Dünya Siyasi Tarihi (1 . bölüm)

Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) 1lerle yapılan savaşlarla geçti. Bu arada yabancı işgalci güçlerin girişmiş olduğu hareketler ulusal duyguları coşturdu. Cumhuriyet taraftarları, düşmanın korumak istediği kralın oturduğu Tuileries Sarayı'nı basarak, Kral XVI.Louis ve Kraliçe Marie Antoinette'i oradan alarak hapsettiler. 1792 Eylül ayına gelindiğinde ise, işgalci güçlerin Kuzey Fransa'da durdurulması sağlandı. Bu iç ve dış ortam içerisinde de, Yasama Meclisi 20 Eylül 1792 günü yerini Konvansiyon (Convention Nationale) Meclisi'ne bıraktı.
d. Konvansiyon Meclisi Dönemi (20 Eylül 1792 - 26 Ekim 1795):
Genel seçim sonucunda seçilen 750 üyeden meydana gelen Konvansiyon Meclisi ilk toplantısını 20 Eylül 1792 günü yaptı. Bir önceki Meclis döneminde meydana gelen iç ve dış tehlikelerle dolu bir ortamda göreve başladı.
Konvansiyon, ilk iş olarak 21 Eylül 1792'de krallığı kaldırarak, Cumhuriyeti ilan etti. Böylece Fransa'da monarşi yönetimi sona erdi ve I. Cumhuriyet dönemi başlamış oldu. Biraz sonra da Kral, vatana ihanet suçundan yargılandı ve ölüme mahkûm oldu. 21 Ocak 1793'te idam edildi. Arkasından da 16 Ekim 1793'te karısı Marie Antoinette aynı suçtan idam olundu.
Kralın idamı, Fransa'da büyük iç ayaklanmalara neden oldu. Diğer taraftan Avusturya ve Prusya'nın Fransa'ya karşı sürdürdükleri savaşa; İngiltere, İspanya, Hollanda ile bazı İtalya devletlerinin de katılmasına yol açtı. Böylece ülke ve yeni rejim iç ve dış büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldı.
Bu durum üzerine olağanüstü yetkilere sahip "Kamu Selâmeti Komitesi", "İhtilal Mahkemeleri" gibi organlar kuruldu. Bunlar da "Terör Yönetimi"nin ortaya çıkmasına yol açtı. Terör yönetimi ile yeni rejim ülkeye yerleştirildi. Bu arada, ülkede yaratılan heyecanla, gençlerin kitle halinde askere alınıp ordunun güçlendirilmesiyle, yapılan savaşlarda düşmanlar sınırlarda durduruldu. Ancak şiddet ve baskı yönetimi dayanılmaz hale geldiğinden, ılımlı Cumhuriyetçiler ile Ulusal Ordu işbirliği yaparak, ülke yönetimini ele geçirmiş bulunan Robespierre ve taraftarlarını yakalatarak idam ettirdiler (27 Temmuz 1794). Ilımlı Cumhuriyetçiler bundan sonra yeni bir anayasa hazırlamaya başladılar.
Konvansiyon Fransa'yı üç yıl yönetmiştir. Bu dönemde Cumhuriyet ilan edilmiş, rejim yerleştirilmiş, ayrıcalıklar kaldırılarak eşitlik sağlanmıştır. Ayrıca dini hoşgörürlük getirilmiş, sosyal yapıyı değiştirebilmek için bazı girişimler yapılmıştır. Eğitime özellikle önem verilmiştir. Ancak Anayasada yapılan değişiklikle, bir nevi güçler birliğine dönülmüştür. Bu da sonuçta Robespierre'in kişisel diktatörlüğüne yol açmıştır.
Yukarıda belirtilen yeni anayasayı hazırlama çalışmaları 22 Ağustos 1795'e kadar sürdü. Bu tarihte III.Yıl Anayasası denilen yeni anayasa kabul
F—Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) 1edildi. Bundan biraz sonra da Konvansiyon Meclisi 26 Ekim 1795'de dağıldı. Yerine Direktuvar (Directoire) dönemi başladı.
e. Direktuvar Dönemi (28 Ekim 1795 - 9 Kasım 1799):
Yeni Anayasa, bir önceki dönemde yürütme gücünün tek kişiye verilmesinin sakıncaları görüldüğünden, yürütmenin beş üyeden meydana gelen ve Meclis tarafından seçilen, Direktuvar denilen bir kurula verilmesini öngörmüştü. Yasama gücü ise Meclis'e verilmişti. Bu Meclis, biri "Beşyüzler Meclisi", diğeri senato niteliğindeki "İhtiyarlar Meclisi"olmak üzere ikiye ayrılmıştı.
Bununla beraber, yeni rejimden krallık taraftarları da, Cumhuriyetçiler de memnun olmadılar ve halkı ayaklanmaya kışkırttılar. Meydana gelen ayaklanmaları ise genç bir general olan Napolyon Bonapart (Napoleon Bonaparte) (1769-1821) bastırdı. Bu da Napolyon'a ülke içerisinde şöhret sağladı.
Direktuvar döneminde, iki büyük dış girişimde bulunuldu. Bunlar, Na-polyon'un Avusturya ve Mısır seferleri idi. Fransa birinci sefer ile İtalya ve Dalmaçya kıyılarına, ikincisi ile de Mısır'a yerleşti. Böylece Fransa, sınırları dışında yayılma dönemine girmiş oldu.
Ancak, Direktuvar yönetimi ülkenin iç politikasında pek başarılı olamadı. Özellikle İtalya'da ve Mısır'da Fransız ordularının uğradığı yenilgiler ile ülke içerisinde yönetime karşı girişilen hareketler, hükümetin itibarını gittikçe zayıflattı. Bu durumda, Türkler karşısında yenilgiye uğramış bulunan Napolyon, Mısır'dan gizlice ayrılıp Fransa'ya dönerek (9 Ekim 1799) hükümet aleyhtarları ile birleşip 9 Kasım 1799'da Direktuvar yönetimine son verdi.
f. Konsüllük (Consulat) Dönemi (10 Kasım 1799 -18 Mayıs 1804):
Napolyon Bonapart'ın girişimi üzerine "İhtiyarlar Meclisi"dağılırken, Direktuvar'ı kaldırarak yerine üç Konsül'den oluşan geçici bir hükümet kurmuştu. Ayrıca yeni bir anayasa hazırlanması için de iki komisyon meydana getirmişti. Böylece de, Fransa'da Konsüllük yönetimi başlamıştı.
Bundan sonra dört yıl süreyle Birinci Konsül olan Napolyon, Fransa'nın yönetimini ele aldı. Yeni bir Anayasa yaptırdı. Cumhuriyeti esas alan ve dört meclisli bir parlamento meydana getiren bu Anayasa, aslında Napolyon'un kişiliğinde toplanan merkeziyetçi bir yönetim getiriyordu. Bu bakımdan bir "Despotik Cumhuriyefniteliğindeydi. Nitekim, bundan yararlanan Napolyon, önce kendisini hayat boyunca Konsül seçtirdi, sonra da 2 Aralık 1804'te İmparator oldu. Böylece Fransa'da 1799 yılından itibaren, on beş yıl sürecek olan Napolyon dönemi başlamış oldu.
4. Fransız İhtilali ve Avrupa:
Fransa'da ihtilalin patlak verdiği ilk anlarda, komşu ve diğer Avrupa ülkelerinde büyük bir tepki ve çekinme meydana gelmedi. Tersine, Fransa'nınbu iç çatışmalardan zayıf olarak çıkacağı düşüncesi uyandı. 1791 Anaya-sası'nda, "Fransa, fetih amacı ile savaş etmekten tamamen vazgeçmiştir." deyimi yer alıyordu. Bu bakımdan olaylar ve gelişmeler içe dönük görünüyordu.
Ancak, ihtilalin kısa zamanda gelişerek, mutlak monarşiyi yıkması ve önce meşrutiyeti sonra da cumhuriyeti kurması,Avrupa monarşilerini, Fransız ihtilalinin kendi ülkelerini de etkileyeceği düşüncesi ile korkuttu. Bu nedenle, ihtilale karşı durum almaya başladılar. Fakat, kendi aralarında da anlaşmazlıkları vardı. Rusya ve Avusturya Osmanlı İmparatorluğu ile savaş halindeydi (1787-1792 Savaşı). Prusya, Avusturya'ya hücuma hazırlanıyordu. İşte Fransız İhtilali, bu devletleri, aralarındaki anlaşmazlıklara son vererek, Fransa'ya karşı birleştirdi. Önce Fransa'nın komşusu olan devletlerin meydana getirdiği ittifaka, daha sonra Avrupa'nın diğer ülkeleri de katıldı.
Bu devletlerle Fransa arasında yapılan savaşlara,tarihte İhtilal Savaşları veya Koalisyon Savaşları denmektedir. 1792 yılında başlayıp 1815 yılına kadar süren Koalisyon Savaşlarında, Fransa, "krallık baskısı altında inleyen ulusları kurtarmak"; diğer devletler ise, görünüşte, "Fransa'da mutlak krallığı yeniden kurmak"amacı ile hareket etmişlerdir.
Bu bakımdan savaşlar uzun ve yıpratıcı olmuştur. Başlangıçta Fransa, Avrupa devletleri karşısında savunmada kalmıştır. Fakat özellikle Napolyon^ ile birlikte hücuma geçmiş, bir süre Avrupa'nın çok büyük bölümüne egemen olacak duruma gelmiş, daha sonra da ihtilalin başlangıcındaki sınırlarına çekilmiştir. Yaklaşık yirmi beş yıl süren bu savaşlar, Avrupa güçler dengesi ile siyasi coğrafyasını büyük ölçüde değiştirmiş ve devletlerarası ilişkilerde yeni gelişmelere neden olmuştur.
a. Birinci Koalisyon Savaşları (1792 - 1797):
Fransa'da 1789 yaz aylarından itibaren meydana gelen gelişmelerin, bir süre sonra komşu ülkelerden başlamak üzere, diğer Avrupa devletlerini telaşa düşürdüğü yukarıda belirtilmişti. Bu devletler içerisinde Avusturya, devlet şekli ve kozmopolit yapısı dolayısı ile, bu gelişmelerden en çok çekinen devletti. Prusya da gerek devlet yapısı, gerekse, Fransa'ya yakınlığı dolayısıyla olayları yakından izlemekteydi. Bu nedenle bu iki devlet, Fransa'nın iç işlerine karışmak amacını taşıyorlardı. Nitekim Avusturya İmparatoru ile Prusya Kralı 1791 Ağustos ayında Pillnitz'de buluşarak, Fransa'da monarşi yönetiminin yeniden kurulması için işbirliği yapmayı kararlaştırıp, bunu ilan ettiler. Bu bildiri Fransa'da büyük tepki uyandırdı ve Yasama Meclisi 20 Nisan 1792'de Avusturya'ya savaş ilan etti. Bunun üzerine Prusya da, Şubat 1792'de Avusturya ile anlaşma yapmış olduğundan, savaşa katıldı. Böylece Koalisyon Savaşları başlamış oldu.

Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) 2Savaşın başlarında Fransızlar başarı sağlayamadılar. Prusyalılar ülkenin içlerine doğru yürümeye başladılar. Ancak Cumhuriyet döneminde, Fransızlar düşmanları durdurdular ve karşı hücuma geçtiler. Bu arada Avusturya'ya bağlı bulunan Belçika'yı ele geçirdiler, diğer taraftan Nice ve Savoie'ya girdiler.
XVI. Louis'in idamı ve Cumhuriyetin ilanı, Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı vaziyet almalarına neden olmuştu. Fransa'nın askeri yönden sınırları dışına taşması ise; bu devlete karşı yürütülen savaşa, başta Manş Denizi'nin güvenliğini ve Avrupa güçler dengesini tehlikede gören İngiltere olmak üzere, İspanya, Hollanda, Napoli, Toskana ve bazı Alman prensliklerinin katılmasına neden oldu. Böylece Koalisyon Savaşları Avrupa'nın büyük bir bölümüne yayılmış oldu. Fransız orduları bu savaşlarda başarı kazanarak, Ren Nehrinin sol kıyısını ve Hollanda'yı işgal ettiler. Bunun üzerine 1795 yılının Nisan-Temmuz ayları arasında Prusya, Hollanda ve İspanya, Fransa ile barış andlaşmaları imzaladılar. Böylece Fransa'nın yeni rejimi bu devletler tarafından resmen tanınmış oldu.
Ancak, İngiltere ve Avusturya, Fransa ile barışa yanaşmamıştı. Bu nedenle Fransa, 1795 yılı ortalarından itibaren, karada sadece Avusturya ile, müttefikleri İtalya ve Alman devletleriyle savaş yapmakta devam etti. Bunun için de Almanya ve İtalya'}-. iKi ayrı ordu gönderdi. Bunlardan Avusturya üzerine Kuzey İtalya'ya gönderilen orduya Napolyon Bonapart komuta ediyordu. Napolyon, önce Avusturyalıları, sonra da Piyemontelileri yendi. Böylece Kuzey İtalya'yı ele geçirdi. Bu durum üzerine Avusturya ile Fransa arasında 18 Ekim 1797 tarihinde Compo Formio Barış Andlaşması yapıldı.
Bu anlaşma ile; Avusturya, Belçika'yı ve Ren Nehrinin sol kıyısına kadar olan topraklan Fransa'ya verdi. Venedik devleti ortadan kaldırıldı ve toprakları iki devlet arasında bölüşüldü; Avusturya, Venedik ve Dalmaçya kıyılarında bazı yerleri aldı. Buna karşılık, Fransa'nın İtalya'da kurduğu Cumhuriyetleri tanıdı ve Yedi Ada'yı almasını kabul etti. Böylece bu iki devlet Dalmaçya kıyılarına yerleşerek, Balkanlara iyice sokulmuş oldular. Bu da Avrupa'nın iki güçlü devletini Osmanlı İmparatorluğu ile doğrudan komşu haline getirdi.
Fransa bundan sonra İngiltere'ye döndü. Onu, Hindistan ile olan bağlantısında önemli yeri bulunan Mısır'ı ele geçirerek, barışa zorlamak istedi. Bunun için de - aşağıda geniş olarak açıklanacağı üzere - Mısır'a bir ordu göndermeye karar verdi. Hazırlanan büyük bir donanma ile, ordu, Napolyon Bonapart komutasında Temmuz 1798'de Mısır'a çıktı.
Fransa'nın Mısır'ı ele geçirmesi, Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Rusya arasında bir ittifakın yani İkinci Koalisyon'un kurulmasana neden oldu. Yapılan savaşlar sonunda Napolyon başarısızlığa uğradı, Fransa'ya döndü (Ekim 1799).b. İkinci Koalisyon Savaşları (1798 -1802):
Fransa, Mısır seferi ile uğraşırken, Avusturya, Rusya'nın da yardımı ile bütün Kuzey İtalya'yı işgal etti. Böylece Fransa'ya karşı İkinci Koalisyon'un Avrupa ayağı kurulmuş oldu. Diğer taraftan bir İngiliz-Rus ordusu Ekim 1799'da Hollanda'ya çıktı, fakat Fransızlara yenildi. Güney Almanya'da da olaylar başladı.
Napolyon, konsül olarak Fransa'nın yönetimini ele geçirince bunlara karşı harekete geçti. Güney Almanya'ya gönderdiği Fransız ordusu Avusturyalıları yendi. Kendisinin komuta ettiği diğer bir ordu da İtalya'ya girdi. Burada da Avusturya mağlup edildi. Bunun üzerine iki devlet arasında 9 Şubat 1801'de Luneville Barış Andlaşması yapıldı. Bununla Fransa, yaklaşık olarak, 1797 Compo Formio Andlaşması'ndaki durumu Avusturya'ya yeniden kabul ettirdi.
Avusturya'nın banşa gittiği sıralarda, Rusya da müttefikleri aleyhinde olmak üzere, Fransa'ya doğru yaklaşmaya başladı. Bu nedenle, savaşlar sadece Fransa ile İngiltere arasında sürmekte idi. Fransa'nın Avrupa güçler dengesinde üstün bir güç olarak sivrilmesine engel olmak için savaşa girmiş bulunan İngiltere, böylece yalnız başına kalmış oluyordu. Sonunda İngiltere de banşa razı oldu. İki devlet arasında 27 Mart 1802'de Amiens Banş Andlaşması imzalandı. Bununla İngiltere; Fransa'nın ele geçirdiği topraklan ve oralarda kurduğu cumhuriyetleri tanıdı, Fransa ile müttefikleri olan Hollanda ve İspanya'dan elde ettikleri sömürgeleri, Trinidad ve Seylan hariç olmak üzere, geri verdi. Buna karşılık Fransa da Misini tamamen boşaltmayı kabul etti.
Böylece Fransa, bu savaşlardan başarı ile çıkarak, önemli topraklar ile Avrupa'da üstün bir yer sağlamış oldu.
Napolyon Bonapart, Fransa'yı ulaştırdığı bu durumdan da yararlanarak, yukarıda belirtildiği gibi 2 Aralık 1804 tarihinde imparatorluğunu ilan etti. Böylece, Fransa'da "Birinci İmparatorluk" dönemi başlamış oldu.
5. Napolyon'un İmparatorluk Dönemi ve Gelişmeleri (1804 -1815):
I. Napolyon unvanı ile imparatorluk tahtına oturan Napolyon Bonapart, ilk iş olarak ülke yönetiminde kişisel iktidarını güçlendirecek çeşitli girişimlerde bulundu. Gerçi görünürde Fransız Cumhuriyeti devam etmekteydi. (Cumhuriyet adı bu şekliyle 1809 yılına kadar kalacaktır.) Ancak Napolyon, cumhuriyet kurumlarını kaldırararak, yerine imparatorluk kurumları kurmuş, akrabalarına unvanlar vererek, onları İmparatorluğa bağlı ülkelerin başına getirmiştir. Böylece, bir "Aile İmparatorluğu" kuran Napolyon, ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmeye başlamıştır.
Napolyon'un iç ve dış politikada gerçekleştirdikleri ise, Avrupa'nın mo-narklarını endişeye düşürmüştür. Bu da Fransa ile diğer devletler arasında yeni savaşlara yol açmıştır.

Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815)
a. Üçüncü Koalisyon Savaşları (1803 -1805):
Napolyon Bonapart, Konsüllük döneminde sağladığı başarılarla, Kıta Avrupası'na hemen hemen egemen olmuştu. Bu durum, Avrupa devletlerine olduğu kadar, denizlere egemen olan İngiltere'nin de işine gelmiyordu. Çünkü, açık denizlerde çıkarı olan İngiltere'ye, tehlike, sadece Kıta Avru-pası'nda sivrilecek bir güçten gelebilirdi. Şimdi bu güç Napolyon Bonapart ve onun başında bulunduğu Fransa olmuştu. Diğer taraftan Napolyon da, Avrupa'da sağladığı üstünlüğü, geliştirmek ve sürdürebilmek için denizlere açılmak veya hiç olmazsa buradan gelecek tehlikeleri önlemek istiyordu. Kısacası, Avrupa egemenliği için İngiltere'yi yenmesi gerekiyordu. Böylece, dünyanın en güçlü deniz devleti ile kara devleti karşı karşıya gelmiş oluyordu. Bu da, 27 Mart 1802 tarihli Amiens Andlaşması ile sağlanan barışın kısa sürede bozulmasına, yeni savaşların başlamasına yol açtı.
Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve İngiltere ile müttefik olmakla beraber (İttifak, Napolyon'un Mısır seferi sırasında yapılmıştı) İstanbul Hükümeti'nin - ileride görüleceği üzere - bu devletlerle arası açılmaktaydı. Napolyon da bundan yararlanarak, Osmanlılara yaklaşmaktaydı.Diğer taraftan da Kuzey Afrika ile yakından ilgilenmekte, hatta Hindistan'a kadar el uzatmaya çalışmaktaydı. Bu gelişmeler ise İngiltere, Avusturya ve Rusya'nın aleyhineydi. Bu bakımdan bu üç devlet İsveç'i de aralarına alarak Fransa'ya karşı harekete geçmeye karar verdiler. Böyece Üçüncü Koalisyon Savaşı başlamış oldu (Mayıs 1803).
Napolyon, ilk olarak İngiltere Kralına bağlı olan Hanover'i işgal etti. Sonra müttefiki İspanya'nın da katkısı ile büyük bir donanma meydana getirdi. Planı, bu donanmanın, İngiliz donanmasını Manş Denizi'nden çıkmaya mecbur ettiği sırada, kendisinin İngiltere'ye geçmesine dayanıyordu. Böylece de İngiltere'yi adasında yenmeyi gerçekleştirmek istiyordu.
Ancak Fransız donanması, Amiral Nelson komutasındaki İngiliz donanmasına 20 Ekim 1805'de Trafalgar'da yenildi. İngiltere bu başarısı ile denizlerde mutlak üstünlüğünü kurmuş oldu. Napolyon ise, İngiltere'yi, adasında yenmenin mümkün olmadığını anladı.
Fransa, denizdeki bu yenilgisine karşılık, kara savaşlarında müttefiklere üstünlüğünü kabul ettirecek başarılar sağladı.
Napolyon, kendisini hayatı boyunca İtalya Cumhuriyeti başkanlığına seçtirmiş ve Cenova'yı Fransa'ya katmıştı. Bundan memnun olmayan Avusturya ve Rusya bir ittifak yapmışlardı. İngiltere de bunlara paraca yardım vaad etmişti. Sonunda, Fransızları Almanya'dan çıkarmak için , bu üç devlet arasında Temmuz 18O5'de bir ittifak yapıldı.
Bunun üzerine müttefiklere karşı harekete geçen Napolyon, önce 20 Ekim 1805'de Avusturya'yı yendi. Sonra Tuna üzerinden Viyana üzerine yürümeye başladı. Şehrin yakınlarına geldiğinde Aıısterlitz'de ortak Avusturya-Rus ordusu ile karşılaştı. Burada, 2 Aralık 18O5'te yapılan (ve üç devletin imparatorunun ordularının başında bulunmasından dolayı, adına "Üç İmparator Savaşı" denilen) savaşta, Napolyon büyük bir zafer kazandı. Bunun üzerine Ruslar barış yapmaksızın geri çekildiler. Avusturya ise, Fransa ile yeni anlaşma yapmak zorunda kaldı ve iki devlet arasında 26 Aralık 1805'de Presburg Barış Andlaşması imzalandı. Buna Göre Avusturya; Venedik ve Dalmaçya'daki topraklarını Fransa'ya verdi, ayrıca Batı Almanya'daki topraklarından çekildi. Napolyon bu topraklan, Fransa'nın müttefikleri olan Alman Prenslerine verdi.
Napolyon bundan sonra, 1806 yılında, Almanya'daki Kutsal Roma-Ger-men İmparatorluğu'nu ortadan kaldırdı. (Bunun üzerine, bu İmparatorluğun başında bulunan II. Fransuva, sadece Avusturya İmparatoru olarak kaldı.) Avusturya'nın dışındaki diğer Alman devletlerinden meydana gelen Ren Konfederasyonu'nu kurdu ve bir ittifak ile bunu kendisine bağladı.
Böylece Napolyon, Avrupa'nın aşağı yukarı yüzyıllardan beri süregelen statükosunu, kendi istekleri doğrultusunda büyük ölçüde değiştirmiş oldu.

Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) 2Ancak, Rusya'yı daha barış yapmaya zorlayamamıştı. Diğer taraftan Rusya, Prusya'yı da Fransa'ya karşı savaşa zorluyordu.
b. Dördüncü Koalisyon Savaşları (1806 -1807):
Prusya Kralı III. Frederick Wilhelm, Napolyon aleyhindeki ittifaka girmeyi göze alamamıştı. Austerlitz Savaşı'ndan sonra da Fransa ile bir bağlaşma yapmıştı. Ancak Napolyon Ren Konfederasyonu'nu kurunca buna katılmamıştı. Almanya'da hemen yanıbaşmda güçlü bir Fransa'nın meydana getirdiği bu etkili durum, Prusya'yı bu devlete karşı harekete geçirdi ve Rusya ile bir anlaşmaya sürükledi.
Bu durum karşısında, Almanya'da ordusu hazır bekleyen Napolyon, önce Prusya'ya karşı harekete geçti. Saksonya'ya girmiş bulunan Prusya ordusunu 14 Ekim 1806'da Jena (Yena)'da ağır bir yenilgiye uğrattı, arkasından da Berlin'e girdi. Prusya Kralı barış istedi. Fakat Napolyon o kadar ağır koşullar öne sürdü ki, Kral buna razı olmayarak Ruslarla birlikte savaşa devam etmeye karar verdi.
Avrupa kıtasındaki üstünlüğünü böylece daha da güçlendiren Napol-yon'un, egemenliğini sürekli hale getirebilmek, daha da yayabilmek için karşısında iki büyük engel kalmıştı. Bunların birincisi, Trafalgar Savaşı yenilgisi ile adasında yenemeyeceğini anladığı İngiltere idi. İkincisi ise, bir türlü barışa zorlayamadığı Rusya idi. Böylece, deniz üstünlüğünü elinde tutan bir ada devleti ile, büyük kara ordularına sahip, iki devletle karşı karşıya kalmıştı. Gerçi, bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu da büyük bir kara ve deniz devleti görünümünü korumaktaydı. Ancak, aşağıda görüleceği üzere, artık dış politikada kendi varlığını korumanın yollarını aramaktan öteye gidemiyordu. Bu nedenle de, büyük Avrupa devletlerinin aralarındaki çatışmalardan, daha çok bu yönde yararlanmak yolunu tutmuş ve devletlerarası etkinliğini büyük ölçüde kaybetmişti.
Napolyon, yukarıda da belirtildiği gibi, denizlerde üstünlüğü İngiltere'ye kaptırmıştı ve bu devleti bir türlü barışa zorlayamıyordu. Adasını ele geçirmenin mümkün olmadığını da anlamıştı. Ancak, İngiltere, gücünü ticaretten alıyordu. İşte Napolyon, İngiltere'yi bu gücünden yoksun bırakarak onu dize getirmek üzere harekete geçti. 21 Aralık 1806'da yayınladığı buyruk ile "Kıta ablukası"nı ilan etti. Bununla, İngiliz gemilerinin Avrupa limanlarına yanaşmasını ve bütün İngiliz mallarının, Avrupa'ya girmesini yasakladı. Hatta, İngiliz limanlarına uğramış olan tarafsız gemilere el konulmasını emretti. Böylece, Avrupa'yı İngiltere'ye kapatmak istedLAncak bundan kesin bir sonuç alamadı.
İngiltere de buna karşılık 7 Ocak 1807'de Fransa'ya karşı "Deniz ablu-kası"nı ilan etti. Bununla açık denizlerde Fransız gemileri ile müttefiklerinin gemilerine ve mallarına el koyacağını açıkladı. Böylece de Fransa'yı Avrupa'ya hapsetmek istedi.Napolyon, bu şekilde İngiltere ile olan ilişkilerinde yeni bir döneme girerken, Avrupa kıtasında da Prusya'dan sonra Rusya'ya karşı harekâta geçti. Çünkü "Kıta ablukası"nı tarn olarak uygulayabilmesi için iki büyük devletle daha anlaşması veya çatışması gerekiyordu. Bunlardan biri olan Osmanlı İmparatorluğu ile, bu tarihlerde ilişkileri gittikçe iyileşiyordu. Geriye ise Rusya kalıyordu.
1807 yılına geldiğinde Napolyon Avrupa'nın çok büyük bir kısmına egemen olabilmişti. Ancak, Rusya ile daha karşılaşmamıştı. Üstelik yenmiş olduğu Prusya kuvvetlerinden arta kalanlar da Rus ordusuna katılmıştı. Diğer taraftan Rus orduları, Fransa'nın 18.yüzyılın başlarından beri yakından ilgilendiği Lehistan'dan ona doğru ilerliyordu. Bu bakımdan, Kıta Avrupa-sı'nın geleceği yönünden bu iki devletin orduları arasında savaş kaçınılmaz bir hal almıştı.
Bu durum karşısında Napolyon, önce Lehlileri Rusların ve Prusyalıların aleyhine kışkırtmak için Lehistan'a gitti ve Varşova'yı işgal etti. 1793 yılından beri Prusya'nın işgalinde bulunan Lehistan topraklarının bu kısmının bağımsızlığını ilan etti. Lehliler de Fransız ordusuna katıldılar. Napolyon bundan sonra Rus orduları ile Eylau'da karşılaştı (8 Şubat 1807). Fakat kesin bir sonuç alamadı. Ancak 14 Haziran 1807'de Friedland'da yapılan ikinci savaşta Rus ordularını kesin olarak yendi. Bu yenilgi üzerine de Rus Çarı I. Aleksandr barış istemek zorunda kaldı.
Fransa ile Rusya İmparatorları arasında barış andlaşması 9 Temmuz 1807'de Tilsit'te yapıldı. Osmanlı İmparatorluğunu da yakından ilgilendiren Tilsit Andlaşması'na göre:
1) Prusya'nın batı sınırı Elbe nehrinden başlayacaktı. Elbe ile Ren ne
hirleri arasında bir Vestefalya Krallığı kurulacaktı.
2) Rusya, Napolyon'un kurmuş olduğu Varşova Büyük Dükalığı'nı ve
Ren Konfederasyonu'nu tanıyordu.
3) Napolyon, devam etmekte olan Osmanlı-Rus Savaşında (1806-181Savaşı) arabuluculuk yapacaktı. Bu sonuç vermezse, iki devlet Osmanlı
İmparatorluğuna karşı birlikte harekete geçecekti. Buna karşılık, Çar
Aleksandr da Fransa ile İngiltere arasında arabuluculuk yapacaktı. Bu
da kabul edilmezse iki devlet İngiltere'ye karşı bir ittifak yapacaktı.
Tilsit Andlaşması, yenen ve yenilen iki devlet arasında imzalanan bir barış andlaşmasırıdan çok, Fransa ile Rusya arasında yapılan bir ittifaka benziyordu.Bu andlaşma ile Avrupa'da iki devletten başka büyük devlet kalmıyordu. Napolyon bu şekilde hareket etmekle, Rusya'yı İngiltere'den ayırarak, onu yalnız bırakmayı amaçlamıştır. Bunun için de, diğer taraftan Rusya'yı Balkanlar'da serbest bırakmayı vaad etmiştir. Böylece, Rusya'yı

Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) 2kazanmak için, bu tarihlerde yakın dostluk ilişkileri içinde bulunduğu Osmanlı İmparatorluğu'nu feda etmeyi göze almıştır. Hatta andlaşmanın gizli bir maddesine göre, Osmanlı Avrupası'nı iki devletin birlikte ele geçirerek aralarında bölüşmesini kabul etmiştir
Ancak, Osmanlı İmparatorluğu'nun paylaşılması pazarlığında Rusya ile Fransa anlaşamadı. Çar I. Aleksandr, Balkanları derhal işgal etmek istiyordu. Napolyon ise buna yanaşmıyordu. Aralarındaki en büyük anlaşmazlık konusu ise İstanbul'un kime kalacağı idi. Napolyon, kesin olarak, İstanbul'un Rusların eline geçmesini istemiyordu. Ancak Ruslar bu şehri almakta ısrar ediyorlardı. Diğer taraftan Ruslar, yapılan Osmanlı-Rus mütarekesine (1807) göre çekilmeleri gerektiği halde, Eflâk-Buğdan'ı boşaltmıyorlardı.
Bu durum üzerine, Napolyon ile Rus Çarı I. Aleksandr, 28 Eylül 1807'de Erfurt'da yeniden buluştular. Yapılan görüşmeler sonunda iki İmparator arasında bir anlaşmaya varıldı ve bu bir metin haline getirilerek 21 Ekim 1807'de imzalandı. Erfurt Andlaşrnasında, "ortak düşman ve kıtanın düşmanı" olan İngiltere'ye karşı yapılan ittifak teyit ediliyordu. İngiltere ile barış, Fransa için o günkü sınırlar üzerinden yapılacaktı. Napolyon; Rusya'nın, Finlandiya, Eflâk ve Buğdan'ı işgal etmesini tanıyordu. Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki arabuluculuktan vazgeçiyordu ve Tuna'yı Rusya'nın sınırı olarak kabul ediyordu. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu'nun geri kalan topraklarının bütünlüğü korunuyordu.
Bu anlaşmaya rağmen Napolyon, Rus Çarına karşı, bu görüşmelerde pek yakınlık göstermemişti. Aslında her iki hükümdar da geleceğe ait başka hesaplar peşindeydiler. Bu bakımdan Fransız-Rus yakınlaşması, bu tarihten itibaren bozulmaya başlamıştır. Ayrıca bu sıralarda, Napolyon împaratorlu-ğu'na karşı Avrupa'da hareketler başlamıştı, bunlar da gittikçe şiddetleniyordu.
c. Beşinci Koalisyon Savaşları (1809 -1812 ):
Napolyon egemenliğine karşı ilk ve büyük tepki İspanya'dan geldi. Burada başlayan mücadele Napolyon güçlerinin büyük oranda yıpranmasına yol açtı.
Yukarıda, 1795 yılında Fransa ile İspanya arasında bir ittifak yapıldığı belirtilmişti. Bu tarihten itibaren de Fransa'nın bu ülke üzerindeki etkisi artmıştı. Napolyon, iktidarı zamanında, Fransa'nın bu müttefiki ile aralarındaki ilişkileri daha da güçlendirmek üzere harekete geçmişti.
Napolyon bu amaçla, önce İspanya'nın yanıbaşında bulunan ve İngiltere'nin müttefiki olan Portekiz'i 1807 yılında işgal etti. Sonra da bu ülkedeki ordularına yardım bahanesiyle İspanya'ya asker soktu ve Madrid'i işgal etti.

çok süper olmuş

çok süper olmuş emeğinize sağlık

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <b> <center> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Use <!--pagebreak--> to create page breaks.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Güvenlik kodunu yazıp yorumunuzu gönderin.
Not: Yorumlarınız yönetici onayından sonra eklenecektir.
Image CAPTCHA
Copy the characters (respecting upper/lower case) from the image.