1815-1870 Yılları Arasında Osmanlı İmparatorluğu 204) Osmanlı Padişahı'nın (18 Şubat 1856'da) ilan etmiş olduğu İslahat Fermanı, diğer devletler tarafından memnunlukla karşılanıyordu. Ancak bu Ferman, andlaşmayı imzalayan hiçbir devlete, Osmanlı Dev-leti'nin içişlerine karışma hak ve yetkisini vermeyecekti.
5) Boğazların kapalılığına dair 1841 Londra Andlaşması aynen yü
rütülecekti.
6) Karadeniz, tarafsız duruma getirilecek, bütün devletlerin ticaret ge
milerine açık, fakat savaş gemilerine sürekli olarak kapalı olacak,
kıyılarında hiçbir tersane bulunmayacaktı.
7) Tuna Nehri'nde ulaşım serbest olacak, bunu andlaşmada imzası bulu
nan devletlerin temsilcilerinden kurulacak bir komisyon yürütecekti.
8) Rusya tarafından terk edilecek olan Tuna Nehri deltasının bir bö
lümü, Buğdan'a verilecekti.
9) Eflâk ve Buğdan Beylikleri Osmanlı Devleti'ne bağlı kalacak, ancak
bunların sahip bulundukları ayrıcalıklar ve haklar genişletilecek ve
bunlar andlaşmayı imzalayan devletlerin ortak garantisi altında
olacak; hiçbir devlet bu Beyliklerin iç işlerine karışmayacaktı.
10) Sırbistan da, bundan böyle devletlerin ortaklaşa garantisi altında bulunacak, devletlerin onayı alınmadan Osmanlı Devleti Sırbistan 'a hiçbir şekilde asker sokamayacaktı.
Paris Andlaşması'nın imzalaridığı gün (30 Mart 1856), yine bu and-laşmaya bağlı olarak, andlaşmaya katılan devletler arasında 1841 Londra Andlaşması'nı yenileyen "Paris Boğazlar Sözleşmesi", ayrıca Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Karadeniz'le ilgili olarak "Rusya ile Paris Andlaşması" imzalandı. Daha sonra da, yine Paris Andlaşması'na bağlı olarak, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, İngiltere ve Fransa'nın da katılmasıyla, 5 Aralık 1857'de, "Rusya ile Sınır Andlaşması" yapıldı10Böylece, 1856 Paris Andlaşması'nın imzalanması ile, 1853'de başlamış olan Kırım Savaşı sona ermiş oldu.
7. Savaşın ve 1856 Paris Andlaşması'nın Sonuçları:
Kırım Savaşı, Rusya'nın geleneksel "güneye inme" siyasetini gerçekleştirmek üzere harekete geçmesiyle başlamıştır. Ancak bu devletin yarattığı tehlike, diğer Avrupa büyük devletlerinin de çıkarlarına dokunmuştur. Bu nedenle, bunlar Osmanlı Devleti ile birleşerek, âdeta Rusya'ya karşı bir Av-
107) Andlaşmaların metinleri için bkz. Nihat Erim, aynı eser, c. I., s. 341-368; A. Tevfik Gürel, aynı eser, s. 123-130.
06rupa bloku meydana getirmişlerdir. Yapılan savaşta Rusya yenilmiş ve sonuçta 1856 Paris Andlaşması imzalanmıştır.
1856 Paris Andlaşması, yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, herşeyden önce Avrupa güçler dengesini yeni baştan düzenlemekteydi. Kongre'ye katılan devletler, bu andlaşma ile, Rusya'nın daha önceki tarihlerde kendi lehine bozmaya çalıştığı devletlerarası dengeyi, Avrupa sistemine Osmanlı Devleti'ni de katarak, yeniden kurmayı amaçlamışlardır.
Nitekim, Karadeniz'in tarafsızlığının sağlanması, Boğazlar'ın yabancı savaş gemilerine kapalılığı ilkesinin sürdürülmesi, Eflâk-Buğdan ve Sırbistan topraklarındaki yönetimlerin Kongre'ye katılan devletlerin ortak garantisi altına alınması ile, Rus nüfuzu bu bölgede ortadan kaldırılmıştır. Böylece, Karadeniz'in doğusundan Adriyatik Denizi'ne kadar uzanan bir "siyasi kuşak" meydana getirilerek, Rusya'nın güneyinde bir tampon bölge kurulmuştur. Bu da, Rusya'nın Balkanlar'da bir harekete geçmesi halinde, karşısında And-laşma'da imzası bulunan devletleri, yani ortak bir cepheyi bulması demekti. Bu suretle Rusya'nın "güneye inme" politikası önlenmiş oluyordu. Bu ise, bundan böyle Rusya'nın daha çok Doğu politikasına önem vermesine ve Asya'da genişleme hareketini hızlandırmasına yol açmıştır108.
Osmanlı Devleti ise, Paris Andlaşması ile, savaştan önceki sınırlarına kavuşmuştur. Rusya'nın, 18. yüzyılın başlarından itibaren kendisinden sağladığı ayrıcalıklardan ve bunlardan doğan iç işlerine karışmalarından, bir süre de olsa kurtulmuş oluyordu. Rusya'nın güneye inmesini önleyecek önlemlerin getirilmesiyle, geçici bir dönem için de olsa, Rus tehlikesinden ve baskısından kurtulmuş bulunuyordu. Ayrıca, Avrupa devletler hukukundan yararlanması, bununla da Avrupa devletler ailesinden sayılması yani, Avrupa sistemine girmesi resmen kabul edilmiştir. Böylece, topraklarının bütünlüğü, büyük devletlerin kefilliği altına girerek, avantajlı bir duruma geçmiştir.
Bu yönleri ile, Osmanlı Devleti'nin, Paris Andlaşması'ndan kârlı çıktığı söylenebilir. Ne var ki, bu, bir görüntüden ibaretti.
Bir defa, sahip olduğu topraklardan dolayı aslında bir Avrupa devleti olan ve bu kıtadaki devletlerle çok önceden diplomasi ilişkileri kurmuş bulunan Osmanlı İmparatorluğu'nun, Avrupa devleti sayılması ve Avrupa devletler hukukundan yararlanması ilkesi, bir şekil değişikliğinden ibaret olup, pratikte büyük bir önem taşımıyordu. Çünkü, Avrupa devletlerinin kendi aralarında bile, bu gibi prensiplere pek saygı gösterdikleri yoktu. Bu nedenle, bundan sağlanacak garantilerin kâğıt üzerinde kalması kesindi. Diğer taraftan, Osmanlı Avrupası'nda sınırlarını korumakla beraber, Balkanlarda bulunan Özerk yönetimlerin Avrupa devletlerinin kefilliği altına girmesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun bölgedeki nüfuzunun azalmasına neden olmuştur. Bun-
108) Bkz. Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi, Ankara 1948, s. 349-353.
815-1870 Yılları Arasında Osmanlı İmparatorluğu 20lann yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu, Kongre'ye, savaşı kazanmış devlet olarak katılmış olmasına rağmen, andlaşmamn Karadeniz ile ilgili maddesinin yenik Rusya'ya ait koşullan, kendisine de uygulanmıştır. Bu da, Türkiye'ye yapılan bir haksızlıktı. Islahat Fermanı'nın andlaşmada yer alması ise, yine Osmanlı Devleti aleyhine yeni bir faktörü ortaya çıkarmıştır. Büyük Avrupa devletleri, her ne kadar bu madde ile, İmparatorluğun iç işlerine karışmamayı garanti etmişler ise de; aslında, bu fermanın uygulanmasından doğacak sorunlar ile, Osmanlı Devleti'nin iç işlerine aynı zamanda ortaklaşa müdahale edebilecekleri yeni bir kapıyı önceden açmışlardır. Kapitülasyonların kaldırılmayıp sürdürülmesi ise, bunu daha güçlü hale getirmekteydi. Bu bakımlardan Paris Andlaşması, uygulama olanaklarından yoksun koşullarıyla, Osmanlı Devlet'inin geleceği için bir garanti olmaktan uzaktı. Bu ise barışın uzun ömürlü olmamasına neden olacaktır.
Kırım Savaşı'nın Osmanlı Devleti'ne getirdiği bir sonuç da, ilk defa yabancı devletlerden borç para alması oldu. Gerçi Osmanlı Devleti, mali durumunun bozulması üzerine ilk defa 18. yüzyılın sonlarında borçlanmayı düşünmüştü. Fakat çeşitli nedenlerden bu mümkün olmamıştı. Ancak, Kırım Savaşı'nın Osmanlı maliyesini daha da fenalaştırması ve buna rağmen savaşa devam edilmek istenmesi üzerine, dış borçlanmanın yapılmasına karar verilmiştir. Osmanlı Devleti'nin bu sıralarda müttefikleri olan İngiltere ve Fransa da bunu desteklemişlerdir. Bunun üzerine Babıâli, Londra'da Palmer ve Paris'te Goldschmid adındaki iki banka grubu ile 24 Ağustos 1854'te bir sözleşme yaparak, 3.000.000 İngiliz lirası (yaklaşık 330 milyon kuruş) borç aldı. Osmanlı tarihinde alınan bu ilk borca Mısır'dan alınan vergi geliri karşılık olarak gösterildi. Ancak, ilk borçtan hazineye giren para ile savaş masrafları karşılanamadığından, ertesi yıl yeniden borçlanma zorunluluğu doğdu. İkinci borçlanma ise, İngiltere ve Fransa hükümetlerinin kefaleti sağlanarak, 1855 yılında Rothschild şirketi ile 5.000.000 Sterlinlik bir sözleşme imzalanarak yapıldı. Bu borca karşılık olarak da İzmir ve Suriye gümrüklerinin gelirleri ile Mısır vergisinin, birinci borçlanmadan arta kalan kısmı gösterildi. Ayrıca bu sözleşme ile, alınacak paranın sadece savaş masraflarına karşılık olarak kullanılması, bunu kontrol etmek üzere de, İngiltere ve Fransa hükümetlerinin temsilcilerinden oluşacak bir komisyonun kurulması kabul edildi109. Böylece Osmanlı Devleti, Kırım Savaşı ile birlikte tarihinde ilk defa dış borçlanma ve aynı zamanda yabancıların mali kontrolü dönemine de girmiş oldu.
Paris Andlaşması, Kırım Savaşı'na katılan diğer devletlere ise, doğrudan çıkar sağlayan bir durum meydana getirmedi. Ancak, dolaylı olarak her devlet, kendisine göre bazı çıkarlar elde etti.
109) Bkz. İ. Hakkı Yeniay, Yeni Osmanlı Borçlar Tarihi, İstanbul 1964, s. 19-30; Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, c. VI., Ankara 1954, s. 209-211.; Nihad S. Sayar, Türkiye İmparatorluk Dönemi Malî Olayları, İstanbul 1977, s. 192-194; A. du Velay, Türkiye Maliye Tarihi, (Ankara) 1978, s. 80-86.
08İngiltere, Rusya'nın Karadeniz'deki donanma ve tersanelerinin yok edilmesi ve bu denizde donanma bulundurmasını önlemekle, sömürgeleri ve Yakındoğu ticareti için büyük bir tehlikeyi, bir süre için de olsa kaldırmış oldu.
Fransa, Rusya'nın özellikle Kutsal Yerler Sorunu'nu bahane ederek Boğazlar ve Akdeniz'e inerek, kendi nüfuz alanlarına göz diktiğini gördüğünden, savaşa girmişti. Paris Andlaşması bu tehlikeyi önlediği için durumdan memnundu. Ayrıca, bu savaşla ve bu süre içerisinde yapılan ittifaklar ile, Koalisyon Savaşları'ndan itibaren kendisine karşı kurulmuş bulunan ittifak grubunu kesin olarak parçalamış oldu. Andlaşmanın Paris'te yapılması ise, Fransa'ya, Avrupa siyasetinde yeniden üstün bir yer sağladı.
Piyemonte, Paris Kongresi'ne katılmakla, İtalyan birliğini kurma düşüncesini devletlerarası bir kuruluşta tanıtma ve savunma olanağına kavuştu. Böylece, İtalyan birliği sorununu Avrupa politikasının konulan arasına sokturma fırsatını elde etti110.
Böylece, Kırım Savaşı sonucunda imzalanan Paris Andlaşması ile, Avrupa'da yeni bir siyasi denge kurulmuş oldu. Kongre aslında barış andlaşması hazırlamak için toplanmıştı. Ancak bunun yanında, Kongre'de barış ile doğrudan ilgili olmayan, "deniz savaşı hukuku" gibi başka konular da görüşülmüş ve karara bağlanmıştır. Bu ise, uluslararası örgütlenmenin gittikçe güç kazandığını göstermesi yönünden, Kongre'ye ayrıca önem sağlamıştır111.
Bütün bunlarlar beraber, Paris Andlaşması'nın getirdiği barış, çeşitli nedenlerle uzun ömürlü olamadı. Nitekim, andlaşmanın hemen arkasından, aşağıda görüleceği üzere, Osmanlı Devleti ile diğer Avrupa devletleri, iç ve dış yeni sorunlarla karşılaşmaya başladılar.
I. ISLAHAT FERMANI (18 Şubat 1856):
Islahat Fermanı, aslında Osmanlı Devleti'nin bir iç düzenleme girişimi olmakla beraber, devletlerarası bir andlaşmada, yani Paris Andlaşması'nın maddeleri arasında yer alması yönünden, aynı zamanda siyasi niteliği de olan bir hareketti. Bu yönden konuya özetle de olsa değinmek gerekecektir.
1. Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı'nın Hazırlanışı:
Yukarıda belirtildiği gibi, Kırım Savaşı (1853-1856), bir bakıma Rusya'nın Osmanlı Devleti'nin sınırları içerisinde bulunan Hıristiyanları korumak ve ayrıcalıklarını çoğaltmak istemesi iddiasından çıkmıştı. Bu bakımdan, savaş sırasında Osmanlı Devleti'nin müttefikleri olan ve Rusya'ya karşı savaşan Avrupa devletleri, Rusya'yı bu iddiasından yoksun bırakmak için girişimlerde bulunmuşlardı.
110) Enver Ziya Karal, aynı eser, c. V., s. 245-248.
111) Bkz. Mehmet Gönlübol, aynı eser, s. 55-56.
815-1870 Yılları Arasında Osmanlı İmparatorluğu 20Nitekim İngiltere, Fransa ve Avusturya, daha Nisan 1855'te kendi aralarında, savaş sonrasında yapılacak andlaşma esaslarını görüşerek bazı kararlar almışlardı. Sonra da buna dayalı olarak 16 Aralık 1855'te bir anlaşmaya varmışlardı. Rusya'ya da aynen kabul etmesi için bir nota ile bildirilen bu kararlar arasında, "Babıâli'nin hükümranlık haklarını bozmayacak bir şekilde, Hıristiyan uyruğun hak ve ayrıcalıklarını belirleyen yeni bir Islahat Fermanı'nın çıkarılması"da vardı112.
Osmanlı Hükümeti, Viyana'da yapılan görüşmelerde, yukarıda belirtilen hususun devletin iç işlerine karışma anlamına geleceğini bildirerek, 16 Aralık 1855 tarihli kararlar arasında yer almamasına gayret etti, fakat başarı sağlayamadı. Bunun üzerine, Paris'te yapılacak barış görüşmelerinden önce Islahat Fermanı'nı ilan ederek, müttefikleri olan devletlere iç işlerine karışma yolunu kapamaya çalıştı113. Bunun için de hemen fermanı hazırlamak üzere İstanbul'da bir komisyon kuruldu. Bu komisyonda Sadrazam, Hariciye Nazırı ve diğer devlet adamlarından başka, müttefik devletler olan İngiltere, Fransa ve Avusturya'nın elçileri de bulunuyordu.
Komisyonun kuruluş şekli, yabancı devletlerin, meydana getirilecek fermanda etki sahibi olmak istediklerini göstermekteydi. Amaçları, Rusya'nın daha önce Osmanlı Devleti'nden Hıristiyan uyrukları bahane ederek sağladığı hak ve ayrıcalıkları, kendilerinin de bu yoldan elde etmelerine dayanıyordu. Ancak tutulacak yol hakkında aralarında görüş birliği yoktu. Her biri ayrı bir tez ortaya atıyordu. Bununla beraber hepsinin ileri sürdüğü ortak nokta, Osmanlı Devleti'nin 1839'da ilan etmiş olduğu Tanzimat Fermanı hükümlerinin, Müslümanlar ile Müslüman olmayan uyrukların aralarındaki farkları ortadan kaldıramadığı, bu nedenle yeni çıkarılacak fermanda Müslüman olmayan uyruğa eşitliği sağlayacak hükümlerin konması ile, bunların uygulanmasında, Avrupa büyük devletlerinin söz hakkına sahip olmasıydı.
Sonuçta, komisyon tarafından Fransız tezi kabul edildi. Buna göre, Viyana'da alman kararlara uygun olarak, Müslümanlarla Müslüman olmayan uyruk arasında eşitliği sağlayacak bir fermanın hazırlanıp ilan edilmesine ve bunun barış andlaşmasında yer almasına karar verildi.
2. Islahat Fermanı ve İlanı:
Yukarıda belirtilen koşullar altında hazırlanan Islahat Fermanı, Paris Kongresi'nin başlamasından hemen sonra, 18 Şubat 1856 günü, İstanbul'da devletin ileri gelenleri ile yabancı devlet temsilcilerinin huzurunda okunarak açıklandı. Fermanın getirdiği önemli hususlar özetle şöyle idi:
1) Gülhane Fermanı ve Tanzimat ile her din ve mezhepde bulunan bütün uyruklara vaad olunan güvenceler, bu fermanla yenilendiğinden, bunların uygulanması için gerekli önlemler alınacak,
112) Ahmet Cevat Eren, "Tanzimat", İslâm Ansiklopedisi, c. XI., İstanbul 1970, s. 741.
113) Charles Seignobos, aynı eser, c. II., İstanbul 1325, s. 382.
F—1102) Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar kanun önünde eşit olacaklar,
3) Patrikhanelerde yeni meclisler kurulacak ve bu meclislerin verecekleri kararlar Babıâli tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek,
4) Patrikler ömür boyunca bu makama seçilecek,
5) Şehir ve kasabalarda bulunan kilise, manastır, mezarlık, okul ve hastahane gibi yerlerin tamir veya yeniden yapılmasına izin verilecek,
6) Irk, din, dil farkı gözetilmeden hiçbir mezhep diğerine üstün sayılmayacak,
7) Hiç kimse din değiştirmeye zorlanmayacak,
8) Devlet hizmetlerine, askerlik görevine ve okullara bütün uyruk eşitolarak kabul edilecek,
9) Bütün toplumlar okul açabilecek,
10) Vergiler eşit alınacak, iltizam usulü kaldırılacak,
11) Bütün uyruğun eşit ve serbest şekilde ticaret ve ekonomik girişimlerde bulunması sağlanacak,
12) Mahkemeler açık olacak, keyfî cezalar verilmeyecek,
13) Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar arasındaki davaları görmeküzere, karma mahkemeler kurulacak,
14) Yabancı devletler ile yapılacak anlaşmalar gereğince, yabancılar da Osmanlı Devleti sınırları içerisinde mülk sahibi olabilecek114.
3. Ferman'ın Devlet Yönetimine Etkileri:
Islahat Fermanı, yukarıdaki hususlardan anlaşılacağı üzere, 1839 Tanzimat Fermanı gibi sadece can, mal, namus güvenliğinin sağlanmasını değil, aynı zamanda, Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki Müslüman olmayanları - gerçek anlamı ile Hıristiyanları- Müslümanlarla eşit haklara kavuşturmayı esas almıştır. Görünürdeki amacı, bütün toplulukları ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin kaynaştırmak ve böylece bir Osmanlı toplumu meydana getirmekti. Ancak Ferman, konu olarak, sadece Müslüman olmayan uyruğun ayrıcalıklarını genişletmiştir. Müslümanlar için ise yeni bir şey getirmiyordu. Böylece Osmanlı Devleti, Büyük Devletlerin baskısı karşısında topraklarını ve haklarını savunabilmek için, Müslüman olmayan toplumlara eşitlik tanıdığını resmen açıklamak zorunda kalmıştır.
Halbuki Osmanlı Devleti, bu eşitliği, bütün tarihi boyunca kendi isteğiyle uygulamıştı. Şimdi, bunu resmen yapmayı vaad etmekle, kendisinde mevcut
114) Fermanın mptni için bkz. Enver Ziya Karal, aynı eser, c. V., s. 258-264, c. VI, s. 1-5. Ayrıca, İsmail Hami Danişmend, izahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. IV., İstanbul 1972, s. 174-175; Charles Seignobos, aynı eser, c. II., s. 323-328.
815-1870 Yılları Arasında Osmanlı İmparatorluğu 21olmayan bir adaletsizliği, yapmış olmak gibi, bir duruma düşüyordu. Avrupa devletlerinin, Osmanlı Devleti'ni böyle bir fermanı ilana mecbur bırakması, kendilerine Osmanlı Hıristiyan toplumları üzerinde daha et Vıli koruyuculuk hakkı ile, Osmanlı topraklarında siyasi, ekonomi, hukuk ve kültür alanlarında yeni hak ve çıkarlar sağlamak içindi. Bu nedenlerle de fermanı, Paris And-laşması'nın kapsamı içerisine aldırmışlardı.
Gerek bu nedenle, gerekse Müslüman olmayanlara verilen yeni ayrıcalıklar yönünden, Islahat Fermanı, Müslümanlar tarafından olumsuz karşılandı. Hıristiyanlar ve diğer toplumlar ise, kendilerine birçok haklar tanıyan, fakat aynı zamanda askerlik gibi (isteyen bedel vererek askere gitmeyebilirdi) bazı yükümlülükler getirdiği için Islahat Fermanı'nı iyi karşılamadılar. Zira, yurttaşlık duygulan olmadığından, askerliği iş ve güçlerine engel olacak bir yük olarak görmekteydiler.
İmparatorluk içinde bu tepkilerle karşılanan Islahat Fermanı, uygulamada da birçok güçlüklerle karşılaştı. Bu nedenle de bazı hükümleri kâğıt üzerinde kaldı115.
Gerçekte Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı'nın genişletilmiş bir şekliydi. Ancak Tanzimat, ülkenin içine düştüğü kötü durumdan kurtarılması için, Osmanlı devlet adamları tarafından dış etki olmadan hazırlanmıştı. Islahat Fermanı ise, yukarıda da belirtildiği gibi, yabancı devletlerin baskısı sonucunda düzenlenmiş ve ilan edilmiştir. Osmanlı Devleti bu Ferman'ı kendiliğinden ilan etmiş görünmekle, sadece şekil yönünden hükümranlık şerefini kurtarmış bulunuyordu. Aslında ise, Hıristiyan toplulukların korunması kararları, Avrupa devletlerinin eline geçmiş oluyordu. Nitekim bu tarihten sonra, Paris Andlaşması'ndaki, Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışılmayacak maddesine rağmen, Büyük Devletler her fırsatta İmparatorluğun iç işlerine karışmaya başlayacaklar, bunlar da bir çok iç ve dış olay ve gelişmenin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
J. PARjS ANDLAŞMASI'NDAN SONRA OSMANLI İMPARATOR-L UĞU (1856-1870):
Kırım Savaşı, bir bakıma, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa devletleri ile bir blok içinde birleşmesine yol açmıştı. Savaştan sonra, 1856 yılında Islahat Fermanı'nın ilanı ve Paris Andlaşması'nın yapılması ise, Osmanlı İmparatorluğu'na iç ve dış siyasetinde daha rahat hareket edebileceği bir ortamı hazırlamış oldu. Bunlar da ülkede geleceğe ümitle bakılmasına yol açtı. Islahat Fermanı'nın getirdiği hususlar uygulanmaya başlandı. Ne var ki, daha çok şekil yönünden ortaya çıkarılmış bulunan bu ortam, istenen koşulları gerçekleştiremedi. İstanbul Hükümeti, yine Büyük Devletlerin iç işlerine karışmasıyla ve diğer nedenlerle birlikte, bu karışmalardan da doğan eyaletlerdeki çeşitli sorunlarla uğraşmak durumunda kaldı. 115) Bkz. Enver Ziya Karal, aynı eser, c. VI., s. 7-13.
Dünya Siyasi Tarihi (1 . bölüm)
- 65191 okuma
Gözde içerik
Bugün:
- Bulmaca Sözlüğü
- Kürtçe - Türkçe Sözlük
- Türkçe - Kürtçe Sözlük
- UYUŞTURUCU HAKKINDA HERŞEY
- EVLİLİK İLE İLGİLİ BİLGİLER
- Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (1. Bölüm)
- Excel Kullanımı ( Elektronik Tablo) ve Formüller
- Mİcrosoft Office Word Kullanımı
- Tarih - Bilim - İlim - Buluşlar - Matematik - Geometri
- Genel Türk Tarihi - İslamiyet öncesi Türk Devletleri
Tüm zamanlar:
Son görüntülenme:
- Dünya Siyasi Tarihi (1 . bölüm)
- Peygamberler Tarihi - YUSUF ALEYHİSSELÂM
- Bilgisayar - Sunucu ve Network (Ağ) Yönetimi, Kurulumlar, Yazılım ve Donanım Ayarları
- Bilgisayar - Yazılım - ASP - FORMDAN VERITABANI GIDEN KAYITLAR
- GELİŞİM PSİKOLOJİSİ Yetişkinlik - Yaşlılık - Ölüm
- Yeşilay Haftası
- İletişim Sorunları
- YEREL YÖNETIMLER
- İNKILAP TARİHİ NOTLARI
- Genel Türk Tarihi - İslamiyet öncesi Türk Devletleri
- Tarih - Bilim - İlim - Buluşlar - Matematik - Geometri
- Mİcrosoft Office Word Kullanımı
- Excel Kullanımı ( Elektronik Tablo) ve Formüller
- Türkçe - Lazca / Lazca - Türkçe Sözlük (1. Bölüm)
- EVLİLİK İLE İLGİLİ BİLGİLER
- UYUŞTURUCU HAKKINDA HERŞEY
- Türkçe - Kürtçe Sözlük
- Kürtçe - Türkçe Sözlük
- Bulmaca Sözlüğü
- Peygamberler Tarihi - Hz Muhammed Aleyhisselam - 10. Bölüm
çok süper olmuş
çok süper olmuş emeğinize sağlık
Yeni yorum gönder