Dünya Siyasi Tarihi (1 . bölüm)

Yakınçağ Başlarında Osmanlı İmparatorluğu 6Nitekim Prusya'nın İstanbul'daki elçisi, daha Aralık 1788'de Osmanlı Hükümeti'ne başvurarak, devletinin Osmanlı Devleti ile bir ittifak andlaşması yapmak istediğini, bu öneri kabul edildiği takdirde de, Prusya kralının güvenini sağlamak için bir senedin verilmesinin gerektiğini belirtmişti. Yani Prusya, Osmanlı Devleti'ne karşılılık esasına göre bir ittifak önermişti.
Ancak Osmanlı tarihinde bir Hıristiyan devletle karşılıklılık esasına göre andlaşma yapmanın örneği yoktu. Bu nedenden Osmanlı devlet adamları arasında, Prusya'nın ittifak önerisinin kabul edilip edilmemesi konusunda görüş ayrılıkları doğmuş ve tartışmalar başlamıştır. Nitekim görüşmeler sırasında kazaskerlerden bazıları, bir Hıristiyan devletle ittifakın meşru olmadığını belirterek, buna engel olmaya çalışmışlardır. Bunlara karşılık şeyhülislam da, bu itirazları gerekçe göstererek çürütüp ittifakın yapılabileceğini ispat etmiştir. Bu da Prusya ile anlaşmak isteyen Padişah III. Se-lim'i memnun bırakmıştır.
Sonuç olarak, 1789 yılı sefer mevsiminde Osmanlı ordularının Rusya ve Avusturya cephelerinde uğradığı yenilgiler üzerine, Osmanlı Devleti, Prusya ile ittifak andlaşması yapmayı kabul etti. Bunun üzerine de iki devlet arasında görüşmeler başladı. Bu görüşmelerde Osmanlı Devleti'ni Rumeli Kazaskeri Aşir Efendi ile Reisülküttab Raşit Efendi, Prusya'yı da İstanbul Elçisi Friedrich von Diez temsil etti. Görüşmeler sonucunda da, 31 Ocak 1790 günü Osmanlı-Prusya İttifak Andlaşması imzalandı17. Tamamı beş madde olan bu andlaşmaya göre:
1) Avusturya ve Rusya kuvvetleri Tuna nehrinin güneyine geçecek
olursa, Prusya Devleti, 1790 yılı ilkbaharında Avusturya ve Rus
ya'ya savaş ilan edecek ve bütün kuvvetleriyle karadan ve denizden
Osmanlı Devleti'ne yardım yapacaktı. Buna karşılık Osmanlı Dev
leti de, barış sırasında Lehistan'a ait olup Avusturya'nın elinde bu
lunan Galiçya'nın Lehistan'a iadesine çalışacaktı.
2) Osmanlı Devleti ile Prusya arasında 1761 yılında yapılan ticaret
anlaşması aynen yürürlükte kalacak, bundan sonra Prusya ticaret
gemilerine, diğer dost devletlere olduğu gibi, Akdeniz'de kendi bay
rağı altında serbestçe dolaşma hakkı tanınacaktı. Aynı zamanda,
Osmanlı ülkesinde Fransa ve İngiltere'ye tanınmış olan ayrıcalık
hakları (Kapitülasyonlar) Prusya için de geçerli olacaktı.
3) Osmanlı Devleti Rusya ve Avusturya ile barış yapmadıkça Prusya
da savaşı bırakmayacak; buna karşılık, Prusya, İsveç ve Lehistan
birlikte veya ayrı ayrı olarak Avusturya ve Rusya ile barış yapma
dıkça Osmanlı Devleti de barışa yanaşmayacaktı.
17) Andlaşmanın hazırlığı ve imzalanması sırasında meydana gelen gelişmeler hakkında geniş bilgi için bkz. Kemal Beydilli, 1790 Osmanlı - Prusya İttifakı, istanbul 1984. s. 21 vd.
F— 5Diğer taraftan, barıştan sonra Avusturya ve Rusya; Osmanlı Devleti, Prusya, İsveç ve Lehistan'a saldıracak olursa, Osmanlı Devleti ile Prusya bu devletlere savaş açacaktı.
4) Prusya, yapılacak barış andlaşmasında Osmanlı Devleti'nin elinde kalan yerleri korumasında kefil olacak ve İngiltere, Felemenk, İsveç ve Lehistan devletlerinin de bu kefilliğe katılmasına çalışacaktı.
Barıştan sonra Osmanlı Devleti ile Prusya, Rusya veya Avusturya'dan birinin saldırısına uğrarsa, iki devlet aralarında yapacakları ittifaka dayanarak birbirlerine yardım edeceklerdi1^.
Görüldüğü gibi, bu andlaşma ile, Osmanlı Devleti ve Prusya arasında, Rusya ile Avusturya'ya karşı bir savunma ittifakı kurulmuştur. Ayrıca, doğrudan veya dolaylı olarak İngiltere, Felemenk, İsveç ve Lehistan devletleri de bu ittifakın ilgili tarafları haline getirilmiş veya öyle olmaları düşünülmüş, böylece ittifakın sınırları genişletilmek istenmiştir. Bir başka deyişle, bu ittifakla Rusya ve Avusturya'ya karşı Avrupa'da bir ortak cephe veya blok oluşturulması hedef alınmıştır.
Diğer taraftan Osmanlı Devleti ve Prusya, bu andlaşmaya göre, savaşta ve barışta Rusya ve Avusturya'dan gelecek her türlü tehdit ve saldırıya birlikte karşı koymayı, bu amaçla da birbirlerine karşılıklı olarak askeri ve diplomatik olanaklarıyla yardım yapmayı kararlaştırmışlardır.
Böylece, Osmanlı Devleti, savaş halinde bulunduğu Rusya ve Avusturya'ya karşı, bunların her ikisini de tehdit edebilecek ve zorlayabilecek bir başka Avrupa devletinin yardımını sağlamıştır. Buna karşılık Prusya da, rakibi olan iki komşu devleti, yani Rusya ve Avusturya'yı iki cepheli bir savaşa girmek zorunda bırakarak, onları kendisi için tehlike olmaktan çıkarma olanağına kavuşmuştur.
Yine bu ittifakla Osmanlı Devleti, tarihinde ilk defa olarak, bir Hıristiyan devletle karşılıklılık esasına göre bir andlaşma imzalamış, bu suretle de Avrupa diplomasisine ve ittifaklar dönemine girmiştir.
Bu yönleriyle önem taşıyan andlaşmanın imzalanması Osmanlı Hükümeti tarafından o günlerin zor koşulları içinde memnunlukla karşılanmıştır. Prusya tarafından ise büyük bir başarı olarak kabul edilmiştir. Nitekim, Prusya adına andlaşmayı imzalayan elçi Diez, bunu, bu andlaşma ile "her Türk bir Prusyalı olmuştur", ifadesiyle belirtmiştir19.
Bütün bunlara rağmen Osmanlı Devleti, bu andlaşmadan gereği gibi yarar sağlayamadı. Çünkü Prusya iki büyük ve güçlü komşusu Rusya ve Avusturya
18) Andlaşma metni için bkz. Kemal Beydilli, aynı eser, s. 144-148.
19) Yorga, aynı eser, c.V., s.93.

Yakınçağ Başlarında Osmanlı İmparatorluğu 6ile savaşa girmeyi göze alamadı. Bunda ise, Prusya'nın müttefiki olan İngiltere'nin, Rusya ile arasını açabilecek ve özellikle ticari çıkarlarına zarar verebilecek böyle bir ittifakı desteklemek için, Prusya'nın yanında yer almaması önemli rol oynadı20.
Ancak Osmanlı-Prusya ittifakı, Osmanlı Devleti için Prusya'dan askeri bir yardımın fiilen sağlanmasını gerçekleştirmediyse de, sürmekte olan savaşın sona erdirilmesinde diplomatik yönden yardımcı oldu.
d. Savaşın Sürmesi:
Osmanlı İmparatorluğu, 1790 yılı kış aylarında bir taraftan Prusya ile ittifak andlaşması yaparak, savaş halinde bulunduğu Rusya ve Avusturya'ya karşı diplomatik önlemler alırken, diğer taraftan da ilkbahar aylarında yeniden başlayacak savaş harekâtı için askeri hazırlıklarını sürdürmekteydi.
Diğer taraftan bu sıralarda, 20 Şubat 1790'da, Avusturya İmparatoru II. Jozeph öldü ve yerine II. Leopold geçti. Yeni İmparator ise, Osmanlı Devleti ile uzayıp giden savaştan memnun değildi. Çünkü bu savaş, Avusturya'nın bütün imkanlarını eritiyordu. Halbuki Avusturya'nın Macaristan'da ve Slavların oturduğu yerlerdeki iç isyanlardan dolayı da başı dertteydi. Bunların yanı sıra, batısında yani Fransa'da 1789 yılında başlayan ve hızla gelişen ihtilal hareketleri Avusturya'yı gittikçe daha çok rahatsız etmekteydi. Bunlann sonucu olarak Avusturya, kesin bir zafer kazanarak Osmanlı Devleti ile savaşa son vermek ve barış yapmak istiyordu.
Bu sıralarda Osmanlı kuvvetleri, 8 Haziran 1790'da Yergöğü'nde Avusturyalıları yendi. Bu zafer Osmanlı Devleti'nde büyük sevinç yarattığı gibi, onun durumunu Avusturya karşısında güçlendirdi. Nitekim bu zaferden sonra Avusturya barışa yanaşmak zorunda kaldı.
e. Osmanlı - Avusturya Barışı; Ziştovi Andlaşması
(4 Ağustos 1791):
Yukarıda belirtildiği gibi Avusturya, bu sıralarda önemli iç ve dış problemlerle karşı karşıyaydı. Diğer taraftan Prusya, Osmanlı Devleti ile ittifak yaptıktan sonra, 1790 Haziran ayında Rusya ve Avusturya sınırlarına kuvvet göndererek, bu devletleri tehdide başlamıştı. Bu durumda, Türkler karşısında Yergöğü'nde uğradıkları hezimet Avusturya'yı daha da kötü duruma soktu. Bunun üzerine Avusturya İmparatoru II. Leopold, doğrudan doğruya Prusya Kralı II. Fredrik'e başvurarak barış istedi. Görüşmeler Bohemya sınırlarına yakın Reichenbach'da, Prusya'nın müttefikleri İngiltere ve Felemenk temsil-
20) Kemal Beydilli, aynı eser, s. 142.çilerinin de katılmasıyla yapıldı. Sonuçta bu devletler kendi aralarında 27 Temmuz 1790' da bir andlaşmaya vardılar21.
Bu andlaşmaya göre, Avusturya, bu savaşta Osmanlı Devleti'nden aldığı toprakları geri verecek, Rusya'ya hiçbir şekilde yardımda bulunmayacak ve Osmanlı-Avusturya savaşına son verilmek üzere bir mütarekenin yapılmasını kabul edecekti.
Nitekim Reichenbach Andlaşması'ndan sonra, bu andlaşmaya göre, Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında barış için görüşmelere başlandı. Sonuçta, 18 Eylül 1790'da Yergöğü Sahrası'nda Prusya'nın aracılığı ve kefil-liğiyle dokuz aylık bir süre için mütareke imzalandı22. Bundan sonra da Osmanlı Devleti'nin önerdiği Ziştovi'de, 5 Aralık 1790'da barış görüşmeleri başladı.
Ziştovi barış görüşmesine Osmanlı Devleti, Reisülküttab Abdullah Birrî Efendi'yi, Avusturya Baron von Herbert Ratkeal'ı, Prusya da İstanbul elçisi Lucchesini'ni temsilci olarak atadı. Bu temsilcilerin başkanlıklarındaki heyetler arasında yapılan barış görüşmeleri uzun ve çok çekişmeli geçti. Avusturya, Osmanlı Devleti ile daha uygun bir anlaşma yapabilmek için görüşmeleri uzattı. Hatta Haziran 1791'de görüşmeler kesildi. Ancak Fransa'da ihtilalin meydana getirdiği gelişmeler üzerine Prusya ile Avusturya'nın, Fransa'ya karşı aralarında Pilnitz Andlaşması'nı yapmalarından, yani Avusturya'nın dikkatlerini daha çok batıya, Fransa'ya doğru çevirmek zorunda kalmasından sonra, Ziştovi görüşmelerine yeniden başlandı. Sonuçta, Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında 4 Ağustos 1791'de Ziştovi Barış And-laşması imzalandı23. Tamamı on dört madde olan bu andlaşmaya göre:
1) Osmanlı Devleti ile Avusturya, savaştan önce yapmış oldukları
bütün andlaşmalan karşılıklı olarak tanıyacaklardı.
2) İki devlet arasında daha önce yapılan ticaret andlaşmalarına göre,
ticaret serbestliği ve ticarete ait haklar devam edecekti.
3) Osmanlı Devleti, Avusturya tüccar ve gemilerini Garp Ocakları
korsanlarına karşı koruyacaktı; eğer bunlardan bir zarar gelirse,
karşılığını ödeyecekti.
4) Avusturya, Orsova dışında, bu savaşta işgal ettiği yerlerin hepsini
geri verecekti. Ayrıca Rusya 'ya açık ve gizli hiçbir yardımda bu
lunmayacaktı24.
Böylece, Ziştovi Andlaşması'nın imzalanmasıyla Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında sürmekte olan savaş sona erdi.
21) Kemal Beydilli, aynı eser, s. 81.
22) Kemal Beydilli, aynı eser, s. 101; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, aynı eser. c.IV., s. 569-570.
23) Geniş bilgi için bkz. Kemal Beydilli, aynı eser, s.127-1324) Andlaşmanın metni için bkz. Nihat Erim, Devletlerarası Hukuku ve Siyasî Tarih Me
tinleri, c.I., Ankara 1953, s. 169-175.

Yakınçağ Başlarında Osmanlı İmparatorluğu 6Osmanlı Devleti, Avusturya ile savaşı sona erdirmekle, her şeyden önce iki cepheli savaştan kurtulmuş oldu ve bütün dikkatini Rusya cephesine topladı. Ancak, özellikle Avrupa'da meydana gelen çok önemli olay ve gelişmelerin de etkisiyle, biraz sonra onunla da barış andlaşması imzaladı.
f. Osmanlı - Rus Barışı; Yaş Andlaşması (10 Ocak 1792):
Osmanlı Devleti, Ziştovi Andlaşması'ndan sonra, bütün kuvvetiyle Rusya üzerine harekete geçmek için bazı önlemler almaya yöneldi. Bu arada, İsveç'in, müttefiki olan Osmanlı Devleti'ne haber bile vermeden, 1790 yılında Rusya ile anlaşmasından sonra, Baltık kıyılarındaki Rus kuvvetleri Osmanlı sınırlarına kaydırılmıştı. Bu da, cephede Rusları daha etkili hale getirmişti. Bunun için Osmanlı Devleti, Rusya'yı yeniden iki cepheli bir savaşa zorlamak ve böylece karşısındaki kuvvetlerin azalmasını sağlamak üzere, müttefiki olan Prusya'nın da Rusya'ya savaş açmasını istemeye başladı.
Osmanlı Devleti'nin Prusya'yı savaşa teşvik ettiği bu sıralarda ise, Rusya da, Prusya ve İngiltere ittifakına karşı Osmanlılarla barış yapmayı istemeye başladı. Bu amaçla da Osmanlı ordugâhına bir temsilci gönderdi. Ancak bundan bir sonuç elde edilemedi ve Osmanlı Devleti ile Rusya arasında savaş devam etti.
Nitekim Osmanlı Devleti'nin bir taraftan Avusturya ile barış görüşmelerini sürdürdüğü 1790 yılı sonbahar aylarında, Rusya, Osmanlı Devleti'ni tek başına barışa zorlamak için Besarabya'nın tamamını elde etmek amacıyla ve bütün kuvvetiyle hücuma geçmişti. Bu hücum sonunda Ruslar, 23 Ekim 1790'da İsmail Kalesi'ni ele geçirmişler, 1791 yılı yaz aylarındaki askeri harekatta da bazı başarılar kazanmışlar, aynı zamanda da Kafkas cephesinde Anapa ve Soğucak gibi önemli kaleleri işgal etmişlerdir.
III. Selim tahta çıktığı andan itibaren Ruslar'a karşı basan elde etmek için çalışmıştı. Fakat, savaş Osmanlı Devleti'nin aleyhine gelişiyordu. Bunun üzerine, kura ile sadrazam tayin edilmiş olan Şerif Hasan Paşa azledilerek yerine Koca Yusuf Paşa Şubat 1791'de yeniden sadrazam yapıldı. Koca Yusuf Paşa Osmanlı-Rus Savaşı'nın çıkmasında önemli rol oynamıştı. Yeniden onun sadrazamlığa getirilmesiyle, açmış olduğu bu savaşlara yine kendisinin son vermesi düşünülmüştü. Ancak, başarılı ve onurlu bir barışın yapılabilmesi için bazı zaferler elde edilmesi gerekiyordu. Fakat, özellikle 9 Nisan 1791'de yapılan Maçin Muharebesi'nden sonra, artık yeni bir zafer kazanmak ümidi kalmamıştı. III. Selim, bu durum karşısında İngiltere, Prusya ve İspanya'nın arabuluculuğuyla Rusya ile barış yapılmasına karar verdi25.
Bu sıralarda ise, Fransız İhtilali'nin yayılmasından korkan Avrupa devletleri, bu hareketi önlemek için Rusya'nın da kendileriyle birlik olmasını is-
25) Ahmet Cevat Eren, Selim Ill.'ün Biyografisi, İstanbul 1964, s.24-25.
()tediler. Bunun üzerine, III. Katerina da bir an önce Osmanlı Devleti ile barış yapmayı istemeye başladı.
Böylece iki tarafın barışa yönelmesi üzerine, 18 Ağustos 1791 tarihinde, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında sekiz aylık bir süre için, Kalas Mütarekesi imzalandı. Arkasından da, Kasım i 791'de, Yaş kasabasında barış görüşmelerine başlandı.
Barış görüşmeleri, uzun ve çetin müzakerelerle yaklaşık iki buçuk ay sürdü. Sonuçta, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 10 Ocak 1792 tarihinde Yaş Barış Andlaşması imzalandı. Tamamı on üç madde olan bu andlaşmaya göre:
1) 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması ile ondan sonra imzalanan 177anlaşması, 1783'teki ticaret andlaşması ve 1784'te Kırım ile Ta-
man'ın Rusya'ya bırakılmasını Kuban nehrinin sınır olarak kabul
edilmesini esas alan anlaşma, yine eskisi gibi kalacaktı.
2) Turla(Dinyester) nehri, iki devlet arasında sınır olacak, bu nehrin
sol tarafındaki bütün topraklar yani Boğ ile Turla arasındaki Özikırı
ile Özi Kalesi Rusya'ya bırakılacak; buna karşılık Rusya da, nehrin
sağ tarafında işgal ettiği yerleri, yani Bender, Akkerman, Kili, İs
mail Kalesi ile diğer kale ve şehirleri Osmanlı Devleti'ne iade ede
cekti.
3) 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması ile, sonradan yapılan anlaş
malarda Eflak ve Boğdan'a verilen haklar sürecekti.
4) Osmanlı Devleti, Garp Ocakları korsanlarına karşı Rus ticaret ge
milerini koruyacaktı, bunların zarar görmeleri halinde zarar ve zi
yanlarını ödeyecekti26.
Böylece, Yaş Andlaşması'nın da imzalanması ile, 1787 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında başlayan, sonra da Avusturya'nın katılmasıyla genişleyen savaş fiilen ve resmen sona ermiş oldu.
Nitekim bundan sonra Osmanlı ordusu, 3 Nisan 1792 günü İstanbul'a döndü.27.
g. Savaşın Sonuçları:
Görüldüğü gibi, 1787 yılında Osmanlı Devleti'nin, Rus baskısını ve isteklerini durdurmak ve Kırım'ı yeniden ele geçirmek üzere Rusya'ya savaş ilan etmesiyle başlayan 1787-1791,1792 Osmanlı-Rusya, Avusturya Savaşı, dört yıl sürmüş ve Osmanlı Devleti'nin yenilmesiyle sona ermiştir.
26) Andlaşmanın metni için bkz. Nihat Erim, aynı eser, c.L, s, 187-194.
27) Ahmet Cevat Eren, aynı eser, s. 127.

çok süper olmuş

çok süper olmuş emeğinize sağlık

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <b> <center> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Use <!--pagebreak--> to create page breaks.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Güvenlik kodunu yazıp yorumunuzu gönderin.
Not: Yorumlarınız yönetici onayından sonra eklenecektir.
Image CAPTCHA
Copy the characters (respecting upper/lower case) from the image.

Gözde içerik