Ataman yetersizlik ve engel kavramlarını ayırt eder. Ona göre yetersizlik zihinsel,fiziksel, davranışsal ya da duyu organlarının
zedelenmesine bağlı olarak tüm ya da kısmen işlevlerinde gözlenen kayıpların ortaya çıkardığı durumdur. Engel ise kişini çevreye
uyum sağlayamamasını kapsar.(Ataman; özel eğitim ;Eğitim bilimine giriş)
Beden,zihin, duygusal ya da sosyal gelişimlerindeki özür ve üstün özellikleri yönünden eğitim ve öğretim amaçlarını
gerçekleştirmek için normal çocukların eğitim hizmetlerindekine ek olarak birtakım özel hizmet ve önlemleri gerektiren çocuklara
özel eğitime muhtaç çocuk denir.(Özsoy;özel eğitime giriş)
Bedensel,zihinsel, ruhsal ve sosyal özelliklerinde belirli bir oranda ve sürekli olarak işlev kaybı veya bozukluğu sonucu normal
yaşamın gereklerine uymama durumuna sakatlık ,bu durumdaki kişiye sakat denir.(Çağlar, Doğan;Geri zekalı çocuklar ve
eğitimi)Özel eğitim bilimcilerin yaptıkları bu tanımlar yanında devlet de mecliste özel eğitime muhtaç çocukları 2916 sayılı
kanunda tanımlamıştır.
Özel eğitime muhtaç çocuklar beden,zihin, ruh,duygu, sosyal ve sağlık özellikleri ve durumundaki olağandışı ayrılıkları sebebiyle
normal eğitim hizmetlerinden yararlanamayan 4-18 yaş grubundaki çocuklardır (2916 sayılı özel eğitime muhtaç çocukları koruma
kanunu)
5.2. Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar, Hangi Özelliklerinden Dolayı Özel Eğitime İhtiyaç Duymaktadırlar
Tanımlarda sık sık vurgulanan farklılıklar çocuğun çevresi tarafından olumlu ya da olumsuz algılanabilir. Bu açıdan bakıldığında
zihinsel engelli (zeka düzeyi çok düşük) bir çocuğun yanında zihinsel bakımdan akranlarından çok daha zeki olan bir çocuk da
özel eğitime muhtaç olarak kabul edilebilir. Normal özelliklerden sapma gösteren bu iki tip çocuk da özel eğitime ihtiyaç
duyacaktır. Birinci örnekteki zihinsel engelli çocuk öğrenemediği ya da zor öğrenebileceği için akranlarına uygulanan eğitim ve
öğretim programından faydalanamayacaktır. Üstün zekalı çocuk ise akranlarına uygulanan eğitim ve öğretim programı nedeniyle
kendi merak ve uygun öğrenme yaşantılarına giremeyecektir. Bunun bazı tipik örnekleri görülmektedir. Okula başlarken okuma
yazmayı bilen, sayıları tanıyan çocuğa farklı bir program geliştirerek müdahale edilmezse çocukta sorunlar ortaya çıkabilir.
Çocuğun bildiği şeyler ilgisini çekmeyeceğinden dikkat dağınıklığı ortaya çıkacak ve içine kapanıp kendi hayal aleminde
dolaşacaktır. Bu durum onun başarısız bir öğrenci hatta uyum güçlüğü çeken çocuklar gibi algılanarak okuldan atılmasına bile
neden olabilir.