28Bunun üzerine İspanyollar isyan ederek Kral IV. Carlos'u tahttan çekilmeye mecbur ettiler. Yerine oğlu VII. Ferdinand kral oldu (1 Mart 1808). Baba ile oğul, aralarında başlayan anlaşmazlık üzerine Napolyon'dan yardım istediler. Napolyon da bunların ikisini Fransa'ya çağırdı. Bu sırada İspanya'da Fransız güçlerine karşı hareket başladı. Bunun üzerine Napolyon, VII. Fer-dinand'ı tahttan uzaklaşmaya mecbur ederek, yerine kardeşi Joseph Napol-yon'u İspanya Kralı tayin etti.
İspanya'nın başına yabancı bir kralın getirilmesinden ve böylece Fransa'ya bağlanmasından İspanyollar memnun kalmadılar. Güçlenen ulusçuluk (milliyetçilik) duygularının da etkisiyle, Fransızlara karşı, bütün ülkede harekete geçtiler.
İspanya'da Fransa'ya karşı girişilen bu mücadeleye İngiltere de katıldı. Bir İngiliz ordusu Lizbon'a çıkarak Portekiz'i, sonra da İspanya'yı işgal etti. Napolyon bu sıralarda Almanya'da, bulunuyordu. Bu durum üzerine geri dönerek İspanya'ya girdi. İngilizleri geri çekilmeye mecbur ettiler. 1813 yılına kadar süren bu savaşlarda, Napolyon'un en seçme askerleri İspanya'da büyük kayıplara uğrayarak yıprandı. İspanya'daki bu başarısızlıklar ise, Napolyon'un sonunun başlangıcı oldu.
İspanya'da başlayan bu ulusçuluk akımı, Napolyon'un egemenliği veya etkisi altında bulunan diğer Avrupa ülkelerinde de kendisini gösterdi. Bunun sonucu olarak Fransa'ya karşı yer yer hareketler başladı.
Avusturya, Avrupa'daki bu havadan ve Napolyon'un İspanya'da meşgul olmasından yararlanarak, Fransa'nın Almanya üzerindeki egemenliğine son vermenin zamanı geldiği düşüncesi ile harekete geçti. Rusya'nın tarafsızlığını ve İngiltere'nin desteğini sağladıktan sonra bir ordusunu Fransa'nın müttefiki olan Bavyera'ya, diğer bir ordusunu da İtalya'ya göndererek, 1809 yılında Fransa'ya karşı savaş açtı.
Napolyon, bunun üzerine derhal düzenlediği ordu ile Tuna'yı geçerek Avusturya'ya hücum etti. Temmuz 1809'da Wagram'da Avusturyalıları yendi. İki devlet arasında 14 Ekim 1809'da Viyana Barış Andlaşması yapıldı. Bu andlaşma ile; Avusturya, Galiçya'nın büyük kısmından çekildi. Napolyon bu toprakları Varşova Büyük Dükalığı'na verdi. Ayrıca Avusturya, Adriyatik' teki topraklarını Fransa'ya bıraktı. Napolyon buraları İlluria İlleri adı ile Fransa'ya bağladı. Böylece, Fransız nüfuzu, bir taraftan Doğu Avrupa'da, diğer taraftan Adriyatik'te daha da gelişti. Bununla da Napolyon'un, Baltık'tan Karadenize kadar kurmak istediği "Doğu Avrupa Şeddi" büyük oranda gerçekleşmiş oldu.
Doğu ve Güney'de Napolyon bu başarıları sağlamış olmakla beraber, Batıda durumu hiç de parlak değildi. İngiltere'nin, İspanya ve Portekiz ile
Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) ¦ 2savaş durumu devam ediyordu. Welington komutasındaki küçük bir İngiliz ordusu, Fransa'yı İspanya'da sürekli büyük bir ordu bulundurmaya mecbur bırakıyordu. Bu da Fransa'ya ağır bir yük oluyordu.
Napolyon, İngiltere'yi bir türlü istediği gibi barışa zorlayamıyordu. Bunu sağlamak için İngiliz mallarının Avrupa limanlarına girmemesine önem veriyordu. Fakat İngiliz malları kaçak olarak yine Avrupa'ya girdiğinden, buna engel olabilmek için, 1810 yılında Hollanda ve Danimarka kıyılarını işgal ederek buraları da Fransa'ya kattı.Böylece, İngiltere'ye karşı "Kıta ablukası" nı daha etkili şekilde uygulayabilecek duruma gelmek istedi. Ancak, bu tarihlerde müttefiki olan Rusya, Fransa'dan uzaklaşarak İngiltere'ye doğru yaklaşıyordu. Bu da, diğer nedenlerin yanında, Napolyon'un Rusya seferine çıkmasına yol açtı.
d. Napolyon'un Moskova Seferi (1812):
Fransa ile Rusya arasında 1807 Tilsit Andlaşmasıyla bir yakınlaşma sağlanmıştı. Ancak, Napolyon'un, Çar I. Aleksandr'ı Finlandiya ve Balkanlar'ı ele geçirmek için serbest bırakmasına rağmen, Ruslar bu andlaşmanın getirdiği bazı bağlayıcı hükümlerden dolayı, bu yakınlaşmadan daha başlangıçtan itibaren memnun kalmamışlardı. Fransa'nın Doğu Avrupa'da giriştiği hareketler ise kendisine kuşku veriyordu.Ayrıca Napolyon'un, 1806 yılında ilan etmiş olduğu "Kıta ablukası"na Rusya'yı da katılmaya mecbur bırakması, bu devletin ekonomisine zarar vermeye başlamıştı. Bu nedenle bir süre sonra Rusya "Kıta ablukası"na aldırmayarak, tekrar İngiltere ile ticarete başlamıştı. Böylece de Rusya ile İngiltere, âdeta Fransa'ya karşı birleşmiş oluyordu. Bu suretle Rusya, büyük bir güce erişmiş ve sınırlarına kadar gelmiş bulunan Napolyon tehlikesine karşı, İngiltere'nin desteğini de sağlamak istemişti. Rusya'nın bu iki yüzlü siyasetinden dolayı, aslında ise Avrupa egemenliğinin sürekliliğini sağlamak üzere, Napolyon, Rusya'yı kesin zaferli bir savaşla safdışı bırakmaya karar verdi.
Napolyon, bu amacına ulaşabilmek için çoğunluğunu müttefiklerden sağladığı yabancı askerlerden meydana gelen yaklaşık 500.000 kişilik ordusu ile, 24 Haziran 1812'de Moskova Seferi'ne çıktı. Sürekli olarak geri çekilen Rusya karşısında birkaç zafer kazandıktan sonra, 14 Eylül 1812'de Moskova'ya girdi.Fakat Ruslar, şehri ateşe verdiler. Napolyon'un bu başarısına rağmen, onun ümit ettiği şekilde bir barışa, hatta ateşkes anlaşmasına dahi yanaşmadılar. Napolyon'un 20 Eylül ve 5 Ekim tarihlerinde yaptığı anlaşma önerilerini Çar I.Aleksandr reddetti. Bunun üzerine Napolyon Moskova'da daha fazla kalmanın mümkün olamayacağını gördü. Çünkü kış mevsimi geliyordu. Bu ise kendisinin Avrupa'nın geri kalan kısmı ile ilişkisini kesecekti. Diğer taraftan ordusunda çözülme de başlamıştı. Bu durum karşısında Na-polyon geri çekilmeye karar verdi ve 18 Ekim 1812'de Fransız kuvvetleri Moskova'dan ayrılmaya başladı.
Bu geri çekilişte Napolyon'un büyük ordusu, açlıktan, soğuktan, Ruslann sürekli saldırılarından eridi. Bu bakımdan, bu geri çekiliş, Napolyon İm-paratorluğu'nun da Fransa'ya doğru çekilişi demekti. Çünkü, 1812 yılı sonlarında Paris'e dönen Napolyon'un elinde, İmparatorluğunu ayakta tutacak düzenli bir ordusu kalmamış bulunuyordu Bu da Napolyon'a karşı Avrupa uluslarının harekete geçmesine ve Altıncı Koalisyon'un kurulmasına neden oldu.
e. Altıncı Koalisyon Savaşları (1813 - 1814 ):
Napolyon, Moskova'dan Paris'e döndükten sonra, yeni bir ordunun kurulması hazırlıklarına başladı. Bu sıralarda ise Rus kuvvetleri Prusya'ya kadar gelmişti. Napolyon'un yenilgisi üzerine Rusya ile Prusya, Şubat 1813'de Fransa aleyhinde olmak üzere bir ittifak yaptılar. Buna İngiltere, İsveç ve bazı Alman devletleri de katıldılar. İttifakın Avrupa uluslarını baskıdan kurtarmak amacı ile yapıldığını ilan ettiler.
Bu durum üzerine Napolyon, hazırladığı ordusu ile Almanya'ya girdi. Rus ve Prusya ordularını arka arkaya iki defa yendikten sonra Saksonya'yı işgal etti. Ancak elinde yeteri kadar kuvvet bulunmadığından bir ateşkes anlaşması yaptı. İspanya 'da ise, iyice zayıf düşmüş bulunan Fransız ordusu, İngilizlere yenildi. İngiliz kuvvetleri Fransa sınırlarına girdiler.
Ateşkes anlaşması ile savaş durumunun durakladığıl813 yaz aylarında, taraflar arasında yoğun diplomatik girişimler yapıldı. Kendinde savaşa girecek gücü görmediğinden ittifaka girmemiş bulunan Avusturya'nın aracılığıyla, Napolyon ile müttefikler arasında, barış görüşmeleri başladı Müttefiklerin onayını alan Avusturya Başbakanı Metternich, Napolyon ile yaptığı görüşmede, Fransa'nın 1801 yılındaki sınırlarına çekilmesini önerdi. Napolyon'un bunu kabul etmemesi üzerine Avusturya da, Fransa'ya karşı savaş ilan etti. Böylece savaş yeniden başlamış oldu. Müttefik devletlerin orduları, 19 Ekim 1813 tarihinde yapılan Leipzig Savaşı'nda Napolyon'u yendiler.
Bu yenilgi üzerine Napolyon Fransa'ya doğru çekilmeye başladı. Bu yeni durum karşısında Ren Konfederasyonu ve Vestefalya Krallığı dağıldı. Böylece Fransa'nın Almanya ve Kuzey devletleri üzerinde kurmuş olduğu egemenlik yıkıldı. Aynı yıl içerisinde Fransa, İspanya'yı boşaltmak zorunda kaldı. Diğer taraftan müttefik orduları Fransa sınırlarını üç noktadan aşarak, ülke içerisinde ilerlemeye başladılar. Napolyon bu ordulara karşı koymak istedi, fakat başarı sağlayamadı. Bunun üzerine, Chatillon'da 1814 yılı Şubat ayı başından itibaren bir barış kongresi düzenleyerek görüşmeler yapmakta olan müttefikler, Napolyon'a Fransa'nın 1792 sınırlarına çekilmesi koşuluyla
Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815)
32barış önerdiler. Ancak bu öneri Napolyon tarafından kabul edilmeyince, müttefikler ilerlemeye devam ederek, 30 Mart 1814'de Paris'e girdiler.
Bu gelişmeler karşısında Fransız halkı da Napolyon'un aleyhine döndü. 2 Nisan 1814'te Fransız Senatosu Napolyon'u İmparatorluktan istifaya çağırdı. Çaresiz kalan Napolyon da 6 Nisan'da oğlu lehine tahttan çekildi. Ancak, bu şekil, müttefikler tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine de Napolyon koşulsuz olarak tahttan çekildi ve imparator unvanını korumakta devam etmekle beraber, Elbe adasına sürüldü (20 Nisan 1814).
Bundan sonra Fransa'da krallık tekrar kurularak, tahta XVIII. Louis (1814-1824) geçirildi. Kral, yeni bir anayasa ilan etti ve bununla iki meclisli bir yasama sistemi getirildi. Böylece Meşruti Monarşi yeniden kurulmuş oldu.
Diğer taraftan Fransa ile müttefikler arasında 30 Mayıs 1814'de Paris Barış Andlaşması imzalandı. Buna göre, Fransa, 1792 sınırlarına çekilmeyi ve Avrupa'ya yeni bir statü vermek için toplanacak olan Viyana Kongresi kararlarını, koşulsuz olarak kabul etti.
f. Yedinci Koalisyon Savaşı ve Napolyon İmparatorluğu'nun Yıkılışı (1815):
Napolyon Bonapart'ın Elbe Adasına sürülmesinden sonra, Fransa'da yeniden kurulan Meşruti Monarşi yani "Restorasyon" döneminde, halk, kısa sürede kral ailesi olan Bourbon'lara cephe almaya ve Napolyon döneminin özlemini duymaya başladı. Diğer taraftan ise, aşağıda açıklanacağı üzere, Avrupa'nan geleceğine yön vermek için 1814 yılında toplanan ve çalışmalarını sürdüren Viyana Kongresi'nde çalışmalar çok yavaş ve dağınık şekilde sürüyordu. Özellikle, Avrupa büyük devletleri, burada birbirleriyle çıkar çatışması içerisine düşmüşlerdi. Bu da sonucun bir türlü alınamamasına neden oluyordu.
Fransa ve Viyana'daki bu gelişmeler, Napolyon'a, bir defa daha Fransa'nın başına geçmek için fırsat olarak görüldü. Bu amaçla da Elbe'den 25 Şubat 1815'de ayrılarak, 1 Mart 1815 günü Güney Fransa'daki Cannes'de karaya çıktı. Halk tarafından büyük sevgi gösterileri ile karşılandı. Hiçbir karşı koyma olmadan 20 Mart'ta Paris'e girdi. XVIII. Louis Fransa'dan Belçika'ya kaçtı ve Napolyon tekrar imparator oldu.
Napolyon Bonapart, tekrar tahta geçince, bir bildiriyle 1792 sınırlan ile yetineceğini ve barışı koruyacağını ilan etti. Fakat Avrupa devletleri Napolyon'un İmparatorluğu'nu kabul etmedikleri gibi, bu girişimini barışın bozulması şeklinde gördüler ve Napolyon'u barışın düşmanı ilan ettiler. Bu nedenle de müttefikler aralarındaki sorunları bir tarafa bırakarak yeniden
Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) 3anlaştılar ve Napolyon ile görüşme yapmayı reddettiler. Böylece savaş (Yedinci Koalisyon) yeniden başladı.
Bunun üzerine Fransa İmparatoru I. Napolyon, hazırladığı yeni ordusu ile müttefik ordularının toplanmasına meydan vermemek için hızla Belçika'ya girdi. Amacı, İngiliz ve Prusya ordularını birleşmeden önce, ayrı ayrı yenmekti. Fakat 18 Haziran 1815'de Waterloo'da yapılan savaşta, Wellington komutasındaki İngiliz ordusu ile yardıma gelen Prusya ordusu karşısında büyük bir yenigiye uğradı.
Bu yenilgi üzerine Napolyon hemen Paris'e döndü. Fakat Fransa'da da durum kendi aleyhine dönmüştü. Nitekim Meclis, 22 Haziran 1815'de Na-polyon'u ikinci defa İmparatorluktan istifaya mecbur etti. O da Amerika'ya gitmek istedi. Ancak Rockfort limanına geldiğinde, buna imkan bulunmadığını görerek, İngilizlere teslim oldu. Böylece Napolyon'un "yüz günlük" saltanatı da sona erdi. Bunun üzerine Napolyon Saint-Helene adasına sürüldü. Burada beş yıl kadar yaşadı ve 5 Mayıs 1821'de öldü.
Napolyon'un tahttan çekilmesinden sonra, XVIII. Louis yeniden Fransız tahtına çıkarıldı. Böylece Fransa'da Birinci İmparatorluk tarihe karışarak, yerine Meşruti Krallık yeniden kurulmuş oldu.
Bu gelişmelerden sonra, müttefiklerle Fransa arasında, 20 Kasım 1815'de İkinci Paris Andlaşması yapıldı. Bununla, Fransa, bu defa 1790 sınırlarına çekilmeyi ve büyük bir savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
Böylece, 1789'da İhtilal'in patlamasından hemen sonra, Fransa ile diğer Avrupa devletleri arasında başlayan, yaklaşık olarak yirmi beş yıl kadar süren savaş durumu ile, Avrupa'nın statükosunda meydana gelen değişmeler sona ermiş oldu. Bu tarihlerde Viyana Kongresi de sonuçlanmış olduğundan ve bu kongrede alman kararlar yürürlüğe girmiş bulunduğundan, Avrupa İhtilal öncesi ve sırasındakinden daha değişik statülü bir döneme geçti. Bu suretle Fransız İhtilali, geçirmiş olduğu aşamalarla, Fransa'da olduğu kadar Avrupa'da da önemli olayların meydana gelmesine neden oldu6. İhtilalin Sonuçları:
Fransız İhtilali, mali ve ekonomik nedenlerden başlamakla beraber, hemen eşitlik ve özgürlük sorununa dönüşerek kısa zamanda gelişmiştir.
1) Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için bkz. R.R. Palmer, A History of the Modern World, New York 1962, s. 333 vd; J. F. C. Fuller. A Military History of the YVestern World, c. II., New York 1955, s. 341 vd; Wells, H. C, Cihan Tarihinin Umumî Hatları, c.L, İstanbul 1928, s.77 vd; Jacques Bainville, (Çev. H. C. Yalçın), Fransa Tarihi, d, İstanbul 1938, s. 209 vd; Albert Sorel, (Çev. N. S. Örik), Avrupa ve Fransız İhtilâli, c. I., İstanbul 1949, s. 3 vd; Albert Soboul, (Çev. Şerif Hulusi), 1789 Fransız İnkılâbı Tarihi, İstanbul 1969, s. 13 vd; A. de Chateaubriand, (Çev. Yaşar Nabi), Napolyon Bonaparte, İstanbul 1969, s. 17, vd; A. Şükrü Esmer, Siyasi Tarih, İstanbul 1944, s.33 vd; Fahir H. Armaoğlu, Siyasi Tarih, (2. Baskı) Ankara 1973, s. 1 vd; Coşkun Üçok, Siyasal Tarih, (6. Baskı), Ankara 1967, s. 41 vd; Tok-tamış Ateş, Siyasal Tarih, c.I, İstanbul 1982, s. 107 vd.İhtilalin getirdiği bu ve ulus, ulusçuluk, ulusal egemenlik, demokrasi, laiklik, adalet gibi diğer düşünce akımları ve kavramlar, ihtilal orduları tarafından Avrupa'ya yayılmıştır. Çeyrek yüzyıl süren Koalisyon Savaşları Avrupa'yı siyasi, ekonomik ve sosyal yönlerden büyük ölçüde değiştirmiştir. Daha önceleri Avrupa'da kurulmuş olan güçler dengesi ise, özellikle Napolyon savaşları ve hegemonyası ile tamamen bozulmuştur. Napolyon, Fransa'nın egemenliğine ve çıkarlarına göre bir Avrupa siyasi haritası düzenlemiştir. Bu da bir "Napolyon Avrupası" meydana getirmiştir. Ancak bu durum, Avrupa'nın diğer toplumlarının tepkisine ve karşı hareketlere girişmelerine yol açmış ve Avrupa'yı bir savaş alanı haline getirmiştir.
Bu suretle ihtilalin açmış olduğu bunalım, Avrupa'da ülkelere göre toplumları az veya çok siyasi, ekonomik, sosyal yönlerden etkilemiş ve değiştirmiştir.
Fransız İhtilali, uluslararası siyasi hayata ise; ulusların hakları, ulusların kendi geleceklerine kendilerinin egemen olması, ulusların eşitliği, plebisit, doğal sınırlar, tarafsızlar hukuku gibi2, sonraki yıllarda önce Avrupa'nın, sonra da dünyanın sosyal, siyasi hayatında ve şekillenmesinde önemli roller oynayacak prensipler getirmiştir.
Böylece 1789 Fransız İhtilali, ortaya çıkarmış olduğu düşünce akımları ve kavramlarla , siyasi, sosyal, ekonomik, askeri alanlarda getirdikleri ve bunların etkileri ile, günümüze kadar dünya ölçüsünde büyük değişiklerin ve gelişmelerin meydana gelmesine yol açmıştır. O günler için, yakın olarak da, 19 yüzyılın devletlerarası siyasi ilişkilerinde önemli rol oynayacak Viyana Kongresi'nin toplanmasına neden olmuştur.
B. VİYANA KONGRESİ (1814 -1815):
1. Toplanma Nedenleri:
Fransız İhtilali ve Napolyon savaşları sonucunda, Avrupa'da 1789 yılı öncesine göre çok değişik bir statü meydana gelmişti. Özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren Napolyon'un kişiliği çevresinde meydana gelen yeni devletler yapısı ve güçler dengesi, onun müttefikler karşısında yenilerek İmparatorluktan çekilmesi ile yıkılmıştı. Bundan sonra ise Avrupa, alt üst olmuş siyasi haritası ve güçler dengesi ile, bir güçler boşluğu ve pek çok sorunlarla karşı karşıya kalmıştı. İşte Viyana Kongresi bunları çözümlemek, Avrupa'ya yeniden bir siyasi düzen ve şekil vermek için toplanmıştır.
Aslında, müttefik dört büyük devlet (İngiltere, Avusturya, Rusya, Prusya) arasında, daha önceden yapılan birtakım anlaşmalarla Fransa'dan alınacak
2) Zeki Mesut Alsan, Yeni Devletler Hukuku, İstanbul 1955, s. 85; Seha L. Meray, Devletler Hukukuna Giriş, Ankara 1959, s. 29.
Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) 3toprakların ne yapılacağı hakkında bazı kararlara varılmıştı. Ancak Napol-yon'a karşı birlikte hareket eden bu devletler, onun siyasi hayattan çekilmesinden sonra, bu defa kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek birbirlerine düştüler. Bunun üzerine müttefikler, Viyana'da bir kongre toplayarak, Koalisyon Savaşları'nda Fransa'ya karşı savaşmış veya bir ittifaka girmiş olan bütün Avrupa devletlerinin bu kongreye temsilci göndermelerine, bu geniş kapsamlı kurulda verilecek kesin karara göre, Avrupa'nın yeni siyasi şeklini düzenlemeye karar verdiler.
Kongreye daveti, kongrenin yapılacağı devletin başkanı olarak Avus-turya-Macaristan İmparatoru yaptı. Kongre başkanlığına da bu devletin Başbakanı Prens von Metternich seçildi. Kongreye; İngiltere, Avusturya, Rusya, Prusya, Fransa gibi büyük devletlerle birlikte İspanya, Portekiz, İsveç ve diğer yedi devlet ve otuzaltı Alman Prensliği temsilci gönderdiler. Böylece hemen hemen bütün Avrupa devletleri Kongre'ye katıldılar. Sadece Osmanlı Devleti ile Papalık Viyana'da gözlemci bulundurmakla yetindiler. Viyana şehri, Rus Çarı, Avusturya İmparatoru, Prusya Kralı gibi hükümdarlar ve dönemin pek çok ünlü diplomatıyla doldu. Ancak, gelecekleri hakkında karar verilecek toplumlar, kongrede temsil edilmediler.
Viyana Kongresi'nin Temmuz 1814'de açılması kararlaştırılmıştı. Daha sonra Kongre'nin açılması 1 Ekim 1814 tarihine ertelendi. Nitekim Kongre, bu tarihten itibaren çalışmalarına başladı, ancak, hiç bir zaman genel kurul halinde birleşim yapamadı. Görüşmeler; Almanya'nın, İtalya'nın ve Belçi-ka-Hollanda'nın geleceği, nehirlerdeki ulaşım, köle ticareti gibi sorunlara göre meydana getirilen komisyonlarda yapıldı. Bu komisyonlarda ise her ülke kendi çıkarına göre bir düzenleme ve sonuca gitmek istediğinden, görüşmeler çatışmalı ve uzun sürdü. Böylece, dünyanın ilk büyük ve geniş kapsamlı uluslararası kongresinden hemen bir sonuç alınamadı. Bunda büyük devletlerin tutum ve davranışları önemli rol oynadı.
Büyük devletlerin bu Kongre'den bekledikleri şöyle özetlenebilir:
İngiltere; her şeyden önce deniz ve ticaret üstünlüğünü sürdürmek, bunları daha da güçlendirmek, adasının güvenliğini sağlamak istiyordu. Bunun için, Koalisyon Savaşları sırasında İspanya, Portekiz, Hollanda'dan ele geçirdiği sömürgeleri elinde tutmak amacındaydı. Ayrıca 1807 yılında kendisi zenci ticaretini kaldırmıştı. Bunu kongrede genelleştirerek bir karar halinde çıkarttırmak istiyordu.
Diğer taraftan İngiltere, kendi adasını ve çıkarlarını güvenlik altına almak için, Avrupa'da dengeli bir statünün kurulması peşindeydi. Bunun için de özellikle Fransa ve Rusya'yı belli bir düzeyde tutmak istiyordu. Çünkü bu iki devletten Fransa deniz gücü ve ticaretiyle İngiltere'yi endişeye düşürüyordu. Rusya ise, İstanbul ve Boğazlar hakkındaki sürekli istekleriyle, Doğu'da ken-dişinin yerini almakla tehdit ediyordu. Bu nedenle İngiltere, Fransa'yı mümkün olduğu kadar küçültmek, Rusya'nın da Batı ve Güneye yayılmasına engel olmak emelindeydi. Avrupa'dan Britanya Adaları'na gelebilecek tehlikeleri önleyebilmek için de; bu çarelerin yanı sıra, denge unsuru olarak Belçika ve Hollanda'nın birleştirilmesi, Almanya prensliklerinin bazıları üzerinde de söz sahibi olmak amacındaydı.
Prusya ise; a7 bir kısmını elde edebildiği Ren bölgesinin ve Saksonya'nın tamamını ele geçirmek emelindeydi. Ayrıca daha önce Lehistan'a verdiği topraklarını gen almak, Alman Prenslikleri üzerinde nüfuzunu geliştirmek
istiyordu.
Almanya'nın parçalanmış olarak bırakılması ise, hemen her devletin ortak isteği idi. Çünkü birleşik bir Almanya büyük bir güç demekti. İtalya da, aynı şekilde parçalanmış olarak kalacaktı.
Avusturya ise; İtalya'da ve Almanya'da nüfuzunun güçlü şekilde devam etmesini istiyordu. Diğer taraftan, ileride Rusya ve Fransa'nın tehdidi altına düşmeyecek bir statünün kurulması peşindeydi. Bunun için de Belçika-Hollanda ve Ren bölgesindeki Alman Prensler vasıtasıyla Fransa'yı kontrol altında tutmak düşüncesindeydi. İsviçre ise tarafsız hale getirilecekti. Do-ğu'da, Rusya'nın egemenliği altında bulunan Lehistan'ın, yeniden kurulmasına ve sınırlarının daraltılmasına çalışılarak, Rusya mümkün olduğu kadar geri sürülecekti. Böylece devamlı olarak Rusların Tuna'ya saldırıları önlenecekti. Diğer taraftan Prusya'nın fazla büyüyerek, Almanya içindeki dengenin, Avusturya aleyhine bozulmasına engel olunacaktı.
Rusya'nın isteklerine gelince: Bu devletin istekleri, İngiltere ve Avusturya'nın istekleriyle çatışıyordu. Bir defa Rus Çarı, Napolyon tehlikesini ortadan kaldıranın kendisi olduğu iddiasındaydı. Bu nedenle kendisi büyük paylar elde etmek peşindeydi. Varşova Büyük Dukalığı'nı ve eski Lehistan'ın bütününü istiyordu. Diğer taraftan Prusya'nın, Alman Konfederasyonu üzerinde nüfuzunu geliştirmesini, böylece Avusturya'nın karşısında kuvvetli bir devletin doğmasını arzuluyordu. Öte yandan Besarabya'yı Tuna nehrinin ağzını ele geçirmiş olduğundan, Güney'e ve Doğu'ya yönelik fetihleri düşünüyordu.
Görülüyor ki; Viyana Kongresi'nin açıldığı sırada, dört müttefik devlet, Avrupa'nın yeniden düzenlenmesi hakkında, çıkarları çatıştığından düşünce birliğinden yoksundular. Bunlar arasında ortak gibi görünen yalnız bir düşünce vardı: O da, kendilerinin ellerinde bulundurdukları yerleri, diledikleri gibi paylaşmaktan kendilerine kimsenin engel olamayacağı düşüncesiydi.
Ne var ki, Avrupa'nın her yanından gelen temsilciler, bütün sorunlarda söz sahibi olmak istiyorlardı. Fakat Napolyon'u yenen dört büyük devlet (İngiltere,
Yakınçağ Başlarında Avrupa (1789-1815) 3Avusturya- Macaristan, Rusya, Prusya) buna yanaşmıyorlardı. Bu devletlerin gerek kendi aralarındaki, gerekse diğer devletlerin birbirleri arasındaki bu anlaşmazlıklardan da, Fransız temsilcisi ünlü ve mahir devlet adamı Talley-rand yararlanmaya çalışıyor ve bu anlaşmazlıkları körüklüyordu.
2. Alınan Kararlar:
İşte bu hava içerisinde, Viyana Kongresi, yapılan komisyon görüşmeleri ile devam ederken ve daha henüz bunlardan bir sonuç alınamamışken, Na-polyon, yukarıda belirtildiği gibi Elbe adasından Fransa'ya döndü ve İmparatorluk tahtına oturdu (20 Mart 1815 ). Bunun üzerine kongreye katılan devletler, Napolyon'u "barışın düşmanı" ilan ettiler ve görüşmeleri hızlandırdılar. Sonuçta, komisyonlarda alınan kararlar ile devletlerin kendi aralarında daha önce yapmış oldukları anlaşmalar birleştirilerek, "Sonuç Anlaşması (Nihai Sened)" şekline getirildi ve bu metin, yedi büyük devlet yani İngiltere, Avusturya, Rusya, Prusya, Fransa, İsveç ve Portekiz tarafından "Viyana Kongresi Kararlan" olarak 9 Haziran 1815'te imzalandı. Daha sonra diğer devletlerin de katıldığı bu kararların başlıcaları şöyleydi:
1) Fransa'nın, ele geçirmiş olduğu yerlerin hepsi elinden geri alı
nacaktı.
2) Saksonya Krallığı, topraklarının bir kısmını Varşova Büyük Du
kalığına verecekti.
3) İngiltere; Malta'yı, İyon Adalarını, Hollanda'ya ait Cape Coloni'yi,
Seylân Adasını, Honduras, Güyan ve Trinidat adalarını ayrıca, Da
nimarka'dan Heligoland'ı alacaktı.
4) Rusya; İsveç'den almış olduğu Finlandiya ile, Osmanlı İmpara
torluğu 'ndan aldığı Basarabya'yı koruyacaktı. Ayrıca Varşova
Büyük Dukalığı 'nın önemli bir kısmını alacaktı.
5) Avusturya; Doğu Galiçya'yı, Lombardiya ve Venedik'i alacaktı,
6) Prusya; Varşova Büyük Dukalığı 'na daha önce vermiş olduğu Pozen
bölgesini, Saksonya'nın ve Ren nehrinin batı kıyılarından Vestefal-
ya'nın bir kısmını, topraklarına katacaktı.
7) Belçika ve Hollanda birleştirilecek ve Niederland devleti kurula
caktı.
8) Almanya'da; Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu devletlerinin bir
çoğu ve Napolyon'un 1806'da kurmuş olduğu Ren Konfederasyonu kaldırılacak; yerine 38 devletten meydana gelen Germen Konfederasyonu kurulacaktı. Konfederasyon'un merkezi Frankfurt'da bulunacak ve bir Diyet Meclisi tarafından yönetilecekti. Meclisin başkanlığını da Avusturya temsilcisi yapacaktı.
çok süper olmuş
çok süper olmuş emeğinize sağlık
Yeni yorum gönder