- amitxa atn., amintxa vi. birisi, herhangi biri, bir kimse. amitxas duwvi: birisine söyle. amitxa mulun: biri geliyor.
- amolva atn., amaxtimu ark. girmek, içeri girmek. doloxe amulun: içeri giriyor. doloxe kamaxûu: içeri girdi.
- amseri atn., hamseri ark. bugece. amseri mo mulu! Bugece gelme!
- Üazeta atn., xp., gazeti meg. Gazete, jurnal. Lazuri üazeta: Lazca gazete.
- anöüera, anöüarya iskorpit balığı.
- anöe atn., anüe ark. kerkenez kuşu. kerkenez kuşunun türlerine genel olarak bu isim verilir.
- anöe mumuliwa kerkenez kuşunun erkeği.
- anöera hamsiye benzer, yenmeyen bir balık.
- anöesi atn., anüesi vi. 1. atn. kanca. anöesi keüvağu: kanca takıldı. 2. vi. olta. anüesite çxomi öopums: olta ile balık yakalıyor. 3. Vi. Üzerinde çokça kanca bulunan ve
geceleri derelere kurulan bir tür olta.
- anöeşaini atn., anüeşaini xp. şahin kuşu.
- andaseni atn. oysa, halbuki. andaseni miziûapuûu ti: oysa söylemiştim de.
- anderi, termaşi, üaybana ölünün arkasından bıraktığı herşey; tereke. anderi na naşüvare: "ander" bırakasın! anderi na dosüudare! sahipsiz kalasın! 3ad. Termaşi.
- andğa arş., handğa ark. bugün. õ andğa moxûasere: bugün gelecek.
- andğaneri atn., handğaneri ark. bugünkü. õ andğaneri sûeri komşun: gibi hatırlıyorum.
- angi ark. kapkacak. õ angepe koüibğu: kapkacak yığıldı. õ ar angis geâgvalu/a ôaôis dolopsamu (not.): ahbaplık derecesi bakımından çok yakın olmak.
- angi ark., noçxeşe atn. bulaşık. angepe doçxu: bulaşıkları yıkadı.
- anipse, animse xp., alimse vi. yeğen. õ wanaağanis anipse çkimi moxûasen: yeni yılda yeğenim gelecek.
- anüesi ark. 3ad. anöesi.
- anüesi danâi ark. bir diken türü.
- Anoste ark., unostone lezzetsiz, tatsız. õ anosûe gyai: lezzetsiz yemek.
- ansaneri ark. asi, baş kaldıran. õ ansanerepek dudi keüozdes: asiler başkaldırdılar.
- ansüilepuna yaban gülünün çok olduğu yer. õ mwupis ansüilepunas kodolovoli: karanlıkta yaban gülü tarlasına düştüm.
- ansüili 1. yaban gülü bitkisi. 2. diken. õ asüili komema3onu: diken battı. õ ansüili sûeri bozomota: diken gibi kız. 3. Diken niçin evlenmedi? Bütün bitkiler evlenirken diken
evlenmeyi reddeder. Nedeni sorulduğunda "ben yolun kenarına dikileceğim, gelip geçenlere batacağım, böylece herkesle evlenmiş olacağım" der ve evlenmeyi kabul etmez.
- ansüiloni, ansüilonyayi atn. 1. yaban gülü bitkisinin olduğu yer. 2. dikenli.
- anteri atn. (giyecek) kazak. õ anteri demiöordu: kazağım yırtıldı.
- antepe xp., hantepe ark., hantere vi., hani arş. bunlar. õ antepes uwvi haşo komoxûan: bunlara söyle böyle gelsinler.
- antrise ark., anûisi xp., anûişi, anûeşi üvey. õ Nanaşantrise: üvey anne.
- anûama vi., aûamba arş. şeftali. õ anûama vimxor: şeftali yiyorum.
- an3era atn., 3ela arş., üan3xanaüa ark., liüaba yüksek kesimlerde yetişen, 1-1,5m boylarında, kırmızımtrak ve kuş üzümü büyüklüğünde nahoş yemişi olan, beyaz ya da
pembe çiçekli çalı türü bir bitki.
- anwala 1. adap dışı, terbiyesizce, argo. õ anwala ixaôas: edep dışı konuşuyor. 2. edep dışı konuşan. õ anwala üoçi: edep dışı konuşan kişi.
- anwalaburi atn. küfürlü, adap dışı bir tarzda, argo bir şekilde, terbiyesizce. õ anwalaburi mot ixaôa: terbiyesizce konuşma:
- anwo xp., wo atn., hanwo vi. bu yıl. õ anwo var moxûu: bu yıl gelmedi.
- apaöi atina'nın aranaşi köyünde bir yer adı.
- apiçoras vi. çarçabuk, çabucak, birdenbire, bir anda. õ apiçoras dulyape koniçodu: işler çarçabuk bitti.
- aôaroûi çok konuşan, çenesi düşük. õ aôaroûi üoçi: çenesi düşük adam.
- aôau atn., ôaôau vi. kişilere takılmak, alay etmek amacıyla kullanılan bir ifade.
- aôesôeu atn. aşırı şeyler için kullanılır. 1. õ ini aôesôeru: çok soğuk, kırağı. 2. mwupi aôesôeru: çok karanlık, zifiri karanlık.
- aôiüo ark., awuôati atn. atik, uyanık, gözü açık.
- aôoğola hopa'nin buça köyünde bir yer adı.
- aôoûe bir zaman, kesin olarak tarihlenmemiş, bilinmeyen uzak bir zaman. õ aôoûe kogâirare: seni bir gün görürüm. õ aôoûeşe ar komulun: çok ender, çok seyrek olarak
geliyor. õ kogogaşinas na aôoûe duwvare: hatırlarsan bir gün söylersin.
- aôrili, arôili, igriüa nisan ayı. aôrili kodogutu: nisan ayına girdik.
- aôuûraüi atn., abuûragi ark. 1. dış tarafı dikensi yumru şeklinde meyvesi olan bir bitki. 2. mec. çok acı yiyecek. çkar var işüomen, apuûraüi sûeri ren: hiç yenmiyor,
"apuûraüi" gibidir. 3. sert ve haşin kişi. aôuûraüi sûeri üoçi: sert adam.
- apxa dokuma tezgahının bir parçası.
- ar atn., xp., arti meg. 1. bir sayısı. ar oşüuri: bir elma. ar sva: bir yer. 2. hele, hele bir. ar kobâira do muti var domaöis: hele bir göreyimde bir şey lâzım değil.
- arçkva ark. 1. bir daha. arçkva tkvi: "bir daha söyle." 2. artık. arçkva bigzalat: "artık gidelim."
- arçkvaneri ark. bir dahaki. açkvaneri ôarasüe ndğas mepûare: "bir dahaki cuma günü geleceğim."
- aröuûa ark., aröiûa xp., arwuûa vi. küçücük, birazcık, azıcık. aröuûa bibgari: "biraz ağladım."
- arfara ark., afara atn. bir kez. ar fara miâirapun: "bir kez görmüşüm."
- arfarapes bir defasında, bir keresinde, bir aralar. arfarapes na mağodu ar kogişüuûuüo nosi gamûaseûu: "bir defasında başıma geleni bir bilsen aklın şaşardı."
- arüele ark., arüale atn. bir taraftan, bir yandan, öbür taraftan, öbür yandan. arüele zoôons arüele ikoms: bir yandan söylüyor öte taraftan yapıyor.
- arôoûeşe ar atn. çok seyrek, nâdiren. arôoûeşe ar komulun: "çok seyrek geliyor."
- arsotxa arş. herhangi bir yer.
- arsotxaneri arş. herhangi bir yerden olan.
- arsotxani arş. herhangi bir yere ait olan.
- arsotxaşa arş., asotxaşe atn. bir yere, bir yerden, herhangi bir yerde, herhangi bir yerden. asotxale movulu: bir yerden, herhangi bir yerden geliyorum.
- arsoti arş., asoti atn. herhangi bir yer, bir yer. arsotişe bidare: herhangi bir yere gideceğim.
- ara atn., qa xp., mûoûi vi. dal. ncas arape guûroxu: ağacın dalları kırıldı.
- araüani atn., raüani arş. tepe. xolo ti kogoladu raüanepes emôula: yine tepeleri duman sardı.
- aranâi ark. greyfurt. Aranâi wüari şums: greyfurt suyu içiyor.
- ardido ark. birçok. Ardido üoçi moxûu: Birçok adam geldi.
- arfarapes ark. bir aralar, bir zamanlar. arfarapes ndağişe keşapti dorûun: bir zamanlar dağa çıkmıştım.
- arguni büyük balta. arguni komoidu: baltayı omuzuna aldı.
- ariani ark., dergi atn. küp. arianis kapça kodolomcumoru: küpün içine hamsiyi tuzladı.
- arka atn., kra, nkra ark. boynuz. xocis arka moyuûroxu: öküzün boynuzu kırıldı.
- arkabi, arxave Xopa (Hopa) ve Viwe (fındıklı) kasabaları arasında kalan, Türkiye'nin idari bölümlenmesinde Hopa adı ile bilinen Laz kasabası.
- arkaburi 1. arhavili, arhavi'den olan. arkaburi yaşar turna: arhavili yaşar turna. 2. arhavili'ye ya da arhavi'ye özgü olan, arhavice. arkaburi oôaramitu: arhavi'ye özgü
konuşma. arkaburi birapa: arhavi'ye özgü şarkı.
- Arkaponi, arkaponyayi atn., nkraoni, kraoni ark. boynuzlu. arkaponi a mskveri kobâiri: boynuzlu bir geyik gördüm.
- arnavi vi., xameli atn. önden bağlanan iplerle çekilmek suretiyle kullanılan, tahtadan yapılmış geniş kürek. insan gücüyle çalışan bir tür ilkel tahta kepçe. alım yerlerinde
yaş çayı arabaya taşımak gibi işlemlerde kullanılır.
- aroğorda atn., arto arş., arte ark. birlikte, beraber, hep birlikte, hep beraber. iri aroğorda bibirat: hep birlikte oynayalım. aroğorda moxûes: birlikte geldiler.
- arôili, aôrili nisan ayı. Arôili dogutas üuüuk oüiinu coöams: nisan ayının başından itibaren guguk kuşu ötmeye başlar.
- arso xp. bir kısmı. arsomuşi komoği: bir kısmını getir.
- arti arş. öteki. arti keöopi: ötekini al. Artepe: ötekiler.
- artikati ark., artiüati atn. birbirini, birbirlerini. artiüarti koâires: birbirlerini gördüler. artiüarti var naşüves: birbirlerini bırakmadılar.
- arûaşeni, arûaşini, aûraşini Viwe (fındıklı) ve atina (pazar) kasabaları arasında kalan, Türkiye'nin idari bölümlenmesinde ardeşen adı ile bilinen Laz kasabası. arûaşeni'şe
ulun: ardeşen'e gidiyor.
- arûaşenuri, aûaşenuri 1. ardeşenli, ardeşen'den olan. arûaşenuri Lazepe: ardeşenli Lazlar. Arûaşenurepeşi dulyas ma nosi var exemizdams: ardeşen'e özgü iş. 2. ardeşenli'ye
ya da ardaşen'e özgü olan. Arûaşenuri dulya: ardeşen'e özgü iş.
- asotxale, arsotxale 1. bir yerden, herhangi bir yerden. Asotxale movulu: bir yerden geliyorum. 2. bir yere, herhangi bir yere. Asotxale vulu: bir yere gidiyorum.
- asti zaten, aslında. asti var bognidorûu: zaten anlamamıştım/duymamıştım.
- asûenari atn., astenyayi vi., genciyeri xp. yatalak. asûenari kodosüudu, var oüvaüanen: yatalak kaldı, yerinden oynayamıyor.
- asûeri xp., hayasteri ark., hamusûeri atn. bunun gibi, buna benzer. asûeri dulyape var momwondun: böyle işleri beğenmiyorum.
- asvi xp. heba olmuş, boşa harcanmış, heder olmuş.
- Aşi, anşi altı. aşi tuta diyu si na var gâiri: altı ay oldu seni görmeyeli.
- aşiği oyapu, opxasinu atn. 1. garipsemek, garip karşılamak. na miwupe opşa aşiği mayu: bana söyledikleri çok garibime gitti. 2. Hayret etmek.
- aşüva atn., açkva ark. artık, bundan böyle. aşüva dubağun: artık yeter. aşüva moxûi: artık gel.
- aşvacis ark. bir nefeste, bir anda. aşvacis dulyape doôit: bir nefeste işleri bitirdik.
- atinori uşkuri ark. bir elma türü; atixa (pazar) elması.
- atinori ombri vi. meyvesi uzunca ve sert olan bir erik türü, pazar eriği.
- atinuri, atixuri 1. atinalı (pazarlı), pazar'dan olan. ma atinuri vore: ben pazarlıyım. atinuri bozope: pazarlı kızlar. 2. pazarlı'ya özgü. atinuri oxaôaru: pazarlı'ya özgü
konuşma.
- aûamba arş., anûama vi., aûama xp. şeftali. aûambape dok3es: şeftaliler çürüdü.
- aûeüne vi., aüoôuri atn. çocuğu olmayan. cuma çkimi aûeüne kodoskidu: kardeşim çocuksuz kaldı.
- aûüozi atn. meyil, eğim, şev. oöi kocexvii aûüozi moğams: toprak parçasını aşağıya indirirsen meyil getirir.
- avla, üoda avlu. Avla süani cuneli/öepri megipinare: senin avlun güneşli/oraya kendir sereceğim. avlaşi xoci ôanda xociüa (arş., not.): avludaki öküz hep tosun görülür.
sahip olunan şeyin değerini bilmemeyi ifade eder.
- azmarida izmarit balığı.
- aâanâgi çizme, horon oynarken giyilen ve dize kadar uzanan çizme.
- awi xp., hawi ark., ase meg., hus atn. şimdi. awi mu iqvasen? şimdi ne olacak?
- awineri xp., hawineri ark., husineri, husûineri atn. şimdiki.
- awişkule xp., hawişkule ark., husişüule atn. şimdi. awişüule mu iqvasen? şimden sonra ne olcak?
- awuğe ark., awiğe xp., mawupxe atn. küçük yapılı bir tür eşek arısı.
- awuôaûi atn., aôiüo ark. atik, uyanık. awuôaûi bere: atik çocuk
- baba, eba atn., beba arş. baba.
- babalozi erkek çekirge kuşu. Baş ortası ve ense gri, sırt ve kuyruk kirli sarı, göğüs yüzeyi beyaz renktedir. õ ciceğenişi biöi muşi: çekirge kuşunun erkeği.
- bağulya atn. dişi çekirge kuşuna benzer bir kuştur. Yapı olarak biraz daha küçüktür. Kanatları sarımtrak, kuyruğu ve göğüs yüzeyi gridir. Dişi çekirge kuşuna göre daha
oynaktır. Ancak alıştırılması oldukça zor bir kuştur.
- bağuti viwe-öuröava'da eskiden bayramlarda toplanılan bir yerin adı.
- babena atn. taneleri alınmış mısır koçanının üst üste konulması ile yapılan oyuncak ev.
- babuza atn., babuwa ark. avuç. ar babuza ntxiri komomçu. bir avuç fındık verdi.
- badeburi yaşlı erkeklere özgü. xoloti kocevoöit badeburi xoronis: yine başladık yaşlılara özgü horona. badeburi dolokuna: yaşlılara özgü giyim.
- badi 1. ihtiyar erkek, yaşlı erkek. badi doğuru: yaşlı adam öldü. 2. Vi. Çekirdekleri tohum için kullanılmak üzere uzun süre dalında bekletilen, dış yüzeyi kahverengileşmiş
salatalık.
- badibiöi ark. hiç evlenmemiş yaşlı erkek.
- badoba atn., (erkekler için) yaşlılık. üoçi badobas koüoûroxun. insan yaşlılıkta kırılıyor. badobas xvala kodosüudes: yaşlılıkta yalnız kaldılar.
- badomeyi ark., mtuti ôuûuci atn. bal vermeyen zehirsiz arı.
- bageni ark., bargeni xp., baceni arş. derme çatma kulube, dağ evi.
- bağirdaği atn. beşiğe yatırılan çocuğun düşmemesi için kullanılan geniş bez şerit. yatırılan çocuk bu bezle beşiğe bağlanır. bağirdaği va cuâuûuri bere omwelişe colun:
bağirdaği ile bağlı olmayan çocuk beşikten düşer.
- bağu nezi atn. taneleri kalın bir ceviz türü.
- bağu, mbağu arş., nobağule ambar. xviûi xvaûa mtel bağus molubğun: kıvır zıvır herşey ambara konmuş.
- bağuna, mbağuna arş. kiler. m3xulepe bağunas ezderon: armutlar kilerde saklı.
- bağuri, baxuri xp., bauri atn., k3apa vi. çürük ayında (temmuz 13, ağustoz 13 arası) suya/denize, bahçeye girildiği taktirde deride beyazımsı lekeler oluşacağına inanılır. bu
inanca bahuri ya da k3apa denilir. bu hastalıktan korunmak için suya ya da bahçeye bakır (metal) parçası atılır. orubas mo amulut bahuri gaknanere do ûüebi
gogakçandanere: dereye girmeyin, deriniz beyazlaşır.
- baxana ark. kayıkların konulduğu baraka.
- baürewa 1. eğri büğrü, işe yaramaz ağaç. 2. mec. biçimsiz vücut yapısına sahip kişi; işe yaramaz, toplumda tutulmayan kişi.
- balabani atn., mşaxuyi xp. çekirge kuşu, yoz atmaca, atmaca şahin.
- balaxa vi., balaxi atn. gür/yapılı gövdesi ve yaprakları olan otsu bir bitki. balaxa steri divi doren? çok şişmanlamışsın anlamında.
- Üamara atn. eski Laz evlerinde, tavan tahtalarının üzerine çakıldığı, odanın boyu kadar uzunluğu olan, dikdörtgen biçiminde yontulmuş ağaç.
- balaxa steri ovapu not. kilo almak, besili hale gelmek.
- balandani atn. kapı sürgüsü. balandani eünas kogoludvi: sürgüyü kapıya çek.
- balarwağa ark., pupuli pavri atn., şkvit damari xp. semiz otuna benzer bir bitki.
- balucaği vi., şanauli patulcani xp., balurâaği domates.
- Barva, ixi, boria meg. rüzgâr. Barva bas: rüzgâr esiyor.
- bambua atn. sersemleşmiş, uyuşmuş. mtugik ğurâuli şüomu do bambua diyu. fare zehir yediğinde uyuştu, sersemleşti.
- banbana vi. yaşlılıktan ötürü hantallaşmış, iş göremeyecek duruma gelmiş kişi. banbana dida. hantallaşmış, iş göremeyecek durumda olan yaşlı kadın.
- bandaleri sendeleyerek, sendeleye sendeleye, tökezleyerek. bandaleri bandaleri igzas: sendeleye sendeleye yürüyor.
- bandara bayrak. bandara ijvaûen. bayrak dalgalanıyor.
- bangala xp. aptal.
- bardeli arş., wuraüa ark., orosôi orospu, aşifte.
- barderi bir kazığın çevresinde yığın yapılmış/ yığın halinde. barderi nçala: yığın yapılmış mısır samanı.
- bardi uzun bir kazık etrafında yapılan çayır, saman vb. yığını. nçala bardi. mısır samanı yığını.
- bardinca ark., obardale atn. etrafına mısır samanı yığmakta kullanılan uzun ve kalınca kazık.
- Basa kazık, direk. basa duğes do nca coninktes: kazığı altına geçirip ağacı devirdiler. eünas basa kodumxanes: kapıya kazık dayadılar.
- basûiüa kayık yapımında kullanılan iskelet eğri ağacı, kayık ağacı.
- batmani 1. atn. ölçü birimi. 2. vi. büyük küp.
- baûa atn. gevşek, kendini bırakmış (uzuv). xepe baûa oüaçams: ellerini gevşek tutuyor. xepe baûa naşüvi. elini gevşek bırak.
- bawai bir bitki türü.
- böipe xp., möipe atn., ince. böipe şüa. ince bel.
- becği atn. kusma anında çıkarılan ses. becği konkoli moğams: "salya sümük getiriyor."
- becği konkoli moğmalu atn. not. salya sümük getirmek.
- beciûi 1. arş. önemli. beciûi var on/ ren: önemli değil. 2. atn. aciliyeti olan, acil, öncelikli. beciûi i: acele et.
- beciûi oyapu not. acele etmek. a wulu beciûi iyi: "biraz acele et."
- bedali atn., vala vi. peştemalın etrafına dizilen küçük, yuvarlak ve renkli cisim. kçe mandilis kçe bedali godveri, mo memaşüum guris kva dolodveri (Lazca bir destan).
- bedarva atn., xarûoma arş., qavari meg. kiremitin bulunmadığı dönemlerde çatı örtmek için kullanılan, gürgen ağacından elde edilen, kısa kesilmiş kiremit biçimindeki
tahta parçası, padavra. ixik bedarvape eyojulinamûu: rüzgâr "bedarva"ları uçuruyordu. üaûa bedarvas ar kva eyodumûes do ixişe oçuleûinamûes: rüzgâr "bedarva"ları
uçurmasın diye üzerine taş konurdu, böylece "bedarva"lar rüzgârın uçurmasından kurtulurdu.
- bedi xp., baxûi atn. baht, talih, kader.
- bedigoöveri xp., bedixamanwa ark. bahtı kara, talihsiz. bedixamanwa nana şüimi: bahtı kara annem.
- bedui ark., ûişuça atn., ürima ark. zavallı. (acıma belirtir). bedui bere: zavallı çocuk.
- befa atn. fatma isminin Lazca'da söylenişi. befa uşüuriz cexes: befa elma ağacında oturmuş.
- belti atn. pıhtı, pıhtılaşmış kan, kan pıhtısı. çxindişe belti dvabğu: burnundan pıhtılaşmış kan döküldü.
- berci atn., bergi ark. çapa. bercite ona xaşüums: çapa ile tarla kazıyor.
- bere bara, bere bura çoluk çocuk. bere bara zuğas kodelibğes: çoluk çocuk denize girdi.
Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (1. Bölüm)
- 45294 okuma
Gözde içerik
Bugün:
- Kürtçe - Türkçe Sözlük
- Bulmaca Sözlüğü
- Türkçe - Kürtçe Sözlük
- UYUŞTURUCU HAKKINDA HERŞEY
- Excel Kullanımı ( Elektronik Tablo) ve Formüller
- Mİcrosoft Office Word Kullanımı
- Genel Türk Tarihi - OSMANLI İMPARATORLUĞU KRONOLOJİSİ 1299 - 1924
- PROGRAM KIRMA YÖNTEMLERİNİN EĞİTİM AMAÇLI İNCELENMESİ
- Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (1. Bölüm)
- Tarih - Bilim - İlim - Buluşlar - Matematik - Geometri
Tüm zamanlar:
Son görüntülenme:
- Alzheimer Hastalığı Nedir?
- Hepatit B nedir?
- Kimya - Atom
- Bilgisayar - Yazılım - SEMBOLİK MAKİNA DİLİ - Assembly Language, Assembler
- Evliyalar Tarihi - 1
- Dini Sözlük (Tüm Kelimeler & Terimler) - 2. Bölüm
- Tefsir - 10
- Evliyalar Tarihi - 4
- UYUŞTURUCU HAKKINDA HERŞEY
- Tefsir - 17
- Drupal Tema (Themes-Template) Barlow
- İletişim Sorunları
- Dünya Siyasi Tarihi (3 . bölüm)
- Tefsir - 4
- Bilgisayar Yazılım ve Donanımları Hakkında Genel Bilgiler
- Hititler - Zeus - Leda
- Bulmaca Sözlüğü
- Tarih - OSMANLI DEVLETİ GENEL BILGILER (Eğitim, Öğretim, Bilim ve Sanat)
- Tefsir - 9
- Bilgisayar ve Teknoloji Terimleri Sözlüğü (2. Bölüm)
elinize sağlık çok güzel
elinize sağlık çok güzel bi çalışma olmuş.
bune beeeeeeeeeeeeeeeee
bune beeeeeeeeeeeeeeeee allahüm yarappim nasıl birşey bu
yhaaaaa nasıl bişi
yhaaaaa nasıl bişi da
allahum yarappim yaa
Yeni yorum gönder