- manebe, manebra, nebra arkadaş, dost. (kaynak. fahri Lazoğlu, onebu fiilinden).
- mangali, xangami, dreôani orak.
- manguna arş., langoni ark., mangana atn. 1. iri cins köpek, çomar. 2. mec. hiçbir işe yaramayan. langoni langoni goytoren. boş boş, bir işe yaramadan dolanıyor.
- manguri 1. tasma. coğori manguriten na iyona, var lalums (dnot): köpeği tasma ile götürürsen havlamaz. 2. ayının burnuna takılan halka. 3. ucunda uzun sopa bulunan
köpek bağı/tasması.
- Mani yul., evedi çabuk, tez. mani mani: çabuk çabuk.
- mani vi. çürümüş odunların küçükçe ve kuru parçaları. mani dişüa: çürüyüp kurumuş küçük odun parçası.
- manksinale 1. osurucu. 2. kabuklu, uçan ve tehlike anında pis koku çıkaran koyu yeşil renkte bir böcek.
- manâage, manâageri xp., malte ark. komşu.
- manwipuye, zardava, üvenuri xp. ağaç sansarı, zerdava.
- maoşani yüzüncü. maoşani wana: yüzüncü yıl.
- maotxani dördüncü.
- maovrani sekizinci.
- mapa kral. Gubazi Lazepeşi mapa rûu: Gubaz Lazların kralıydı.
- Maôavre, mapavre, maôavri çayeli ilçesinin Lazca'daki adı.
- Mapsale, psiûila vi., sipsiüa atn. altını ıslatan. psiûila bere: altını ıslatan çocuk.
- Psiûi vi., pşiûi atn. Kediyi defetme ünlemi.
- mapuşüundale atn. 1. dışkıcı (inek dışkısı). 2. aynı isimle anılan kabuklu, kahve renkli uçan bir böcek. gece ışığa gelir.
- maputxoce bir böcek türü.
- Mapatule vi., maôaûule atn. yeşil arı kuşu.
- maôazule vi., ôaôazulya atn., wiwinateri, ôinöüu xp. ateş böceği.
- Ôinöüu, wiwinateri xp., maôazule vi., ôaôazulya atn., ateş böceği. uça tolepe süanik otanams ôinöüu sûeri: siyah gözlerin parlıyor ateş böceği gibi.
- mapxa güneşli hava. a mapxa ndğas dulyape doçodines: güneşli bir günde işleri bitirdiler. Mapxa ndğas mwu tudenüale vati dozgva oûi, möima ndğas ewogamgutas (atn.,
dnot.): güneşli günde Lazkirazının altına sıçmayasın ki yağmurlu günde altında durabilesin.
- mapxala havaların güneşli olduğu dönem. mapxalapes dişka doptorat: havaların güneşli olduğu zamanda odunu taşıyalım.
- maqaqi xp., mayare atn., mai ark. su kurbağası.
- maqari xp. gelin alayı. maqari mulun: gelin alayı geliyor.
- maqaseta gazete dağıtıcısı.
- maqvaperi xp., meyaperi atn., mevaperi ark. yoğurt.
- maqvapu xp., meyapu atn., mevapu ark. 1. mayalamak.
- mara, ala ark. ama, fakat, lakin.
- maröa vi., öarma atn. dizilmiş odun yığını.
- mariaşina xp., ağusûozi ağustos ayı. tuta mariaşina: ağustos ayı.
- marüaûi arş., maüaûi atn. 1. maya. mjas marüaûi keüubu: süte mayayı kattı.2. yoğurt mayası
- marsiği, mqui xp., qvaoci leş kargası, marsık.
- martgvani arş., mazgva sağ. martgvani üale 3adums: sağ tarafına bakıyor.
- marûi, lulu tuta arş. mart ayı.
- masari vi., môalu atn. 1. kazık. masari kodo3onu: kazığı yere çaktı. 2. kuru odun parçası.
- masûara ineklere çorba vs. verilen tekne, kap.
- masumani, masuma üçüncü.
- masureûi (< surat) ressam.
- masvare, ûabaği arş. sayfa. masvare golaktu: sayfaları sayıyor.
- maşkvitani yedinci.
- matxori ark. çeyrek kile'ye denk düşen tahıl ölçü birimi. 3ad. limsumi; sumyayi.
- maûufi atn., üonüoraxi xp. üuüuraxi ark. çok yaşlı, moruk.
- maûui arş., ôaôseri atn., lamseri ark. sakinleşmiş, susmuş.
- mautxa, mautxani dördüncü.
- mavitani onuncu.
- mavramaûe atmaca'dan biraz daha büyük bir kuş, karagöz kuşu, yoz atmaca.
- maybeni vi. konuk odası.
- mayna ark. ebe oyunu.
- mavro oğul vermeyen arı.
- mazaôu atn. soğuk algınlığı, nezle, girip. mazaôu maünu. soğuk algınlığına yakalandım.
- mazgumale atn., âgumeace ark. çok fazla sıçan.
- mazi ark. 1. ahşaptan yapılmış dört tekerlekli çocuk arabalarında, karşılıklı tekerlerin takıldığı odundan yapılma dingil. 2. dingil.
- mazuğali denizci.
- maware atn., muri ark., mawarisûe arş. 1. sucu. 2. erkek arı, kovana su taşıyan arı.
- mawiwile, wiwilamüorobu xp. bir leylek türü, yelve.
- mawüindi ark., mawindi atn. yüzük. mawüindi moâin. parmağında yüzük var.
- mawupxe atn., awuğe ark. küçük yapılı, sarı renkte bir tür yaban arısı.
- mbağu neâi atn. bir ceviz türü.
- mbağu ntxiri atn. bir fındık türü.
- mbağu, bağu, nobağule ambar. neâepe mbağus komolabğu. cevizleri anbara döktü.
- mbareri şişmiş, şişkin, şişik. mbareri tolepete memoweûu: şişik gözlerle bana bakıyordu.
- mbarineri şişirilmiş. tolepe mbarineri uğuûu: gözleri şişirilmişti.
- mbazeri atn. soğuk veya fazla su almadan dolayı şişmiş. mbazeri nca. çok su çekmesinden şişmiş ağaç.
- mbela bez barçası, paçavra.
- mbineri atn., oumineri ark. susamış. wari mbineri: susamış.
- mbulepuna kirazlık, kiraz ormanı.
- mbuloba, mbulora, çerezi, buliş tuta xp. hhaziran ayı.
- mcace atn., mcaci xp. 1. doğangillerden bir kuş, büyük doğan. 2. kartal.
- mcacona vi. viwe-öuröava'da bir yer adı.
- mcixi yumruk. mcixi komuntxu: yumruk vurdu.
- mcumeni, didamcumori atn. bir bitki türü. 3ad. didamcumori.
- mcumoreri atn., ncumorer ark. salamura yapılmış, tuzlanmış.
- mcumori atn., ncumor ark. sirke. mcumori m3xuli. meyvesinden sirke salamura yapılan armut türü. m3xuli mcumori. armut sirkesi.
- mcumori m3xuli atn. bir armut türü, salamuralık armut. salamura yapılarak suyundan sirke elde edilir.
- mcumu, ncumu tuz. mcumu toli şüimis. tuz gözüme. bir yemin. mcumu waris cenwaloni oyapu. tuz suyuna ekmek batırıp yiyecek kadar yoksul olmak.
- mcveri atn. 3ad. mgeri.
- gveri vi. Kurt. 3ad. Mgeri.
- mcveşala eskiden. mcveşalas elektriği varûu: eskiden elektrik yoktu.
- mcveşi, mcveş ark., mcveşuli vi. eski. mcveş emektari öuûa karmaûe: eski, emektar küçük değirmen.
- mçxu kalın. mçxu dudi: kalın baş.
- mçxuoci xp., cemçxupora atn. kalınca, nispetten kalın.
- mçxuri, oxuri, şoroni koyun.
- mçxuş ôurmoli xp. kocabaş kuşu.
- mçxuş ûoroci xp. peçeli kuşu, tahtalı kuşu, yusuf opalı kuşu.
- mçxvanoba vi. kalınlık. dişkaşi mçxvanoba: odunun kalınlığı.
- mçxvapa atn. çxvapa xp. sıcak. mçxvapa ndğa: sıcak gün.
- mçxvapa oyapu atn. sıcaktan rahatsız olmak. çxapa mayu. sıcaktan rahatsız oldum.
- mçxvaperi atn. sıcaktan rahatsız olmuş. opşa mçxvaperi vore. sıcaktan çok rahatsız olmuş durumdayım.
- Mçvalu, üarauli xp., mamçvale bekçi. Mçvalupek oxori çumenan: bekçiler evi kolluyorlar.
- mçxvaşa ark. üstün körü, kabaca. stoli mçxvaşa kogekosu: masayı üstün körü sildi.
- mçiki ark., mçxviüi xp., mçixa pon. kestane kargası.
- mçximçxina bir kuş türü.
- mçinoceri çiftleşmiş, boğaya gitmiş.
- mçinoci vi. yüklü inek, gebe inek.
- mçire geniş. mçire kva. geniş taş.
- mçirenoba genişlik.
- mçiri atn., nçiri arş. bal mumu. mçiri eyunwinams (ocr.): üzerine bal mumu eritiyor.(Laz halk inançlarına göre nazar değen birinin üzerinde tavanın içinde eritilmiş bal
mumu gezdirilir ve böylece nazardan kurtulacağına inanılır.)
- mçurçi atn., ngola üvari, üvarûoroci xp. alakarga kuşu. Güvercin büyüklüğünde, kanatlarında yeşil ve lacivert tüyler bulunan ve eti yenebilen bir kuş.
- mçvela arş., maöaxe, öaxe çöp.
- mçveri atn., pkveri xp., mkveri ark. un. mçveri doşolu: hamur için unu yoğurdu.
- möa ark. geviş getiren hayvanlarda dudak çevresinin iç yüzeyinde ve genellikle alt çene etrafındaki testere ağzı biçimdeki tırtıllı et parçacıkları.
- möaci sinek. möaci itu: sinek çoğaldı.
- möaci tuta, k3ala, öuruği atn., çuruği vi., maraşina çürük ayı (13 temmuz-13 ağustoz arası).
- möapu atn., mkyapu ark. çakal. möapuk kotume oöopu: çakal tavuğu yakaladı.
- möapunksini atn., periksini vi., müyapuksini ark. patlatıldığında içinden kötü kokulu duman çıkaran bir mantar türü.
- möaraloba edebiyat, yazın. Lazuri möaraloba: Laz edebiyatı.
- möeprepuna atn., üeprepuna ark. kendir tarlası.
- möeşi atn., möüeşi ark. 1. çoban. 2. Çobanlık. 3ad. möüeşi.
- möeşi olva atn. çobanlığa gitmek, çoban olarak gitmek. andğa möeşi vidare: bugün çobanlığa gideceğim.
- möima goloğmalu atn., möima gon3alu vi. yağmurun dinmesi fiili. möima goliğu: yağmur dindi.
- möima yağmur. möima möims. yağmur yağıyor. möima möims möipeşi /msüva bozope biöepeşi. yağmur yağıyor inceden /güzel kızları esirgemeyin gençlerden.
- möimala yağmurlu dönem, yağmurun belli bir süre devam ettiği dönem. möimalapes oxori gale var gamabulurt. yağmurların uzun süre devam ettiği zamanlarda evin dışına
çıkmıyoruz.
- möipe atn., böipe xp. ince. möipe dişüa. ince odun.
- möipenoba ince olma durumu.
- möipeşûoroci xp., üirzili ark., ûoroci atn., dirvana pon. gökçe güvercin, kaya güvercini, üveyik.
- möita 1. Kırmızı, al. möita ğvalepe süanik ma omöu do omnoru: kırmızı yanakların beni yakıp kavurdu. 2. Kızıl. möita murun3xi: kızıl yıldız.
- möita murun3xi kızıl yıldız. 1929 yılında İskenderi witaşi yönetiminde Lazca olarak yayınlanan, sosyalist içerikli ilk Lazca dergi.
- möitalyayi atn., gemöitara arş. kırmızımtrak, kırmızımsı. möitalyayi porça ôoûe var gamiwamûu: kırmızımsı gömleğini hiçbir zaman çıkarmazdı.
- möitoni üzerinde kırmızılık olan, kırmızılı. möitoni ğvalepe uğuûu: kırmızımsı yanakları vardı.
- möüadule ark., möadule atn. 1. yaratıcı, yaratma yeteneğine sahip olan. 2. Usta.
- möüeşi, möeşi ark. 1. çoban. möüeşi mulun: çoban geliyor. 2. Çobanlık, çobanlık yapma. möüeşişe mulun: çobanlıktan geliyor.
- möüiri ark., möiri atn. 1. bit yumurtası. 2. bit yavrusu, yavşak.
- möüomura ark. Saldırgan (daha çok köpek için). möüomura coğori: saldırgan köpek.
- möüomura ark., mşüomule atn. yiyici, obur.
- möüudi, möudi ark., möüidi xp., Lazuûi cari atn., Lazuûi gyari vi. mısır ekmeği.
- möüveri ark., növeri atn. kurumuş. möüveri mwüo: kurumuş karayemiş.
- möüvineri ark., nöuneri atn. möüvinaperi xp. kurutulmuş. xurma möüvineri: kurutulmuş hurma, hurma hoşafı.
- möoxa ark., üoxa atn., sûiôo atn. ekşi.
- möoni atn., möüoni ark., meg. meşe ağacı.
- möu atn. bağırsak. möu deluöordu: bağırsakları koptu.
- mdade atn. nedime kadın.
- mdiüa buğday. Mdiüas ti nugumamûes: buğdayın başağını alıyorlardı.
- mdiüa cari atn., kovali ark., kobali meg. buğday ekmeği.
- meaca ark., mendvala atn. randevu, sözleşmek.
- meaceri ark., mendveri atn. randevulaşmış, sözleşmiş.
- meacu ark., mendvalu atn. randevulaşmak, sözleşmek. çku handğa ismana üala mebiacit. biz bugün ismana ile randevulaştık.
- meaxedu vi. keyif içinde bir yerde oturmak. memsofas komeaxedu: sedire keyifle oturdu.
- mebalu atn., meüidu ark. 1. tuzağa takılarak yakalanmak, herhangi bir şeye/yere takılarak yakalanmak. Oûavles üinçi nibu: kuş (tuzağa takılıp) yakalandı.
- mebalu atn., meüidu ark. 2. yemek pişirmek. (kaynatılarak pişirilenler için). lu nobams: lahana pişiriyor.
- mebalu dik ya da eğimli bir yüzeye dökmek (sıvı). Üodas wüari nobams: duvarın üzerine su döküyor.
- mebaraşe atn. üfürmeye yarayan araç, körük.
- mebargalu ark., meüanüu vi., mearu arş., meyaru, meûaüulu atn. tıkırdatmak, takırdatmak, tıklamak. neünas memibargalams: kapımı takırdatıyor.
- mebaru atn. bir yere doğru üflemek; esmek. ixi memobarams: rüzgâr bana doğru esiyor.
- mebazgeri atn., mebaâgeri ark. yüzeyine veya üzerine basarak.
- mebazgu atn., mebaâgu ark. 1. Dik bir yüzeye basmak. 2. direnmek, diretmek, inat etmek, dayatmak, ısrarcı olmak. var ti vida ya do opşa nobazgu: gitmeyeceğim diye çok
diretti.
- meberi atn., meüideri ark. 1. tuzağa takılıp yakalanmış olan. Ali mo cegivelu meberi üinçi sûeri: niçin boynun büküldü, tuzağa yakalanmış kuş misâli.
- meberi atn., meüideri ark. 2. Kaynatılarak pişirilmiş olan yemek. lobya meberi: kaynatılarak pişirilmiş fasülye.
- meberi Dik bir yüzeye dökülmüş (sıvı).
- mebğalu 1. Dik bir yüzeye dökmek, fırlatmak, fırlatıp çarpmak (bir çırpıda sayılamaz katı nesneler için). Üodas lobca konobğu: duvara fasülye fırlatmak. 2. Dik bir yüzeye
dökülmek, fırlayıp çarpmak. (bir çırpıda sayılamaz katı nesneler için). 3. vi., mec. bir şeyden bolca bulunmak, çok sayıda bulunmak. Oxoris modvalu nobğun: evde çok
sayıda ayakkabı var.
- mebğalu atn. 2. bir kısmını kesmek, bir tarafını kesmek, bir yanını kesmek/traş etmek (bir çırpıda sayılamaz katı nesneler için). musûaöi nibğu: bıyıklarını traş etti.
- mebğeri 1. Dik bir yüzeye dökülmüş, bir tarafa dökülmüş olan (bir çırpıda sayılamaz katı nesneler için). Üodas mebğeri lobca: duvara dökülmüş fasülye.
- mebğeri atn. 2. bir kısmı traş edilmiş.
- mebğeri mepşeri atn., not. bolluk içinde. mebğeri mepşeri psüudut: bolluk içinde yaşıyoruz.
- mebinu atn., meüidu ark. avlanan canlının herhangi bir şeye/yere takılmasını sağlayarak yakalamak. üinçi nobinu: kuşu (tuzakla) yakaladı.
- meborgu atn. takılmak, engel olmak, ayağına dolanmak. mot memaborge! bana engel olma, ayağıma dolanma!
- mebureri bir yere yamalanmış
- meburu bir yere yamalamak.
- mebuzu 1. böceklerin gezinmesi. 2. mec. çabalamak. dunöu sûeri mevobuzam. karınca gibi çabalıyorum.
- mebziûilu 1. fışkırmak. 2. fışkırtmak.
- mecineri 1. Dik bir yüzeye dayanmış, yaslanmış. bere ubas mecineri miyonuûu: çocuk göğsüme dayanmıştı. 2. Dik bir yüzeye dayanarak, yaslanarak. üodas mecineri
konaluru: duvara dayanarak uyukladı.
Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (2. Bölüm)
- 25851 okuma
Gözde içerik
Bugün:
- Bulmaca Sözlüğü
- Kürtçe - Türkçe Sözlük
- Türkçe - Kürtçe Sözlük
- 20’İnci Yüzyıl Siyasi Tarihi (1/3)
- Dünya Siyasi Tarihi (1 . bölüm)
- Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (1. Bölüm)
- Dünya Siyasi Tarihi (2 . bölüm)
- Dünya Siyasi Tarihi (4 . bölüm)
- UYUŞTURUCU HAKKINDA HERŞEY
- Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (2. Bölüm)
Tüm zamanlar:
Son görüntülenme:
- Bilgisayar - Yazılım - C++ PROGRAMLAMA DİLİ
- Kürtçe - Türkçe Sözlük
- Bulmaca Sözlüğü
- Genel Türk Tarihi - TÜRK BEYLİK VE HANLIKLARI (ORTADOĞU TÜRK DEVLETLERİ)
- İlginç Sorular ve Cevapları - Genel Kültür - 1
- Klasik Osmanlı Mimarisi
- KAYAK KAZALARININ NEDENLERİ VE YARALANMA ÇEŞİTLERİ
- Linux İşletim Sistemleri - 4
- HORMONLAR
- Erkan Oğur Kimdir?
- Yeni Bilgisayar ve Teknoloji Bilgileri / Haberleri / Testleri / İncelemeleri
- SERA ETKİSİ - GENEL ISINMA - KURESEL ISINMA
- Linux İşletim Sistemleri - 3
- Genel Türk Tarihi - Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti
- Evliyalar Tarihi - 4
- AIDS - HIV Nedir?
- Genel Türk Tarihi - İlk Türk Devletleri
- Linux İşletim Sistemleri - 2
- Peygamberler Tarihi - Hz Muhammed Aleyhisselam - 6. Bölüm
- Evliyalar Tarihi - 14
lazca kelimelerin türkçe
lazca kelimelerin türkçe karşılığı biraz karışık daha düzenli olabilir
Yeni yorum gönder