Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (2. Bölüm)

- mebiru 1. Ark. Bir kişinin karşı tarafa melodik bir tarzda söz atması fiili; atışmada ilk sözleri söylemek. -Üaymaüli kodomidgi/ ar-jur elebusvare (mebiru): bana kaymaklı
getir/ bir-iki bandıracağım. -üaymaüli koâiriüo/ sağanis ti gusvare (gebiru): kaymaklıyı bulsan/ sahanı da yalarsın. 2. Atn., vi. Birine karşı ya da birinin dikkatini çekmek için
oyun oynamak.
- meûroxu kırılmak. xami mot meûroxu ya do velen3a kociğu: bıçak niye kırıldı diye kıyâmeti kopardı.
- meucu ark., meşüinu atn. kulak vermek, kulak kabartmak.
- Meucu vi. söz dinlemek. Nana skanis nuucare: annenin sözünü dinleyeceksin.
- mevaderi atn. yüzüne vurulmuş (bir iyilik vs.). süani mevaderi osüuduşe zuğas eüoüaôinu vorsi on/ ren: senin (yaptığın iyiliği) yüzüme vurmanla yaşamaktansa denize
atlamak iyidir.
- mevadu atn. yüzüne vurmak (bir iyiliği, yardımı). iri tevuli memovadams: herşeyi yüzüme vuruyor.
- meveleri, meleri 1. kopmuş, düşmüş. araşa meveleri m3xulepe tude dobğun: dalından kopup düşmüş armutlar yerde duruyor.
- mevelu, melapu kopmak, kopup ayrılmak, kopup düşmek. pi3ari orûu svaşe novelu do colu: tahta olduğu yerden kopup düştü.
- meyaperi atn., mevaperi ark., maqvaperi xp. yoğurt. Meyaperis Lazuûi cari eüunçxu do imxos:yoğurda mısır ekmeği doğramış yiyor. 2. Atn., mec. beddua edilmiş olan.
- meyapu atn., mevapu ark., meqvapu xp. 1. mayalamak. mjalva nuyams: süt mayalıyor. Koniyu/konavu: mayalandı. 2. mec. beddua etmek.
- meyaru, meûaüulu atn., mearu arş., meüanüu vi., mebargalu ark. tıkırdatmak, vurmak suretiyle ses çıkarmak. eünas noyarams: kapıyı tıkırdatıyor.
- meyoöondru atn., meoşletinu vi. hatırda olan bir şeyi geçici olarak unutmak, bir an aklından çıkmak, unutuvermek.
- meoşletinu vi., meyoöondru atn. 3ad. meyoöondru.
- meyoûangalu atn. bir vesile ile lafı değiştirmek.
- meyowimindu vi. havanın düzelmesi, eski halini alması, yağmur yağarken kısa bir süre sonra güneş çıkması. ora meyowimindu. hava eski durumuna geldi, düzeldi.
- mezaderi atn. yakıştırılmış, uygun bulunmuş.
- mezadu atn. yakıştırmak, reva görmek. ğura memizadaman. bana ölümü yakıştırıyorlar.
- mezalu 1. eğimli bir zemin üzerine ezmek. xurma üodas konozu. hurmaya duvarın üzerinde ezdi. 2. mec. tekmelemek, tekmeyle duvara yapıştırmak.
- mezgvalu atn., meâgvalu vi. 1. istem dışı sıçmak. opşa mot imxo megazgvasere: çok yeme (istemeden) sıçarsın. 2. mec. cıvıtmak, işi fazlaya kaçırmak, yüzüne gözüne
bulaştırmak. iôûi vorsi orûuna ti uüai mezgu. önceleri iyi idi ise de sonradan cıvıtttı.
- meziûu atn. bir kenara çekip durumu söylemek, anlatmak.
- mezlaôu atn., mezliôu ark. 1. ezmek. mjvabu mezlaôu. kurbağayı ezdi. 2. ezilmek. araba tude nizlaôu. arabanın altında ezildi.
- mezmoneri düşünceli, bir şeye aklı kalmış, merak içinde. ham ndğalepes opşa mezmoneri on/ ren: lerde çok düşünceli, kafası bir yere takılmış. mezmoneri gâirem, muya
gağodu? düşünceli görüyorum, ne oldu sana?
- mezmonu 1. merak etmek, aklı kalmak. baba şüimi galepes iyeûu: morderi möima moxûuüois didi şüimi konazmoneûu: babam dışarda olurdu. büyük bir yağmur
başlayınca babaannem onu merak ederdi, babaannemin aklı babamda kalırdı. 2. düş kurmak, hayal etmek. xolo a mutxa konizmonu. yine bir şeyin hayalini kurdu.
- mezuru atn. cinsel dürtülerle peşine takmak, kuyruk sallamak. üaûu şüimik muşi sûeri ar sum üaûu konizuru do oxorişe komoyonu. kedim, kendi gibi bir kaç kediyi peşine
takıp (cinsel istemlerle) eve getirdi.
- me3adu atn., o3adu vi. gözlemlemek, izlemek, sınamak. bozomota no3adams: kızı gözlemliyor, inceliyor.
- me3adu ark., oüonu atn. tatmak, tadına bakmak. çorbas kono3adu. çorbanın tadına baktı.
- me3oneri sokulmuş, saplanmış. korbas xami me3oneri doğuru: karnına bıçak saplanmış halde öldü.
- me3onu sokmak, saplamak. tolis n3xiüi konu3onu. gözüne çomak soktu.
- mewalu atn., mewüalu ark. 1. sökmek, ayırmak, kaldırmak. xinci mewu: köprüyü yerinden söktü. 2. serbest bırakmak. coğoris konuwüu: köpeği serbest bıraktı (ipini
çözdü).
- mewameri 1. bir yerde vurulmuş, bir yere/yerde sıkıştırılıp vurulmuş. coğori şüimi tamlepunas mewameri bâiri. köpeğimi çalılıklarda vurulmuş olarak gördüm. 2. atn.,
mec. kıt kanaat geçinen, yoksul. mewameri a svas bozomota komeçu. yoksul bir yere kızını verdi.
- mewana atn., menwana ark., meûiwana vi. ertesi yıl, gelecek değil bir sonraki yıl. wo varna, wanas var iyuna mewanas ağani a oxori movogare. bu yıl değilse, gelecek yıl,
olmasa gelecek yıldan sonraki yıl yeni bir ev inşa edeceğim.
- mewaôeri, mewaôineri ark., meûiüeri, meûiüineri atn. üzerine damlamış, damlatılmış.
- mewareri atn., mewüareri atn. sulanmış. cari muşi mewareri na orûu şeni var maşüomu. ekmeği sulanmış olduğu için ben yiyemedim.
- mewelimu atn., mewüomilu ark. bakmak. himus nowes: ona bakıyor. ma memoweri: bana bak.
- meweri atn., mewüeri ark. serbest bırakılmış. meweri layöi. serbest bırakılmış köpek.
- mewileri atn. koparılmış. mewileri oşüuri: koparılmış elma. ti mewileri wiwila sûeri orûu: başı koparılmış yılan gibiydi.
- mewilu atn. koparmak (meyve, sebze, baş vs.). oşüuri mewilu: elma kopardı. nçayi ôwilumt: çay topluyoruz.
- mewinüu ark. mikrop kapıp iltihaplaşmak, azmak (yara için).
- mewiôu atn., meüiôiru vi. iktisatlı kullanmak, gıdım gıdım kullanmak, çok idareli kullanmak, azar azar kullanmak, kanaatkâr kullanmak. kovali niwiôaman do imxoran:
ekmeği azar azar koparıp yiyorlar.
- mewiwu bir noktada incelmek (solucana benzemekten). toüik şüa memiwiwu: ip belimi sıktı, sıkıp inceltti.
- mewüeri ark., meweri atn. 1. sökülmüş, kesilmiş. mewüeri üafri. yerinden sökülmüş çivi. 2. salı verilmiş, serbest bırakılmış, çözülüp serbest bırakılmış. axiris amavoweriis
iri pucepe mewüeri na orûu bâiri. ahırın içine baktığımda bütün ineklerin salı verilmiş olduğunu gördüm.
- mewüomileri ark., mewelimeri atn. bir noktaya bakarak.
- mfila arş., üoôela aslına benzemeyen, piç. üoôela bere: piç çocuk.
- mgeri ark., gveri vi., mcveri atn. kurt. txa do mgeri: keçi ve kurt. Coğori menceloni, coğori mskva, muöoti mgvaneri/ Mgeri, xraüa ilepe gexveri: köpek kuvvetli, güzel,
nasıl da besili/ kurt sıska, kemikleri dökülmüş dışarı.
- mgoru atn. 1. görücü, kız istemeye gidenler. Amseri bozomota şüimişi mgorupe moxûanen: bu akşam kızımın görücüleri gelecekler. 2. kız isteme. mgoruşe vulut: kız
istemeye gidiyoruz.
- Kşa vi., kşi atn. Kümes hayvanları için kullanılan defetme ünlemi.
- Mgoruşe olva atn. kız istemeye gitmek. Biöi şüimi şeni mgoruşe vulut: oğlum için kız istemeye gidiyoruz.
- mgvana 1. gübre. pucişi mgvana: hayvan gübresi. 2. Besin, gıda (bitkiler için). wo nçayepes mgvana var eyaöopes: bu yıl çaylar yeterince besin alamadılar.
- mgvaneri 1. besili, semiz. mgvaneri puci. besili inek. 2. Kilolu, şişman. hiüu mgvaneri üoçi var miâirapuûu: o kadar kilolu birisini görmemiştim. 3. gübresi verilmiş,
gübreli. mgvaneri leûa. gübreli toprak.
- mgvanoba besili olma durumu, besililik, semiz olma durumu. ğormoûik himus meçu msüvanoba do mgvanoba: tanrı ona verdi güzelliği ve besililiği.
- mğaca atn., mğica, monduna ark. 1. çok olgunlaşmış. mğaca m3xuli. olgunlaşmış armut, ciğer gibi.
- mğaca, mğica 2. ciğer.
- mğiri vi., bğiri xp. bulanık (su, dere vs.). mğiri wari: bulanık su.
- mğoüo, ğoüo suda yaşayan yanlamasına hareket eden, çok sayıda ayağı olan, küçük bir canlı. dişisi daha büyük olduğu için balık yemi olarak kullanılır.
- mğu vi., ololi xp., uhuhu atn. baykuş.
- ololi xp., mğu vi., uhuhu atn. baykuş. E veraneş ololi/ muper belas dololi: ey viran baykuş/ ne belaya düştün.
- mğuûu mğuûu arş. bir tür sincap.
- mxa atn., pxa vi. 1. kılçık. kapçaşi mxa: hamsi kılçığı. 2. mec. keskin, sert, aşırı titiz. mxa sûeri üoçi: kılçık gibi adam, sert, titiz adam. 3. Buğday, arpa gibi bitkilerin
başaklarında bulunan taneler döküldükten sonra geriye kalan kısım, tânesiz başak.
- mxadara arş. biraz yüksekçe yapılan derme çatma divan. mxadaras celancay. divanda yatıyor.
- mxalale vi., ntxalayi, txolai xp., mxolule atn., mxululi, mxalari arş. kertenkele.
- mxaôare atn., msinapu vi., msinapora konuşkan. opşa mxaôare nusa uyonuran: oldukça konuşkan bir gelinleri var.
- mxauca vi. hırçın, yırtıcı. mxauca xoci. hırçın öküz.
- mxeni atn., pxeni xp. iğ, kirmeni.
- pxeni xp., mxeni atn. iğ, kirmeni.
- mxeşi atn., xeşi arş. tutam (tuz, şeker gibi nesneler için). õ ar mxeşi mcumu. bir tutam tuz.
- mxiru, mxiace, memxiru, mxiapu, mxirua hırsız.
- mxişili, xişili atn., mxişi zerre, toz, kum.
- mxişolya atn., punçxa vi., mxişoa ekmek ufantısı, ekmek kırıntısı. cari imxoûaşa mxişolya opşa dobğams: ekmek yerken çok ufantı döküyor.
- mxodule atn., xodura ark. hovarda, sikici. Ixi mxodule (not.): boş işle uğraşan, somut birşey üretemeyen, boş laf yapan.
- mxolule atn., mxalale vi., mxalari, mxululi arş., ntxalayi xp. kertenkele.
- Mxoyaûe ark., wimwimi atn., öixoûüa arş. cimri.
- mxo3o ark. bir bitki türü; esnekliğnden ötürü kırılması zordur.
- mxuci vi., pxuci xp. omuz. õ mxuci mawunen. omuzum ağrıyor.
- mçxuş ôurmoli xp. kocabaş kuşu.
- mxvaûule kemirgen, kemirici.
- mi kim. õ si mi ore? sen kimsin?
- miöinöa vi., minöa atn., miwinwa, meöeöi xp. siğil. õ xepes miöinöa uğun: ellerinde siğil var.
- mila, mirasi atn., mile, mili (< tur. mil) misket, bilye. õ berepek milate ibiran: çocuklar misketle oynuyorlar.
- mimi vi., mimili arş., lala atn. çocuk dilinde süt. berek mimi şums: çocuk süt içiyor.
- mimiliöi atn., mimiliüi vi. 1. su değirmenlerinde değirmen taşına dökülen tahılın ayarını yapan kısım. 2. vi., mec. ucu ucuna, kılı kılına. mimiliüis geladgin. ucu ucuna
duruyor.
- mimino atmacanın dişisi (kuş). Mamuliwa, miminoşi mamali ren: "Mamuliwa", "mimino"nun erkeğidir.
- minci gelaöüoreri ark., minâi cenwineri atn. "minci"den yapılan bir tür muhlama.
- Minci vi., minâi atn. çökelek. Ayranın kaynatılması sonucu elde edilen az sulu hayvansal ürün.
- minta atn. (< lat. mint) nane. õ kapçoni caris minta kuüatu: hamsili ekmeğine nane kattı.
- mintere vi. kimler. mintere moxûes: kimler geldi.
- mipxe atn. yabancı, bilinmeyen biri. mipxeşe mipxe. yabancının biri.
- mira atn. yüz, çehre, sima. õ mira süani gomoöondru e bere şüimi! yüzünü unuttum oğlum! õ baba süani şüala mirape tüvani oüumguran: babanınkiyle simalarınız birbirine
benziyor.
- misa xp. sakin, sessiz. misa xenan: sakin, sessiz oturuyorlar.
- misiri atn. karakabak. 3ad. ore.
- misuri arş., omongsure atn. ahırlarda hayvanlara yem konulan yer, yemlik.
- mitxa, mintxa biri. ar mitxa. herhangi biri. mitxa mulun: biri geliyor.
- miti kimse. ar miti. bir kimse. miti var. kimse değil. mitis mot uwomer! kimseye söyleme!
- mitien vi., miûiüere atn. her kim, herhangi biri, biri. mitiens doboxenapaten. birine yaptırırız.
- mitiüere atn. her kim. õ mitikere orûas: her kim olursa olsun.
- miûiüere atn., mitien vi. her kim. miûiüere orûi xolo moxûi. kim olursan ol yine gel.
- miûili yatağa ve yastığa geçirilen astar.
- miûriüi atn. Lazlarda bir insan ismi.
- mja ark., bja xp., mjalva atn. süt. õ Mja dogubu: sütü kaynattı.
- mja atn., tani arş. ayran. õ Mja şums: ayran içiyor.
- mjaçxa, mjoraçxa xp., atn., bjaşxa, jaşxa meg. pazar günü.
- mjiri atn., nöolo vi., öüinti xp. taze mısır, süt mısır. Mjiri mebalu: taze mısır pişirmek.
- mjoli ark., bjoli xp. 1. dut ağacı. õ mjoli ncas kextu: dut ağacına çıktı. 2. Dut meyvesi.
- mjora dadala atn., bot. koyu kırmızı renkli boncuk büyüklüğünde taneleri olan bir çiçek.
- mjora vi., mcura, mcora arş., mjura atn., bjora xp., bja meg. güneş. õ mjora yulun: güneş doğuyor. mjora moüilams: güneş batıyor. ~ moüoğmalu/ meüolva/ dololva:
güneşin batması, güneşin batışı. ~ dranaşa kexûu arş. öğleye yakın vakit.
- Mjora ntoli 1. Güneşin ilk ışıkları. Mjora ntoli ôicedvaşe livadis orûare: güneş ışını vurmadan önce sen tarlada olacaksın. 2. güneş ışını, ışın.
- mjoranda Lazca'da bir bayan ismi.
- mjuju ark., mzuci atn., zoo. eşek arısı. õ mjujuk memonâu. eşek arısı soktu.
- mjvabu vi., cvabu arş., zoo. 1. kurbağa (genel anlamda). 2. kara kurbağası.
- mkveri, mkiri, mçveri un. mkveri şvelums: hamur [un] yoğuruyor.
- müaseri tıka basa doldurulmuş, pres yapılarak doldurulmuş. mûate müaseri üalati. ot ile tıka basa doldurulmuş sepet.
- müoli atn., nüoli xp., zoo. çekirge.
- müorida zoo. tahtakurusu böceği.
- müudi vi., müidi xp. ağaçkakan.
- müulaneri kısaltılmış. õ müulaneri toüi. kısaltılmış ip.
- müule kısa. müule toüi. boyu kısa olan ip.
- müyapu ark., möapu atn. çakal. müyapu doxro3ku. çakal geberdi.
- müyapu öanda ark., möapu duguni atn. çakal düğünü. aynı anda güneş ve yağmur olması. yaz aylarında olur.
- müyapuksini ark., möapunksini atn., periksini vi. patlatıldığında içinden ağır bir toz bulutu çıkaran bir mantar türü.
- mludi atn., âemuri ark., ğayla atn. sincap. mludi ğunis kamaxûu: sincap kovana girdi.
- mo, moy arş., mot 1. niçin. mo idi? niçin gittin? 2. olumsuzluk bildiren bir kelime. mo ikum! yapma! mo ulu! gitme!
- moadgile 1. etrafında dikilen, duran (kişi). 2. Vezir, başbakan. Mapak moadgiles geçinadu: kral veziri görevlendirdi. 3. Koruma, bodyguard. Moadgilepek domoçuleûines:
korumalar beni kurtardılar.
- moagalu ark. meogalu atn. bir alışkanlığı unutmak, terketmek, bir alışkanlıktan vazgeçmek (isteyerek ya da istem dışı).
- moağaperi vi., eoğeri ark., magebi xp. kaymak. õ moağaperi dido nostoneri rûu: kaymak çok lezzetliydi.
- moaxtimu ark., moyolva atn. karşıdan bu tarafa geçmek. õ melenüaleşe komoyoxûu: karşıdan bu tarafa geçti.
- mobaleri atn., moüideri ark. arkasına almış, yüklenmiş. õ üaôulas bere mobaleri noğaşa kocexûu: çocuğu arkasına yüklenmiş halde çarşıya kadar gitti.
- Çala saman. 3ad. Nçala.
- mobalu atn., moüidu ark. 1. sırtına almak, yüklenmek. õ Lazuûi nçala yuki komoybu: mısır samanı yükünü sırtına aldı. 2. yüklenmek. õ üalati komoybu. sepeti sırtladı.
- Mobumeri, Moberi sf. sırtlanmı, sırtına almış. Bere üaôulas mobumeri a ndğeri gza idu: çocuk sırtında bir günlük yol gitti.
- mocgialu şaha kalkmak. õ n3xeni emüutu do moicgiyalu: at ürktü ve şaha kalktı. (kay: Lazuri ûeksûebi, 151. Öykü).
- moconi atn., oxara ark., moydoni arş. su değirmenlerinde ters piramit biçimindeki tahıl deposu.
- moçitu kurtulmak, yakasını sıyırmak.
- moçoderi boşalmış, boş, tükenmiş.
- moçodineri boşaltılmış, bitirilip boşaltılmış. moçodineri üalati. boşaltılmış sepet.
- moçodinu boşaltmak. oxori moçodines: evi boşalttılar.
- moçodu boşalmak. çoyi moyçodu, miti var dosüudu: köy boşaldı, kimse kalmadı.
- moçvalu atn. 1. üstünü açmak. dudi muçu: başını açtı. 2. üstü açılmak. dudi mvaçu. başı açıldı. 3. deşifre etmek.
- moöadu atn., moöüadu ark. üzerine çakmak. oxori eünas pi3ari komuöadu. evin kapısının üzerine tahta çaktı.
- moöapxu 1. çarpmak. 2. mec. tokatlamak. beres komuöapxu: çocuğa tokat attı.
- moöibreri 1. kaçınmış, sakınmış. 2. sabır göstermiş, sabırlı.
- moöibru 1. Sabretmek, kaçınmak, sakınmak, sessiz kalmak. õ muti şeni var moiöibrams: hiçbir şey için sessiz kalmıyor, sabretmiyor. 2. sabretmek, sabır göstermek. õ
moviöibriüo mu ivaseûu: sabretsem ne olacaktı?
- moöirderi 1. koparmış. toyöi moöirderi puci. bağını koparmış inek. 2. mec. çocuk düşürmüş, düşük yapmış. ham xorâa jur bere moöirderi ren. bu kadın iki kez çocuk
düşürmüş. 3. sezeryanla doğmuş. 4. anw. fırlama.
- moöirdu atn., moöüidu ark. 1. koparmak. pucik toyöi moiöirdu. inek bağını kopardı. 2. atn., mec. çocuk düşürmek, düşük yapmak. nusas bere muöordu. gelin düşük yaptı.
- moöüa ark. ilk.
- moöüideri ark., meöapxeri atn. dik bir yere çarpmış, toslamış.
- moöüidu ark., meöapxu atn. dik bir yere çarpmak, toslamak. ncas komaöüidu. ağaca çarptı, tosladı.
- modgalu atn. ana gövdeye parça eklemek.
- modgitinu ark., mogutinu atn. 1. bir yerin önünde durmak, abanmak. õ üoçis mudgitu: adama (adamın üzerine) abandı. 2. Üzerine dikilmek/durmak. õ komomidgitu:
üzerime dikildi.
- moduli ark., monduli atn. verimli toprak, bitek toprak. (kay: fahri Lazoğlu).

lazca kelimelerin türkçe

lazca kelimelerin türkçe karşılığı biraz karışık daha düzenli olabilir

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <b> <center> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Use <!--pagebreak--> to create page breaks.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Güvenlik kodunu yazıp yorumunuzu gönderin.
Not: Yorumlarınız yönetici onayından sonra eklenecektir.
Image CAPTCHA
Copy the characters (respecting upper/lower case) from the image.

Gözde içerik