HORMONLAR

Vücutta bulunan bir çok organların salgıları doğrudan doğruya kana karışır. bu salgılar kendilerini yapan organlardan bir kanalla taşınmadıklarından bu organlara bazen
kanalsız bezler dendiği gibi daha ziyade endokrin organlar denir.Endokrin organların salgıları muayyen fizyolojik özelliklere sahiptirler.Bu salgıların etken maddelerine
hormon denir. Selye (1947) hormonları şöyle tarif etmiştir.
"Hormon belirli hücreler tarafından yapılan ve aktivitesini etkilediği uzak yerdeki hücrelere,kanla taşınan bir fizyolojik organik bileşiktir"
Hormonlar vücut regülatörleridirler,vücudun düzenli çalışması için mutlaka lüzumludurlar.Gerçekten hormonların çoğu,hayat için esansiyeldirler.Eğer bunları yapan
organlar çıkarılacak olursa ölüm vukua gelir.
Mesela,insulin,parathormon ve mineral kortikoidlerin mevcudiyeti hayati önem taşır.Ekseri hayvan nevilerinde bu hormonların noksanlığında (insulin için gevişenler
müstesna) kısa zaman sonra mineral metabolizmasında ve hücre metabolizmasında ölüme sebep olan ağır bozukluklar husule gelir.Halbuki diğer hormonlar mevcut olmasa
dahi hayat olayları sadece yavaşlamış olarak seyirlerine devam eder.Hayvanın hayatı tehdit altında kalmaz.
Hormon sekresyonunun sevk ve idaresi sinirsel yolla olduğu gibi humoral yolla da mümkündür.
Bazı muayyen hormon bezlerinin organizma için önemleri çok eskiden beri bilinmektedir.Uzun zamandan beri bunların fonksiyonları hakkındaki bilgiden,cinsiyet
bezlerinde kastrasyon yapmada pratik olarak yararlanılmaktadır.Bununla beraber, konsantrasyonun dayandığı olaylar,ilk olarak içinde bulunduğumuz yüzyılın başında
keşfedilmiştir.
Berthold 1849 yılında, kastre edilmiş horozlarda bir testisin transplantasyonundan sonra erkeklik cinsiyet belirtilerinin (ibik v.s.) geliştiğini göstermiştir.İç salgı terimi ilk
defa 1855 yılında Claude Bernard tarafından,karaciğerden kana glikoz verilmesini ifade etmek vesilesiyle kullanılmıştır. Önemli ilerlemeler, hayatı uzatmak maksadı ile
bilhassa cinsiyet bezlerinin transplantasyonu sorunları ile meşgul olan Brown-Sequard'ın hormon araştırmalarına borçludur. Bir hormon bezinden ilk defa saf halde etkili
bir maddenin hazırlanması, 1901 yılında Takamine tarafından, adrenalin elde etmek sureti ile başarılmıştır. Hormon terimi ilk defa Bayliss veStarling tarafından ince
bağırsak mukozasında sekretin teşekkülünü göstermek vesilesi ile 1902 yılında kullanılmıştır. Hormon terimi yunanca kökenden gelmekte ve uyarmak,canlandırmak
manasına gelmektedir.
Bir hormonun etkisi için çok küçük konsantrasyona (ekseriya< 10?8 M) ihtiyaç vardır bu miktar molekül ağırlığına göre w ile birkaç mg. dir.
HORMONLARIN SINIFLANDIRILMASI
Hormonların sınıflandırılması zordur. Çünkü ne teşekkülleri muayyen bir organa aittir ve nede hormon kavramı henüz yeter bir kesinlikle endojen etken maddelerden ayrıla
bilmiştir
Hormonlar , en çok kullanılan sınıflandırma prensiplerine uyacak şekilde aşağıdaki tarzda sınıflandırılırlar.
1- Hypothalamus'un (releasing hormone, liberine, release inhibiting hormone) ve Neurohypophyse'in neurosekretorik hormonları :
Hypothalamusta veya neuroypophysede yapılırlar.Yapıldıkları yer ile etki gösterdikleri yerler birbirinden uzaktır.Hypophyse ön lobu üzerine (liberine) veya organa
(neurohypophyse) etki yaparlar.
2- Gonadotrope (adenotrope) hormonlar: Hypophyse ön lobunda veya plasenta da yapılırlar.Yapıldıkları yer ile etki gösterdikleri yerler arası birbirinden uzaktır.Endokrin
organlar üzerine etki gösterirler. Misal: ACTH, STH, TSH, FSH, LH, ICSH, CG
3- Glandüler hormonlar: Endokrin organlarda yapılırlar (hypophyse ön lobu, böbrek üstü bezi, tiroit bezi, pankreas, testisler, ovarium, plasenta, epiphyse, thymus)
Yapıldıkları yer ile etki gösterdikleri yerler birbirinden uzaktır.
4- Doku hormonları: Daha ziyade sindirim kanalında yapılırlar (mide, ince bağırsak).Yapıldıkları yer ile etki gösterdikleri yerler birbirine yakın veya uzaktır.
Misal : Gastrin,pankreosymin, sekretin, Gip,Vıp
5- Mediatör Maddeler : Organlarda veya kanda yapılırlar.
Yapıldıkları yer ile etki gösterdikleri yerler birbirine yakın veya uzaktır
Misal : Angiotensinogen, angiotensin, kinine, histamin, seratonin, prostaglandinler, neurouansmitter.
Hormonlar kimyasal yapılarına göre aşağıdaki tarzda tasnif edilirler
1- Steroid hormonlar
2- Amino asitlerden veya yağ asitlerinden türemiş hormonlar
3- Peptid veya proteohormonlar
HORMONLARIN ETKİ MEKANİZMASI
Hormonların gerçek etki yeri hücre ve hücredeki metabolizmadır. Hormonların iki etki mekanizması vardır.
1- Cyclic-AMP ve Cyclic-GMP vasıtası ile enzimleri aktive etmek veya engellemek sureti ile hormonların etki göstermeleri.
Çok sayıda hormon, çok kısa bir süre içerisinde (30-60sn'de) hedef organın hücre zarında lokalize olmuş özel reseptör ile reaksiyona girmek ve yine membrana bağlı
adenyl-cyclase enzimini aktive etmek sureti ile tesir ederler (tablo15.1). Adenyl-cyclase'in etkisi ile hücre içindeki cyclic-Amp ( 3'-5'-AMP) konsantrasyonunda artma
husule gelir Cyclic-AMP, enzim üzerine allosteric etki gösterir. Bu suretle enzim (ATP'ye -bağlı ) fosforlaşarak aktivitesi artar veya engellenir (kinase'lar). Henüz
açıklanmamış bir mekanizma ile cyclic-AMP ayrıca hücre geçirgenliğini doğrudan doğruya arttırabilir.Cyclic-AMP ninkine benzer bir etki ile cyclic-GMP,Ganyl-cyclase
reaksiyonunda hormonun etkisi ile GTP dan meydana gelir ve protein kinası ile aktive edilmek suretiyle hücre metabolizmasının düzenlenmesine iştirak eder.
Cyclic-AMP üzerine etkili hormonun organ için spesifik oluşu, münhasıran hedef
Organın hormoniçin özel reseptöre sahip oluşu ile meydana gelir. Bu mekanizmada hormonun özel oluşu, hücre
reseptöründe sona erdiğinden ve bu suretle vukua gelen sekonder reaksiyon bütün hormonlar için Cyclic-AMP etki prensibine göre seyrettiğinden, Cyclic-AMP "hormon
etkisinin ikinci habercisi" (second messenger) olarak da gösterilir. Cyclic-AMP'nin 5'AMP ye (cyclic-GMP nin 5'GMP) ye yıkılması bir phosphodiesterase tarafından
yapılır. Hücrenin spesifik bir reseptörüne bir hormom bağlanmak suretiyle adenyl-cyclase'ın aktive edilmesiyle, hücreye kalsiyum alınmasında bir artma bir birine bağlana
bilir. Bu etki, Cyclic-AMP nın sellüler kalsiyum deposunun boşaltılmasını kolaylaştırmasıyla şiddetlenir. Hücre içi kalsiyum konsantrasyonunun artması, bir yandan
kalsiyuma bağlı metabolizma reaksiyonlarının regülasyonunu etkiler, öte yandan adenyl-cyclase etkisini önleyici etki gösterir
2.Gen aktivasyonu yolu ile hormonların etkilerini göstermesi
Bir çok hormonlar özellikle steroid hormonlar hedef organdaki belirli enzimleri veya diğer proteinleri indüklemek sureti ile etkilerini gösterirler.
Steroid hormonlar hedef organa kan yolu ile giderler.Bunun için hormon önce kan proteinlerinden steroid hormon bağlayan özel bir protein ile birleşir ve bu şekilde
taşınır.Hedef orgada steroid hormon,cytoplasma reseptör proteini tarafından devralınır.Bu reseptör protein steroid hormon tarafından konformasyon değişikliğine
uğratılır.Aktive olmuş steroid hormon-reseptör-kompleksi hücre çekirdeğine gelir,burada özel akseptör özelliği olan bir chromatinprotein'e bağlanır.
Bu esnada DNA dan ayrılma vaki olur.Chromatin proteinin ayrılması ( RNA-protein biyosentezi sonucu ile birlikte) gen aktivasyonu olarak yorumlana bilir. Steroid
hormon,cytoplasmic reseptör ve chromatin proteininden meydana gelen üçlü kompleks daha sonra cytoplasma'ya geçer,hormon (muhtemelen kimyasal değişikliğe
uğradıktan sonra) hücreyi terkeder, cytoplasma reseptörü tekrar kullanılmak üzere hazır vazıyette bulunur.(şekil 15.1).
Çeşitli steroid hormonlar için cytpolasma reseptörleri hedef organda yanyana hatta muhtemelen aynı hücre içinde bulunurlar.Bu durum steroid hormonların organa özel
olmalarını,keza antagonistik veya synergetik etkilerini açıklar.
HORMON ÖN MADDELERİ
Ribozamlardaki protein biyosentezi bölgesinde ilk teşekkül eden tercüme ürünü translation product proteohormonlar ekseriya yüksek molekül ağırlıklı hormon ön
maddeleridir. Bu ön maddelerden postribozomal tamamalayıcı olaylarla kan dolaşımına verilen etkili hormon teşkil edilir.
Endoplasmic
Golgi
Pra-pro- Hormon
prohormon
Hormon
reticulum
Apparat

çok ii

çok ii

turkçesi??çok saçma ya

turkçesi??çok saçma ya hiç bişey anlamadım latince öğrenmemize rağmen artislik mı yapıosnz bu dille

ne alakasi var arkadasim

ne alakasi var arkadasim daha baska nasil basite indirgenebilir ki cumleler latince falan da degil biokimya ile ilgili terimler

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <b> <center> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Use <!--pagebreak--> to create page breaks.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Güvenlik kodunu yazıp yorumunuzu gönderin.
Not: Yorumlarınız yönetici onayından sonra eklenecektir.
Image CAPTCHA
Copy the characters (respecting upper/lower case) from the image.

Gözde içerik