SOSYALIST IKTISADI DÜŞÜNCENIN EVRIMI

1. SOSYALIZM: Tarihte Sosyalizm düşüncesini ortaya atan ilk düşünür Platon’dur. Sosyalist Devlet Sistemi fikrini ortaya atmıştır. Ortak mülkiyet kavramını öne süren ilk düşünürdür.
Klasik Teoriyi eleştiren üçüncü grup sosyalist’lerdir. Marks tarafından “ütopik sosyalistler” olarak nitelendirilecek olan bu ilk sosyalistler, değişik ülkelerde değişik fikirlerin savunucuları olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle onları ayrı ülke grupları olarak ele almak
gerekmektedir.
Sosyalizm bir düşünce ve aksiyon olarak kendini göstermeye başladığı yıllar dünya ülkelerinde henüz bir orta sınıf, sosyalist terminoloji ile, burjuva (bourgeoisie) sınıfı ayaklanması olan 1789 Fransız Ihtilali’nin etkileri canlıydı. Bu ihtilal sonrasında orta sınıf
aristokrasinin egemenliğinden ve feodalizmin zincirlerinden kurtulmuştu. Ancak bu gelişme tamamlanmadan, işçi sınıfı kendi sorunlarını gündeme getirdi. Sanayi devriminin küçük el sanatlarını ortadan kaldırıp yerine fabrikaları getirmesi, kentlerde bağımsız küçük işletme
sahiplerinin yerini geniş işçi kitlelerinin almasına neden olmuştu. Bu işçilerin çok fakir olması, iş koşullarının ağırlığı toplumda sınıfsal çelişkiyi arttırmış ve bu durum karşısında duyulan hoşnutsuzluk sosyalist düşünceyi şekillendirmişti.
Sosyalist düşünce belli bir kişi veya kişiler tarafından oluşturulmadığı gibi, yukarıda belirtildiği üzere, değişik ülkelerde değişik biçimler almıştır. Bütün bu değişik düşüncelerin ortak özelliği, içinde bulunulan yaşam koşullarından hoşnutsuzluk ve rekabetçi bir
mücadelenin topluma fakirlik, eşitsizlik ve güvensizlik getireceğine olan inançtı. Bu inanan bir sonucu olarak da. kurumsal yapının değiştirilmesi suretiyle topluma yeni bir yapı ve yön verilmesi savunuluyordu.
Sosyalist düşünce, yukarıda da belirttiğimiz gibi, belli kişi veya kişilerin düşüncesinden kaynaklanmadığı gibi, ne zaman ortaya
çıktığını kesinlikle belirlemekte mümkün değildir. Tarihsel bir perspektiften bakıldığı zaman sosyalist düşüncenin değişik zamanlarda
değişik kaynaklardan ortaya çıktığı söylenebilir. Her şeyden önce “Aydınlanma Çağının” insanın ilerleme ve mükemmelliğe ulaşma
yeteneğine sahip olduğunu öne süren ilkeleri, Condorcet ve Godwin’in bu inancı pekiştiren düşünceleri, Fransa ve Ingiltere’de etkili
olduğu gibi, bu ülkelerde daha sonra ortaya çıkan sosyalist düşüncede de izleri görülmüştür. Öte yandan Fransız Devriminin öncülük ettiği
ve örnek oluşturduğu bir sosyal hareketlilik dönemi başlamıştır. Benthamın mutluluk ilkesine dayanan ve devlet politikaları arasına
eşitliğin sağlanmasını da koyan yasama ilmi, bir başka sosyal hareketlilik kaynağı oluşturmuştur. Bazı sosyalistler bu etkiler nedeniyle
toplumsal hareketlere yönelmek gerektiğini savunurken bazıları tarihsel bir geçiş sürecinin gereğine inanmıştır. Bir başka grup ise doğal
hukuk ilkesini benimsemiş ve insanlığın, aklının önderliğinde sorunlarını çözeceğini öne sürerken, bir diğer grup ise dini etkenlerin
önemini vurgulayıp “Hıristiyan Sosyalizmi”ni savunmuştur. Bu arada Klasik iktisadın ve özellikle Ricardo’nun teorileri, mevcut ücret
sisteminin emeğin gerçek hakkını vermeyeceğini iddia eden bir başka grubun çıkış noktasını oluşturmuştur. Aşağıda önce “Ingiliz
Sosyalizmi”ni, sonra onun özel bir hali olan “Hıristiyan Sosyalizmi”ni daha sonra da “Fransız Sosyalizmi” ile “Alman Sosyalizmi”ni
inceleyeceğiz.
Ingiliz Sosyalizmi
Ingiliz Sosyalizmi, üç değişik biçimde ortaya çıkmıştır. Birincisi “Godwin tipi sosyalizm”, diğeri “Ricardo tipi sosyalizm” ve
üçüncüsü de “Hıristiyan Sosyalizmi”dir.
Godwin Tipi Sosyalizm: Owen
Robert Owen (1771-1858) Godwin’ci sosyalizmin temsilcisidir. Çünkü o da Goldwin gibi insanın özünde ilerlemeye açık ve
mükemmelliğe ulaşma eğilimine sahip olduğuna, ancak mevcut kötü kurumlar nedeniyle bu eğilimini gerçekleştiremediğine inanır.
Owen’in düşünceleri ve bu düşünceleri uyarınca yaptığı uygulamalar hem Avrupa’da ve hem de Amerika’da yankılar uyandırmış ve etkili
olmuştur. Zengin ve ünlü bir tekstilci olan Owen, New Lanark’da bulunan pamuk ipliği fabrikasında çocuk işçi çalıştırılmasını kısıtlamış
ve onların eğitimine özel bir önem vermiştir. Ücretleri yükseltmiş, çalışma saatlerini azaltmış, işçi evlerini ıslah etmiş, sağlık koşullarını
iyileştirmiş ve işçilerin günlük ihtiyaçlarını karşılayacağı dükkanlar açmıştır. Önceleri kimsenin duymadığı bu gibi önlemler, söz konusu
fabrika çok iyi çalışıp yüksek kar elde etmeye başlayınca büyük bir olay olmuş ve tüm dünyanın dikkatini çekmiştir.
Owen bu denemenin başarılı olmasından da güç alarak, toplumun karşısına bir düşünce ve aksiyon adamı olarak çıkmış,
düşüncelerini yaymaya ve savunmaya başlamıştır. Önceleri işçiler yanında, aristokratlar, bankerler ve din adamlarından oluşan geniş bir
dinleyici kitlesi bulan Owen, düşüncelerinin radikal olduğu, yani mevcut kurumsal yapının değiştirilmesine yönelik olduğu anlaşıldıkça,